- İyi ki doğdun Nilay!
Sonunda 18 olmuş olmamın sevinçli bir burukluğu vardı içimde. Arkadaşım telefonuyla dibime kadar girmiş videomu çekiyordu. Heyecanla kendi etrafımda tur atmış, söyledikleri doğum günü şarkısına eşlik etmiştim. Arkadaşımın babası birazdan gelecek hepimizi evlerimize kargolayacaktı.
...
Eve gelir gelmez pijamalarımı giyinip sırada aile arasında kutlanacak samimi ortam için mutfağa yöneldim. Kardeşim her zamanki gibi isme özel doğum günü şarkısını açmış beni bekliyordu. Klasik doğum günü rutininden sonra sonunda kendimle baş başa kaldım. Evet belki etrafımda çok kişi vardı. Hepsi de içtenlikle kutlamıştı ama bir şeyler eksikti. O! 3 yıllık erkek arkadaşımla yollarımızı ayırmıştık. Hem de doğum günümden 5 gün önce! Onu hala daha seviyordum. Neredeyse birlikte büyümüştük. Fakat uğraşacak halim kalmadığı için sadece aşk acımın dile getirdiği dolu gözlerimle tavanı izliyordum. Onun yüzünden koca bir senem çöp olmuştu ve ben tekrardan YKS sürecinde toksik bir ilişkiyle baş edemezdim.
Birkaç Gün Sonra
Gelen telefon sesiyle hızla telefonu açtım. Eski erkek arkadaşımın en yakın arkadaşının eski sevgilisiyle arkadaş olmuştuk. Haliyle kulaklarını çınlatmamak mümkün değil! Yine bar konusu gündemdeydi. O gece bana bir sürü hakaretler etmesine neden olan bar konusu...
-Evet, gitmişler.
Bu cümlenin ardından başımdan aşağıya kaynar sular dökülmüştü. Tamam, belki kendi içimde biliyordum fakat onun tarafından da onaylanmasını canımı çok acıtmıştı. Ağustos ayında babasının yanında çalışırken kazandığı parayla tatile gitmek istiyordu. İlk önce bana sormuştu fakat ben gidemezdim. Arkadaşıyla bu planı gerçekleştirdi. Nereye gideceklerini haber bile vermeden... İlk tartışmamız buradan çıkmıştı. Tabii ki gidip dinlenmesini çok istiyordum. Koca bir sene YKS nedeniyle yorgun düşmüştü. Babasının yanında çalışması da alevi harlamıştı. Aydın'a yolcu olmuştu. Tartışmanın ardından tatilde olduğu süreç boyunca hiçbir şekilde yazmamıştı. O kadar kırılmıştım ki. Bende o hafta arkadaşımda kalmıştım. Hazır annem şehirde değilken babamdan izni kapmışken tadını çıkarmalıydım. Yine balkonun yaz akşamının teni hafif okşamalı rüzgarının tadını çıkarırken gördüğüm ''story'' ile kalbim mide bulandırıcı şekilde atmaya başlamıştı. Birlikte gittiği arkadaşı barda video paylaşmıştı. Bunu ona sorduğumda o barın yaşadığımız şehirde olduğunu ve kendisinin gitmediğini havada uçuşan hakaretlerle söylemişti. Neymiş ben kimmişim de ona böyle bir itham da bulunuyormuşum. O gece ki ağlamamı unutmam. Neyse ki ayrılmıştı da gelecek yıllarımı kurtardığımı fark etmeme neden oldu.
Hislerim bitmişti. Ne nefret ne sevgi herhangi bir duygu barındırmıyordum ona karşı. Yolu açık olsundu.
3 Hafta Sonra
Alarmın boğuk ve kulak tırmalayan sesine uyanıp hazırlanmaya başladım. Dershanenin ilk günüydü. Evde tektim bundan daha iyi ne olabilirdi ki! Hazırlanmaya başladım. Makyajımı tamamladıktan sonra üstüme beyaz sıfır kollu klasik bir crop altıma da kot pantolon giyinip evden çıktım. Liseden arkadaşımla aynı dershaneye gidecektik. Bu yüzden heyecanım biraz olsun yatışmıştı. İnmem gereken istasyondan bir durak öncesinde inip cafe de bilmeden aldığım buzlu içeceğimle çıktıktan sonra dershanenin yolunu tuttum. Pazartesi günü sadece sınava girecektik. Derecem düşüktü çünkü hiçbir şekilde çalışmamıştım. Giderek artan heyecanımla arayan arkadaşımın telefonunu cevapladım. O da en az benim kadar heyecanlıydı. Karşıdan geldiğini görünce telefonu kapatıp aptal bir sırıtışla gelmesini bekledim.
Emin adımlarla sınavın yapılacağı kütüphane katına çıktık. 5. katta sınavlar yapılacaktı, 4. katta ise dersliklerimiz vardı. Sınavdan sonra ise kitaplarımızı kişiye özel verilen dolaplara yerleştirecektik. Sonunda salona varmış random bir yere oturmuştuk. Sıra sınava girmekteydi.
Ece hocanın karşısına geçmiş kitapları soruyordu. Poşet dolusu kitapları ellerimize verdiklerinde halterci gibi hissetmedim değil. Asansörü bir kat için kullanmak şov olmasın diye merdivenlerden zorlukla indirip küçük bulduğumuz dolaba güzelce yerleştirdikten sonra çıkmak için asansöre doğru giderken o da ne! Rehberlikçinin odasına savrulan bir afet-ül vahşet. Kalbimde bir hareketlenme ile Ece'nin gözlerinin maviliğine olayı bir bakışla anlattım. Kendimi bu şekilde duvarlamışken bu da nereden çıkmıştı karşıma