İçeriğe geç

Yaşamaya Mahkum Olanlar

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Yaşamaya Mahkum Olanlar

Bölüm 1

Dünyadan Bihaber

Eflin Karaca, sabah güneşinin ilk ışıklarıyla birlikte uyanırken, gözleri hala uykunun etkisindeydi. Yatak odasının penceresinden sızan ışık, onun kararlı ruhunu aydınlatmak için yeterliydi. 26 yaşında, cesur ve kararlı bir gazeteci olarak, gerçeklerin peşinden koşma tutkusuyla doluydu. 1.69 boyu, dağınık karamel rengindeki saçları ve kahve gözlerindeki merak, onu sıradan bir insandan çok daha büyüleyici gösteriyordu. Onun dünyası, kelimelerin büyüsü ve haberlerin karmaşasıydı. Dün akşam işten dönerken, elinde tuttuğu gazetelerin ağırlığını hissetti. İçindeki makaleler, ona sıradan hayattan daha fazlasını sunuyordu. Duşunu aldıktan sonra, kahvesini hazırladı ve bilgisayarının başına geçti. Sıcak fincanını avuçlarının arasında tutarken, gazeteleri tek tek açtı. Fakat bir tanesi, diğerlerinden daha çok dikkatini çekti. 2023 tarihli bir gazete, sanki geçmişten fışkırmış gibi görünüyordu. İnsanların hala gazete okuması ona tuhaf geldi. 2023'te, dijital dünyanın hızla yayıldığı bir çağda, bunun ne kadar ilginç olduğunu düşündü. Ama yorgunluğu, onu bir kenara itmeye ve bu durumu yarına bırakmaya zorladı. Ertesi sabah, güneş yeniden doğarken, Eflin ve gazeteye odaklanmaya karar verdi. Kahvaltısını yaptıktan sonra, ofisine doğru yola çıktı. İçinde bir şeylerin kıpırdadığını hissediyordu. Kahve ve gazeteler onun sabah ritüeli olmuştu, bu yüzden yanına bu tuhaf gazeteyi de almayı unutmamıştı. Acaba ne sırlar barındırıyordu? Belki de bu gazete, onu hayatının en büyük haberiyle buluşturacaktı. Ofisine vardığında, Eflin’in kalbi hızla atıyordu. Bilgisayarının başında otururken, gazetesini açtı ve ilk birkaç sayfasını çevirdi. Sıradan bir gazete gibi görünüyordu, ta ki bir haber başlığı dikkatini çekene kadar. "Felaketin Ormanı".

Eflin bu ormanı çok iyi tanıyordu. Bu orman yıllar önce, annesinin kanını tadan ormandı.

Evet, Eflin'in annesi. Peki kim tarafından mı öldürüldü? Kocası.

Eflin henüz 19 yaşındayken, babası sürekli annesini döverdi. Harun Bey, sürekli içip içip eve gelirdi ve eşi Funda Hanım'ı sürekli aldatırdı. Bu durumun farkına varan Funda Hanım, sürekli Harun Bey tarafından "Eğer susmazsan Eflin'i öldürürüm" diye tehdit edilirdi. Eflin o zaman tabii ki bunlardan bihaberdi. Annesini çok severdi ama babasından sürekli çekinir, ona hiçbir derdini anlatamaz ve onla çok sık muhabbet kurmazdı. Bir gün Eflin dışarıdan eve döndüğünde, annesinin ve babasının konuşmasına kulak misafiri olmuştu. Babası ortalığı yıka yıka "Eğer Eflin'i düşündüğün için bana katlanıyorsan, katlanma. Bana asla iyi bir eş olamadın, olamazsın da. Senin yüzünden bu haldeyim ben, sen işe yaramaz bir eşsin." dedi. Annesi ise "Ben mi işe yaramazım? Ben senin ile mutlu olabilmek için her yolu denedim ama sen hep benden uzak kaldın. Sırf beni sevmediğin için işe yaramaz diye bahane üretiyorsun fakat sen işe yaramaz bir şerefsiz olduğun için içip içip beni aldatarak eve geliyorsun, üstüne birde beni Eflin'i öldürmekle tehdit ediyorsun."

Eflin bunları duyduğunda sinir ve şaşkınlıktan gözleri dönüyordu. Bunları duymamış gibi yaparak olayı takip etmeye karar vermişti. Sessiz adımlarla dışarıya çıktı. Kara kara ne yapması gerektiğini düşünüyordu. Konuşup derdini anlatabileceği kimse yoktu. Evden uzaklaşamazdı çünkü annesine zarar gelmesinden korkuyordu. Daha sonra bağırışların çoğaldığını ve sesli adımlarla ikisinin dışarıya yöneldiğini duydu. Babası Harun, Funda'yı kolundan çeke çeke arabaya doğru sürüklüyordu. Babasının yanında bir tabanca olması Eflin'i bayağı tedirgin etmişti. Arabaya binip hızla evden uzaklaştıklarını gören Eflin bir motosiklet tutkunuydu, sahip olduğu lacivert tonlarındaki motoruna binerek gizli gizli onları takip etmeye başladı. Daha sonra onların bir ormana doğru gittiklerini fark etti ve oraya girerse çok dikkat çekeceğinden daha sessiz bir köşede beklemeyi tercih etti. Ama maalesef iki el silah sesi duyulduğunda iş işten geçmişti. Eflin telaşla elleri titreye titreye polisi aramaya çalıştı. Nihayet bir sinyal yakaladığında direkt olarak polise konun bildirdi ve bir acil yardım ekibi getirmeleri gerektiğinide söyledi. Hepsi yarım saat içinde orada olmuştu ama Eflin'in annesi ve babası ortalıkta görünmüyordu. Çaresiz kalan Eflin bu defa gerçekten yıkılmıştı. Ekipler aramaya devam etti fakat hiç kimse hiçbir delil bulamadı. Her hafta düzenli olarak ekipler gelip arama yapardı ama yinede hiçbir sonuç çıkmamıştı.

Eflin Karaca

Gazete gördüğüm orman gerçekten beni bir anlık duraksatıp bütün olayların hızla gözümün önünden geçmesine sebep olmuştu. Gözlerim dolmaya başlamıştı. Aradan 7-8 yıl geçmiş olsada dün gibi hatırlamak benim için çok acı vericiydi. Daha hiçbir şeyin sonuç bulamaması daha da canımı yakıyordu. Gazeteyi okumaya başladığımda şöyle bir paragrafla karşılaştım:

"İçeride bir çok felaket oldu, ama sonuç yok. Sanki hepsi bir sefere çıktı, ama seferden dönen yok." Çok haklılardı.

"Görevlendirilen bir çok dedektif hala bu garip olayları çözemedi ama hala peşinden gidiyorlar, bu ormandaki bütün felaketlere son vermek istiyorlar. Elbet bir gün her şey sonuçlanacak."

Umarım bir gün bütün bunlar bir son bulur. Eğer son bulmazsa ben bir son bulurum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.