!!!BU KİTAPTA ANLATILANLAR TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR!!!
14 Mart 1976 İzmir
Saat sabah dokuz. Şehit Kubilay Çocuk Yurdunun 4-6 yaş arası sakinlerinin kaldığı yatakhanenin zili çaldı. İnci irkilerek uyandı.
Gözlerini ovuşturarak hafifçe doğruldu. Etrafına baktı, herkes yavaş yavaş uyanmaya başlamıştı. Hemen yanındaki yatakta uyuyan kardeşi İpek'e baktı. Bu seste bile hala nasıl uyuduğunu anlamıyordu. Yatağından kalktı ve onun yatağına eğilip onu dürttü. Uyanmadı. Bu sefer onu sarstı. İpek hafifçe gözlerini araladı. Etrafına baktı. Başını çevirince başına eğilmiş İnci'yi gördü. "Günaydın!" dedi kardeşine. gülümseyerek "Günaydın" diye cevap verdi İnci.
Kapı açıldı. İçeriye beyaz elbiselerinin üstüne toz pembe renkte ceketler giymiş üç tane görevli içeriye girdi. Görevliler çocukların yüzlerini yıkadılar, tuvaletlerini yapmada onlara yardım ettiler ve üstlerini değiştirdiler. Çocuklar ikili sıra halinde dizildi ve yemekhaneye götürüldü.
Bu gün İpek'in en sevdiği gündü. Yemek hanede her gün farkı bir reçel türü çıkıyordu ve bugün karadut reçeli vardı. Bütün çocuklar yerlerine oturdular. Şu an yurtta sadece onların yatakhane grubu vardı. Normalde yurtta üç yatakhane bölümü vardı: 4-6 yaş, 7-12 yaş ve 13-17 yaş; fakat diğer yatakhane grupları okula gittiği için kendilerinden daha erken kalkarlardı.
Bütün çocuklar yerlerine oturdular. Aşçı ablalar kahvaltı tabldotlarını önlerine koydu. sıradan bir kahvaltıydı. Küçük bir dilim peynir, üç beş zeytin, domates, salata, bal, reçel, üç dilim ekmek. Kahvaltıdan sonra çocukları bahçeye çıkarırlardı. İnci dışarı çıktığında hemen arka bahçeye koşardı. Çünkü orada köpekler ve kediler vardı. Bunlar çocuk yurdunun sahiplendiği hayvanlardı. İki köpek ve iki kedi.
Bahçe saatinin yarısını onlarla oynayarak geçirirdi. İpek ise arka bahçedeki eski banka oturur müdirenin odasından arakladığı gazeteyi alır ve yurttaki ablalarından öğrendiği kadar bilgiyle birkaç satır gazete okurdu. Çok severdi okumayı. Herkes onun altı yaşında bu kadar iyi okuyabilmesine şaşırıyordu. İpek gazetede kendine göre şaşırtıcı bir haber görürse kardeşini yanına çağırır ve ona yazıyı okurdu.
İnci kardeşinin yanına oturdu. Beraber beş yıldan beri kaldıkları bu kocaman binaya baktılar. Bina dört katlıydı. Giriş yani birinci katta yemekhane, hizmetlilerin kaldığı oda, arşiv ve müdirenin odası vardı. İkinci katta kendi yatakhaneleri her yaş için ayrı bir oda olmak üzere vardı. Kendi katlarında ek olarak küçül bir oyun bölümü de vardı. Üçüncü katta 7-12 yaş arası çocukların kaldığı katta her yaş için ayrı oda vardı ama 12 yasındakileri kız ve erkek olarak ayırmıştılar. Onların katında oyun alanı yerine küçük bir kütüphane ve çalışma odası vardı. Ve en üst katta en büyükler vardı. En büyüklerin odaları kız erkek ve yaşlara göre ayrılıyordu. Orada da çalışma odası ve kütüphane vardı.
Bahçe süresi bittiğinde gizlice büyüklerin katına çıkar, oraları karıştırırlardı. Tabi gürült çıkardıkları için yakalanırlardı. Küçük oldukları için onlara pek bi ceza verilmezdi ama tekrar yapmamaları için uyarılırlardı. En küçük yatakhene grubunun üst katlara çıkması, yanında bir büyük omadıkça, yasaktı. Sonra aynı bahçeyi paylaştıkları bebeklerin kaldığı yan binaya gider onlarla oynarlardı. Zaten o zamana kadar öğle yemeği saati gelir, yine yemek yer ve öğle uykusuna yatatlardı.
Genelde saat üçte uyandıkarında kapalı oyun alanında evcilik veya araba yarşı oynarlar zaten ikinci yatakhane grubu gelirdi. Havanın güzel olduğu zamanlar terasa çıkar, ansiklopedilerini alır desr çalışırlardı. İnci ve İpek de onların yanında durur, onları izlerdi. Bazen kendilerineden bir şeyler anlatırlardı. Üçüncü yatakhane grubu gelince akşam yemeği vaktı olurdu. Beraber yemek yiyip onların okulda yaşadıklarını dinlerleridi.
Bazen çocukların hergün olan seylerden canının sıkıldığlnı düşünen müdire, yurdun bodrum katında olan bis odaya minder serdirir koşu yarışı yaptırırdı. O zamana kadar geç olur çocukların yatma saati gelirdi. Bu yurtta günleri böyle geçerdi. Burasının durumu çoğu çocuk yurdundan daha iyidi. Bir ara müdireden duyduklarına göre iki adam buraya her ay yüksek miktarda bağış yapardı. Kim olduklarnı bilmezlerdi herkes onlara çok borçluydu. Çocuk yurdununun bahçesine bir adam girdi.




