Gözlerün fitnede ebrûn ile enbâz mı ki
Dil asılmağa iver zülfüne canbâz mı ki
Bizi kahr eyledüğin lûtfuna âgâz mı ki
Neyi ki şîve mi ki cevr mi ki nâz mı ki
Dili sayd etmede âlem bilür üstâdlığun
K'ey sakun âleme yayılmaya bîdâdlığun
Bilmezem sırrı nedür bilmiş iken yâdlığun
Neyi ki şîve mi ki cevr mi ki nâz mı ki
Dil nedür nesne mi var aşk odınâ yakmadığun
Aşk zencîrine gerden mi kodun takmadığun
Beni gördükde yüzin döndürüben bakmadığun
Neyi ki şîve mi ki cevr mi ki nâz mı ki
Bu Selîmî kuluna cevri revân eyledügin
Bunca sıdkın reh-i aşkında yalan eyledügin
Yüzünî gösterüben sonra nihân eyledügin
Neyi ki şîve mi ki cevr mi ki nâz mı ki
Günüzmüz Türkçesi ile...
*Ey güzel! Gözlerin fitne çıkarmada kaşlarınla işbirliği mi yapıyor ki bu derece gamzeli bakışların var. Gönlüm zülfüne asılmaya can atıyor, acaba cambaz olmasın!? Bizi ayrılık derdine salman, sakın lütuflarına başladığın manasına gelmesin!?… Bu lütuflar acaba ne ola ki; işve mi, eziyet mi, naz mı ki!?..
*Gönüller avlamak konusunda biricik olduğunu bütün dünya bilir. Ama dikkat et, sakın adaletsizliğini de herkes duymasın.
*Aşk ateşine yakmadığın hiçbir şey kalmamışken benim yanmasının lafı mı olur? Aşk zincirini takmadığın boyun mu bıraktın sanki? Hepsi tamam da, beni görünce yüzünü döndürüp bir kerecik bakmadığın ne ola ki; işve mi, eziyet mi, naz mı ki!?..Seninle biliş iken şimdi yabancılık göstermenin sırrını bir türlü çözemedim; ne ola ki; işve mi, eziyet mi, naz mı ki!?..
*Bu Selim kuluna durmadan ayrılık eziyetini göstermen de, bunca sadakatini aşk yolunda yalana döndürmen de, hatta yüzünü gösterip sonra yine gizleyivermen de ne ola ki; işve mi, eziyet mi, naz mı ki!?..