İçeriğe geç

Yavru Kurt

Bölüm 5 · 3 dk okuma

Yavru Kurt

Bölüm 5

5. Bölüm

İnci gözlerini açtı. Hafifçe doğruldu. Hiç bilmediği bir yerdeydi. En son Ragip amcanın arabasındaydılar.

Yolda giderken uymuşlardı. Ragip'te onları uyandırmadan kucağında taşıyarak eve getirmişti. Herhangi bir uatakta değil, koltuktalardı. Koltukta uyumuşlardı. İpek hemen yanındaki koltukta hala uyuyordu. Karşı duvardaki saate baktı. Saat 10.13 ' tü. Çok uyumuşlardı. Zil sesine alıştıkları için ve artık zil olmadığı için uyanmaları biraz zor olacak gibiydi.

Uykusu biraz daha açıldıktan sonra yan odadan sesler geldiğini fark etti. Ayağa kalkıp sesin geldiği odaya doğru ilerledi. Ses gelen oda mutfaktı. Ragip kahvaltı hazırlıyordu. İnci kapı eşiğinde durdu ve yeni babasını izlemeye başladı. Omlet yapıyordu. Öyle dalmıştı ki onu fark etmemişti. Yani babasını incelemeye başladı. Çok yaşlı durmuyordu. Yaşı en fazla otuz beşti, saçları kumralımsı bir renki. Uzun ve yapılıydı. Nirmalde İnci onu sokakta görse korkabilirdi ama evde, özellikle mutfak önlüğüyle' çok tatlı duruyordu. Bir süre sonra İnci, yeni kalktığından tuvaletinin geldiğini fark etti. Tuvaletin yerini bilmediğinden mutfağa girdi ve,

"Baba günaydın" dedi öncelikle. Ragip 'baba' kelimesini duyunca bir an durdu. Bir süre öyle bekledi. Hafif gözleri dolmuştu. Küçük masum bir kızın sana 'baba' dedmsi ne kadar güzel bir histi fakat Ragip bu ünvanı kendisine yakıştıramadı. Arkasını döndü ve İnci'ye doğru eğildi.

"Günaydın İnci." dedi. Biraz duduktan sonra ellerini İnci'nin omuzların koydu ve devam etti

"Bak güzel kızım, sizi evlatlık aldım ama bu beni sizin babanız yapmaz. Lütfen ne kardeşin ne sen en azından benim yüzüme bakarak bana 'baba' demeyin." İnci şaşkın şaşkın bakıyordu. Böyle bir tepki beklemiyordu. Ragip'in babalıkla ilgili bir sıkıntısı olduğu belliydi ama İnci şu an bunu düşünmek istemiyordu. Onun yerine

"Biraz abartmadın mı ba... pardon abi- Ragip abi? Ha"

Ragip kızın durumuna gülerek karşılık verdi ve ona sarılırken başta veremediği cevabı verdi

"Günaydın güzel kızım"

İnci kendini geri çekerken ona baba denilmesine kızan adamın neden kendine özellikle üstüne basarak 'kızım' dediğini anlamadı fakat bunula ilgili soru da sormadı.

Tek soru hariç:

Kısık bir sesle "Ragip abi tuvalet nerede acaba?"

"Uyandığın odanın hemen karşısındaki oda. Gelmemi ister misin?"

"Hayır, kendim yapabiliyorum." Yurtlarda bu konular çocuklara çabuk öğretilirdi çünkü uğradacakları pek çok çocuk var ve aynı anda tuvaletle uğraşmak istemiyorlardı haklı olarak.

Koridorda ilerlerken odalarımdan bir ses geldi. İpek uyanmıştı ama hala yatakta dönüp duruyordu. Hep uyumayı veya yatakta vakit geçirmeyi severdi fakat bu özelliğine rağmen her zaman fazla enerjik olmuştu. Tuvalete gitmeden odaya baktı.

"Günaydın İpek" dedi.

İpek ise mırıldanarak doğruldu. Ağzını sonuna kadar açarak esnedi. Odaya baktı. Yüzünü biraz ekşitti. Bir odaları yoktu ve koltukta uyumuşlardı. Yataktan kalkan İpek kardeşine doğru yürüdü. Ona sarılarak

"Günaydın" dedi.

İpek kardeşini üstünden savuşturmaya çalışırken

"Ya çekil üstümden... Tuvalete giricem ben" İpek gülerek hemen yanlarındaki koltuğa attı kendini. Aynı hızda geri kalktı.

"Yeni babam nerede?" diye sordu İpek.

"Mutfakta ama... ona baba deme lütfen"

"Neden ki? Artık babamız değil mi?"

"Evet, yani sayılır galiba ama az önce mutfaktayken ona 'baba' dediğimde biraz garip davrandı, gözleri doldu. 'Baba' lakabını kendisine yakıştıramıyormuş. Mümkünse kullanmamamızı istedi." İpek anladığını gösterir biçimde başını salladı.

İnci tuvalete girip işini hallettikten sonra ellerini yıkaması gerekiyordu ama sorun şu ki musluğa ulaşamıyordu. Musluk boyuna göre fazla yüksekti.

"Ragip abi!" diye seslendi ve sonra ekledi "musluğa ulaşamıyorum"

Bir süre sonra Ragip elinde bir sandalyeyle kapıdan girdi. Sandalyeyi musluğun önüne koydu, İnci'yi de kucaklayıp sandalyeye bindirdikten sonra eline sabun döktü ve İnci ellerini yıkayana kadar bekledi. İnci'ye bir havlu verdi ve sandalyeden indirdi.

Sonra İpek girdi tuvalete. Ragip ve İnci mutfağa geçtiler. İnci mutfak masasına tutunarak bur sandalyeye oturdu. Mutfağa bakındı.

Mutfak küçüktü. bej renkli mutfak dolabı ve tezgah açık renk bir yeşille zıtlık oluşturarak gayet güzel duruyordu. Buz dolabı yoktu onun yerine küçük bir buzluk vardı. Oturduğu sandalye ile masa birbirinden alakasızdı. Sanki başka takımlara aittiler.

İpek odaya adata uçarak bir giriş yaptı. Hemen kardeşinin yanındaki sandalyeye oturdu. İnci'nin ise aklına yetimhanedeki soru takılmıştı 'üvey anneleri neredeydi?'

"Ragip abi, bizim üvey annemiz nerede?" diye sordu. Dolaplardan tabak ve çatal bıçakları çıkaran Ragip düz bir sesle yanıtladı.

"Üvey anneniz yok çocuklar. Ben bekarım ve öyle de kalıcam"

bu cevap karısında kızlar birbirlerine baktılar. İpek hayretle,

"Peki o zaman bizi nasıl evlatlık aldın? Evli olmayanlara çocuk sahiplendirilmiyor." Ragip omletleri kızların tabağına koyarken yüzünü ekşitip

"Her şeyi fazla sorgulamayın çocuklar. bu her zaman sizin sonunuz olur."

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

6. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

1 yorum

  • Kitabı çok güzel bence devamını getirebilirsin Çünkü son olmadığı pek anlaşılmadı