İçeriğe geç

Yaşam ile Ölüm Arasındaki Zaman

Bölüm 3 · 5 dk okuma

Yaşam ile Ölüm Arasındaki Zaman

Bölüm 3

2. Bölüm

Ruhun yaraları, işkencesini kalbin üstüne atıp gittiği için yorulduk belkide böylesine...

Pera 7 yaşında;

Maarif, kapıyı sertçe vurarak içeri girdi. Pera odasında kendi halinde takılırken babasının geldiğini anlamıştı ve odadan çıkıp boynu bükük bir şekilde salona geçti. Salona geçtiğinde ise Maarif elinde tuttuğu karamelli çikolatayı Pera'ya uzattı.

Pera kafasını kaldırıp bir çikolataya birde Maarif'e baktı. Maarif eliyle çikolatayı Pera'ya doğru ittirip "Bön bön bakacağına al da ye, sana aldık"dedi. Maarif ilk kez Pera'ya bir şey almıştı bu da karamelli çikolataydı. Pera çikolatayı alıp odasına doğru yürüdü, odasına geçti ve kapıyı kapattı. Duvar dibine çöküp oturdu. Elindeki çikolataya bakıyordu, babası ilk defa bir şey almıştı ama bilmediği bir şey vardı.

Pera karamelli çikolatayı sevmezdi, hatta hiç sevmezdi ama babası almıştı ve küçücük bir çocuk üstelik babasından sevgi görmemiş bir çocuk aldığı her ne olursa olsun buna sevinirdi. Tıpkı Pera'nın sevinmesi gibi. Çikolatayı açtı ve yavaşça yemeye başladı. O çikolata o an ona çok güzel gelmişti hepsini hemen yemiş ve tekrar Şeker Portakalı adlı kitabını eline alıp okumaya devam etmişti.

Pera yedi yaşındaydı, ama okumayı annesi ona beş yaşında öğretmişti. O günden beri annesinin borçla aldığı kitapları her defasında severek okurdu. Oturdukları mahallenin başında yaşlı bir amca vardı ve küçük eski bir kitapevi vardı. Burada çeşit çeşit kitaplar bulunurdu. Melin buradan bazen borç ile bazen de ödünç kitaplar alırdı, çünkü Pera'da ki bu okuma isteğini görmüştü ve ona bu konuda yardımcı olmak için böyle yola başvurmuştu.

"Pera!" diye bağırdı Maarif.

Pera hızla ayağı fırlayarak Maarif'in yanına gitti. "Efendim"

"Anan olacak kadın nerde? yemek yapmadı mı?!" Dedi adeta gürler bir ses tonuyla.

"Evde, yemek için bir kaç bir şey eksikti onları almaya gitti."

"Lan daha erken alamıyor muymuş bu eşyaları, insanı çileden çıkarırsınız yeminle" Maarif'in her kelimesi, her cümlesi çok sert çıkıyordu dudaklarından ve Pera bundan ötürü korkuyordu ondan bu yüzden hiçbir zaman ısınamıyordu ona.

Babasıda bununla pek ilgilenmiyordu açıkçası. Kızının sadece adını bilirdi, sorsan yaşını bilmezdi, sevdiği çikolatayı bilmezdi, hasta mı, neye alerjisi var, neyden hoşlanmaz, en çok neleri sever hiç birini bilmezdi sormazdıda umrunda olmazdı çünkü.

Melin anahtarla kapıyı açıp içeri girdi. Maarif her zaman ki gibi bağırarak "Nerdesin sen kadın! açlıktan ölelim biz burada sen daha yemek yapma!"dedi.

"Evde bir kaç eksik vardı onları almaya çıktım"

"Önceden alamıyor musun lan! Bu saate kalıyorsun."dedi Maarif ve sinirle devam etti "Çok oyalanmada bir şeyler hazırla, azıcık kestireceğim şurada" dedi ve koltuğa uzanıp Pera'ya.

"Sakın ses çıkarma"dedi. Pera kafasını sallayarak Melin'in yanına mutfağa gitti.

"Anne"

"Efendim Pera'm" dedi Melin.

"O bana çikolata almıştı bende yedim" dedi Pera yüzündeki acı ve küçük tebessümle. Melin şaşkın gözlerle Pera'ya baktı.

"Ya ne güzel kızım yedin mi çikolatanı?"

"Yedim ama çikolata karamelliydi " dedi.

"Sen sevmezsin ki karamelli çikolata nasıl yedin" dedi Melin, çünkü ona karamelli çikolata aldığında asla yemezdi.

"Bilmiyorum, bir an tadı güzel geldi"dedi Pera.

Pera'nın ses tonu öylesine naifti ki annesi hep konuşsun isterdi. Biraz da Pera'dan bahsetmek gerekirse henüz yedi yaşında olmasına rağmen boyu ile on yaşında görünen omzuna kadar olan dalgalı saçları, badem açık kahverengi gözleri, incecik ama uzun kirpikleri, al al yanakları, incecik dudakları ile çok güzel bir kızdı. Kaderinin tersine...

Pera 10 yaşında;

Melin, Pera'yı hazırlamış kapıda Pena'yı beklemesi için aşağıda oturtmuş ve uzaklaşmıştı. Normalde Melin Pera'yı okula bırakırdı ama bugün hastane kontrolü olduğundan Pena'dan rica etmişti o da kırmayıp kabul etmişti.

Pera yerdeki taşları incelerken Pera'nın o ergenliğe girmeye yakın olduğu için kalınlaşan sesini duydu.

"Pera" Pera kafasını kaldırıp Pena'ya baktı. Pena, Pera'nın ona baktığını görünce tekrar konuşmaya başladı "Hadi gidelim geç kalacağız"dedi.

Pera yavaşça ayağı kalktı ve Pena ile beraber okula yürümeye başladılar. Pena sessizliği bozarak konuştu "Melin teyzenin neyi var?"

Pera'nın aklına annesinin son zamanda başlayan ağrıları gelince sıkıntılı bir nefes aldı ve "Son zamanlarda sık sık ağrıları oluyor" dedi.

Pena kafasını aşağı yukarı hafifçe sallayarak "Anladım, benimde annemin bazen ağrıları oluyor bir ağrı kesici ilaç verirler hemen iyileşir merak etme"dedi. Sanki Pera'yı rahatlatmak istermiş gibi.

Pera kafasını salladı. Annesinin son zamanlardaki bu hali hiç hoşuna gitmiyordu onun için üzülüyordu.

Maarif son günlerde eve gelmemişti ama dün akşam feci ayyaş bir şekilde gelip yine bağırıp çağırıp etrafı yıkmıştı, tabi bunların yanında şiddette cabası.

"Bugün çok sessizsin Pera bir sorun mu var?" Dedi Pena ciddi bir ses tonuyla.

Pera kafasını hayır anlamında salladı ve "Bir şeyim yok sadece konuşmak istemiyorum" dedi.

"Peki"dedi Pena uzatmadan ve okula doğru yürümeye devam ettiler. Pera normalde çok konuşkan bir kızdı ama bugün çok suskundu. Pena bu yüzden onun için meraklanmıştı. Pena, Maarif'in Pera ve Melin'e şiddet uyguladığını biliyordu yine öyle bir şey yapmış olabileceği aklına gelmişti ve sessiz kalmıştı elinden bir şey gelmiyordu çünkü.

Okula nihayet varmışlardı Pera 4. sınıfa, Pena'da 7. sınıfa gidiyordu. Okulları ilkokul ve ortaokul diye ayrıydı ama yan yan yana duruyordu. Pena dönüp Pera'ya "İyi dersler Eunoia" dedi. Pera Eunoia kelimesinin ne anlama geldiğini bilmediği için Pena'ya baktı " Eunoia ne demek" diye sordu. Pena bilmesine rağmen "Bilmiyorum hoş bir kelime o yüzden söyledim" dedi. Pera kafasını salladı ve "Sanada iyi dersler gitar penası" dedi gülümseyerek içeri girdi. Pena arkasından bakakaldı içinde Pera'ya karşı bir hayranlık var gibiydi. Ama sebebini bilmiyordu.

İkiside derse girmişti bir kaç ders bitmiş ve 4. teneffüs zili çalmıştı. Pera dışarı çıkmış okul kapısında Pena'yı görünce ona doğru koşmaya başladı. Pera'nın ayağı birden küçük bir taşa takılınca yere düştü ve külotlu çorabının diz kısımları yırtılmış, dizi aşınmıştı.

Pena hızla Pera'nın yanına geldi ve onu kaldırdı, Pera'nın gözleri dolu dolu olmuştu. Pena onu bir banka oturtmuş cebinden çıkardığı peçete ile kanayan yeri silmişti. Pena kafasını kaldırıp Pera'ya baktığında gözyaşlarının aktığını gördü. "Çok acıdı mı?" dedi.

Pera "Acıdı Pena,canım yanıyor" dedi.

Pena gözyaşlarını silmesi için bir mendili Pera'ya uzattı. Pera mendili aldı ve gözyaşlarını sildi.

"Bu yaralar geçer Pera ağlama" dedi Pena.

"Geçmeyen yaralarda mı var?" Diye sordu Pera meraklı ses tonuyla.

"Var"

"Hangi yaralar"

"Ruhun yaraları Pera, ruhun yaraları..." dedi Pena bir iç çekerek.

"Ruhumuzda nasıl yara oluşur?"

"Mesela çok sevilmek istediğin biri tarafından sevilmezsin ama onun sevgisine ihtiyacında vardır. O seni sevmez ise ruhunda yara oluşur, tabi tek sebep bu değil bu bir örnek." dedi Pena sakinlikle.

Pera düşüncelere dalmış oldu aklına babası gelmişti, her zaman onun tarafından sevilmek istemiş ama o sevgiyi görmeyince eksik hissetmişti.

O an anladı ruhunun yaralı olduğunu ve her ne kadar üstüne bunun canını çok yaktığını. Pena'ya döndü ve şöyle söyledi. "Benim ruhumda yaralı Pena."

...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.