Asırın yanına geçtim.Su ve Ece’nin boyunları tutulacaktı.Atakan yanımıza gelip “Eda istersen” Asır atakanın gözlerini delip geçerek “istemez”dedi.Çocuğun lafı yarım kalmıştı. “Benim ağzım var yalnız”çıkıştım. Atakan asırdan gözlerini ayırıp tekrar bana baktı“Çıkışta restorana gidelim mi?”bu sefer asırda bana bakıyordu.Ben ve Atakan mı?uyumsuzluğun bu kadarı.Gözlerimi kaçırıp “İstemem” sesimi ben bile zor duymuştum.Asırın sert tavrı yumuşadı.Bana bakıp gülmeye başladı.
Komik değildi bir kere.Atakan bir şey demeden yanımızdan gitti.Bu sınıfta beni seven varsa oda sınıfın erkekleriydi. Onlarda fiziğime bakmaktan gözlerimle ilgilenmezlerdi zaten. Sınıfa hoca gelmemişti.Selma hoca hiç gecikmezdi oysaki.Koridorlardan bir ses yükseldi.Bu müdürün sesiydi. Bir şey oluyordu.“Çocuklar korkmayın.Bir duyuruda bulunmam lazım.Bugün bir arkadaşınız revire geldi.Yüksek ateş ve bulantıdan.Ardından bir diğer arkadaşınız ve bir diğeri daha.Şuan revirde yatan 6 öğrenci oldu.Okulda salgın bir hastalık var gibi duruyor.Sağlık ekipleri ile iletişime geçtik.Bi süreliğine okulu karantina altına almak durumundayız.Ailelerinizi bilgilendirdik.Bu süre zarfında kantinden alacağınız her şey ücretsiz.Hepimize geçmiş olsun” derin bir iç çekiş…
Nefesim daralmaya başlamıştı bile.Selma hoca ağzında maske ile sınıfa giriş yaptı. “Herkes yanındaki arkadaşından sorumlu.Kaybolmayın.Tek dolaşmayın lütfen”Bu karantina alınmaktanda kötüydü.Bi asıra bi hocaya baktım. Öğrenciler telaşla velilerini arıyorlardı. Telefonumu açıp anneme “iyiyim”yazdım.
Ardındanda sessize aldım.Ayağa kalktım Asırda benimle beraber ayaklandı.Ona ters ters baktım.Ben önden o arkamdan yürümeye başladı.
Aşağı kattaki kantine gitmek için merdivenleri kullandım.Asır hala arkamdan sessiz sessiz geliyordu. Kantinden vişne suyu ile bir tost aldım.Asır ise benim aksime bir tavuklu salata aldı.Onunla bir masaya yerleştik.
Yemek boyunca ikimizde konuşmamıştık.Kendimi tutamayıp “Tavuklu salata ile nasıl karnın doyuyor anlamıyorum.Üstelik tavukların hepsini ayıklamışsın.”hiçbir tavuğu yememişti. “Tavuklardan zehirlenebilirim.Kendime dikkat ediyorum ben sen değilim.Ateş parçası”hastalık hastasıydı anlaşıldı. “Benim ismim ateş parçası değil” gerçekten mi der gibi bakınca gülmeden duramadım.
Sarıları gülüşümde odaklanmıştı.Yemeklerimizi yedikten sonra Asır ayaklandı. “Yürü bakalım ateş parçası”bende ayağa kalktım. Bu sefer o önden yürüyordu.Sınıfa girdik.Kapıyı kilitleyince “anahtarı nereden çaldın sen”oldukça şaşkındım.
“Okul dayımın.Odasına ufak bir ziyaret yaptım sadece.” Bak bu işte baya şaşırtıcıydı. “Neden dayının okuluna bu sene geldin?” Asır çok konuşmayı seven biri değildi “ben uyuyacağım sende kaçma diye kilitledim kapıyı.Uslu kız ol.” Ben sırama yürürken oda arkamdan geliyordu.Ben oturunca yanıma yerleşti. “Kimlerin hasta olduğunu bile bilmiyoruz zaten.Çok etrafta dolaşmamak iyi.” Kafasını sıraya gömdü.
Bir süre ondan gelen çözemediğim kokuya odaklandım.Gözlerime hakim olamadım.Gözlerim kapanmaya başlamıştı.Hava karardığı için sınıf karanlık kalmıştı.Bende gözlerimi yumdum.
Yarım saat uyuyabildim mi emin değildim.Asır hala uyuyordu.Asırın avucunun içindeki anahtarı almaya çalıştım.Elini yavaşça açtım.Anahtarı aldım.Üstünden yavaşça atladım.Başarmıştım.
Kapıya anahtarı soktuğum anda arkamdan hızla gelip elimdeki anahtarı hemen aldı.Bu kadar hızlı gelmesi normal değildi.Resmen uçmuştu. “Sana uslu olmanı söylemiştim.”gözlerimi devirdim. “Sı-kıl-dım”anahtarı tekrar almak için elimi uzattım “sal beni bi.Git Ece’yle falan uyu”Gözlerim gözlerine takıldı.Gözlerinin rengi değişmişti.Kırmızımsı olmuştu. “Senin gözlerin sarı değil miydi?Neden kırmızı şuanda?”Yutkundu. “Lenslerden dolayı”ağzında bir şeyler geveledi.