Korku hikayeleri arasında yer alan bu olay Trabzon’da yaşanıyor. Ben Trabzonluyum, bilirsiniz bizim Trabzon’un yaylaları meşhurdur. Eskiden bizde yazları yaylaya çıkardık, hayvancılık yapardık.
O zamanlar 7-8 tane ineğimiz vardı, otlamaya gönderdik. Öğle vakti bunlar otlamadan döndü ama bir tanesi sürüden ayrılmış, dağda kalmıştı.
Dedem bana çık yukarı dağlara bak ama fazla yukarı gitme demişti. İneği belki görürüm diye ben elime değneği alıp dağa çıkmaya başladım.
Ormanı geçtim, ormanın yukarısında büyük bir ova var. Biz oraya büyük düz deriz.
Baktım bizim inek orada değil, ben de bir taşın üzerine oturdum. Bekliyorum hani belki inek oraya gelir diye.
Sonra baktım iki tane adam dağdan yukarıya çıkıyor. Bende peşlerinden gitmeye başladım. Güya yanlarına gidip burada inek gördünüz mü diye soracağım.
Adamlar gidiyor bende peşlerinden hızlı, hızlı yürüyorum, bir türlü yetişemiyorum. Sonra koşmaya başladım ama yine de yetişemedim. Sonra adamlar tepeden arkayı aştı. Biraz sonra bende aştım. Baktım adamlar ta karşı dağın tepesinde yürüyorlar. Şaşırdım bunlar ne zaman geçti oraya diye.
Sonra bunlara yetişemem diye tekrar ovaya döndüm. Ovaya geldim baktım en az 400-500 tane koyun var.
Başlarında da dört tane adam. Adamlar hep aynı giyimli, beyaz palto gibi bir şey var, yakaları siyah, kafalarında da koni biçiminde kırmızı şapka gibi bir şey. Ben onları izliyorum, orada el arabası gibi bir şey var.
O adamlardan birisi ona bindi. Araba dağdan yukarı doğru çıkmaya başladı. Sonra araba dağın tepesin den kendi kendine aşağı indi. Diğer üçü de ona bindi ve sonra tekrar dağa çıktı araba.
Sonra ormandan bir inek sesi duyar oldum. Gittim taşların arkasından ormana doğru, en fazla 3-4 saniye bakmışımdır.
Kafamı ovaya çevirdim, ne kuyruğu var ne de başka bir şey. İşte orada çok korktum, kendimi ormana attım.
O korkuyla iki dakikada eve indim. O zamanlar cin, peri nedir bilmiyorum. Gittim dedeme böyle, böyle diye anlattım.
Dedem onlar cindir dedi. Öyle insana görünürler ama onlara bir şey yapmazsan sana zarar vermezler dedi...
