İçeriğe geç

YASTAN SONRA GELEN BAHAR

Bölüm 1 · 3 dk okuma

YASTAN SONRA GELEN BAHAR

Bölüm 1

Babam cennetten beni izliyor olabilir...

Bazen sabahları uyanınca “bugün çok güzel bir gün olacak” dersiniz ya, işte ben her sabah “umarım Alev evin anahtarlarını düşürüp içeri giremez” diye dua ederek uyanıyorum gerçi o bu eve her türlü girer, hiç kaçırır mı beni aşağılama fırsatını? Gözümü tavana dikip iç geçirdim. Bugün de hayattayım. Belki babam yukarıdan bakıyordur bana, belki de sabah kahvesini almış, o meşhur gülümsemesiyle “Hadi Aylin, güçlüsün sen,” diyordur. Öyle düşündükçe biraz daha dayanabiliyorum. Her şey kötü olsa bile... hâlâ nefes alıyorum, değil mi? Üzerime hoodie geçirip saçımı toplamadan mutfağa indiğimde Alev çoktan uyanmış, yine o düşman bakışlarıyla beni süzüyordu. Kırmızı rujuyla sabah sabah Joker’e rakip olmuştu ve bu gün garip bir şekilde neşeliydi. Yanında Mete oturuyordu. Bakışlarını telefondan kaldırmadan kahvesini içiyordu. Siyah saçları dağınıktı ama nedense yine de sanki dergi kapağından fırlamış gibiydi. Sinir bozucu bir yakışıklılığı vardı. Ama ruhu… bence ruhu zifiri karanlık. “Bu sabahki kıyafetinle sabaha karşı sokakta mı uyudun, yoksa bir yardım kampanyasından mı geldin?” dedi Mete, daha ben bir şey demeden. Yani günaydın mı, selam mı, o kim? Ben sadece gözlerimi devirdim. İçimden “nefes al Aylin, sabret Aylin, sinirlenme Aylin,” dedim. “Hayatında bir kez güzel bir cümle kur Mete, belki insan olduğuna inanırız,” dedim ama içimden ekledim: Keşke sen de başka biri olsaydın. Keşke beni bu kadar kırmasaydın. Oysa eskiden… Neyse. O zamanlar sanki yüz yıl öncesi gibiydi. Babam vardı. Ve Mete… daha farklıydı, tabii Alev de öyle. Ben düşüncelerime dalmışken, Alev araya girdi, sesi her zamanki gibi “içten pazarlıklı sabah programı sunucusu” tonundaydı: “Bu akşam misafirimiz var,” dedi. İçimden “ya Mete’nin kızlarından biri, ya da Alev’in botoks grubundan biri,” diye geçirdim. Alev’in geçen seferki arkadaşı kaşını oynatamamıştı. O derece. “Ne güzel, akşam da baş ağrısı var,” dedim sessizce, tost makinesine yönelirken. Alev kıkırdadı. O an anladım, kötü bir şey geliyor. “Bay Vural geliyor,” dedi. “Çok zengin, çok başarılı biri. Aylin’le tanışmak istiyor.” Tostu bırakmışım. Nefesim bile değişti. Midem bir anda bulandı. Mete’yle göz göze geldim ama o hemen bakışını kaçırdı. “Ne?” diyebildim sadece. Alev gülümsedi. “Tatlım bu senin için mükemmel bir fırsat. Evlilik… güzel bir gelecek… paranın ne kadar önemli olduğunu hâlâ anlamadıysan, bu akşam öğrenirsin.” Ben konuşamadan, bir anda tok bir ses geldi. Mete yumruğunu masaya vurmuştu. Hep cool, hep umursamaz duran o çocuk, birden öfkeyle kalktı ve hiçbir şey demeden odasına gitti. Şaşırdım. Alev’in de kısa süreliğine yüzü bozuldu ama sonra toparladı. “Yine ne alınganlık bu böyle? Herkes hayatına bakmalı.” Ben bir şey demedim. Zaten konuşsam, ağlayacaktım. İçimde kocaman bir boşluk vardı. Babama seslendim… yani, içimdeki babama. “Baba,” dedim içimden. “Sen böyle mi koruyacaktın beni?” Kendime sinirlendim. Çünkü babam hakkında kötü düşünemezdim, o beni hayatta olduğu sürece her şeyden çok sevmiş ve korumuştu. Daha 3 yıl öncesine kadar her kötünün içinde bir iyi olduğunu ve her şeyin bir sebebi olduğunu düşünürdüm. Belki Alev’in bir sebebi vardır diye düşündüm bir an ama...Hayır! Hayır, Alev ve Mete hayatıma girdiğinden beri her şeyimi aldılar, kendi evimde sığıntı yaptılar beni....onların bende açtığı yaralar asla kapanmayacak. Onları asla affetmeyeceğim. Ama yine de… yine de yaşamaya çalışıyorum. Çünkü hayalim var. Savcı olmak. Babam gibi. Haksızlıkların karşısında durmak. İnsanların yüzlerine güvenle bakmak. Çünkü eğer ben ayakta kalmazsam… babamın bunca emeği boşa gider. Belki bir gün bu evden kurtulurum. Belki bir gün özgürce yürürüm rüzgârın içinde. Ama şimdilik… içime çektiğim her nefeste “güçlü ol Aylin” demeye devam edeceğim. Babam izliyor olabilir. Ve ben onun gurur duyacağı kızı olacağım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.