Bir gece, saat raks ederken duvarlarda, Yastıklar konuştu: — “Yine geldi o çocuk.” Yorgan iç çekti: — “Bu kez uykusu yok, korkusu var.” Yatak sadece sessizdi, çünkü o en çok sır tutandı. Deterjan gibi kokan bir yalnızlık giydi üzerine, Kanında çamaşır suyu, gözlerinde kurumuş mürekkep. Ayakkabısız rüyalarla dolaştı odanın içinde. Kapılar kapalıydı. Kapılar hep kapalıydı. Kapılar… insanlara benziyordu. Bakıyorlardı ama hiç açılmıyorlardı. “Bip!” dedi bir oyuncak. Ama gözleri bağlıydı. Kendi düğmesine bile basamayan bir kuklaydı artık. Karanlık bir duvarın köşesinde, Bir yazı yazılmıştı siyah kalemle: > “Işıkları ben kapatmadım. Onlar kendi kendine söndü.” Ve sonra başlıyor “için içinden çıkan kelimeler”: — fırtınapıtık! — bamgümelsin! — şarp şıp, tıp şak! — uyuyormuş gibi yapan çığlıklarımı cebime koydum, biraz sonra çıkarıp ağlayacağım, hem de sessizce! “Gülme” dedi bir gölge. “Gülme çocuk, suratına çizik atıyor.” Ama çocuk güldü. Çünkü ağlarsa, duvarlar boyanacaktı kırmızıyla. Ve annesi hiç kırmızı sevmezdi. Çocuk fısıldadı sonra, yorganına sarılarak, ama aslında içinden değil, başkasının ağzından çıkan bir sözle: > “Belki bir gün, uyandığımda yastığım bana sarılır da, hiç kimseye ihtiyacım kalmaz.”
Bölüm 1
Yastıkaltı Krallığı
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.