İçeriğe geç

YASAK OLAN

Bölüm 1 · 6 dk okuma

YASAK OLAN

Bölüm 1

1. Bölüm -Başlangıç-

Birkaç gündür olduğu gibi bugünde uyuyamadığım gecenin sabahında dalgın bir şekilde dışarıyı izliyordum.

Neden uyuyamadığım ise benim açımdan gayet netti, ama tabi bu durumun sizin için geçerli değildi.

uyuyamamamın sebebi ise şuydu: ANEM EVLENİYORDU!

Bu berbat bir durum! Babamın ben daha üçüncü sınıfta iken annemle boşanmaları, o yaştaki beni oldukça etkilemişti. bu durum beni içe kapanık, çekingen bir kişiliğe itmişti.

Bu durum gerek eğitim hayatım boyunca, gerek sosyal hayatım da beni oldukça zorlamıştı.

Babamdan ayrı olmam ve annemin de "sözde" ileride maddi zorluk yaşamamam için sürekli çalışması, ilgisizliği sanki tüm hayatım boyunca yanlız olacak mışım hissiyatı veriyordu.

Elimden geldiğince bu duyguyu görmezden gelmeye çalışmıştım ama işe yaradığı söylenemezdi.

Ben düşüncelere dalmış bir şekilde pencereden dışarıyı izlerken odamın kapısının tıklanması ile irkilerek kapıya döndüm.

"Arın, oğlum hâlâ uyanmadın mı?" Annemin seslenmesi ile boğazımı temizleyip cevap verdim.

"Uyanadım anne, geliyorum şimdi!"

"Acele et."

"Peki" diyerek yatakta kalçamı kaydırarak uca kadar geldim, sonrada yataktan kalktım.

Banyoya gidip işlerimi hallettikten sonra gardırop'un önüne gidip kendime kombin hazırlamaya koyuldum.

Siyah üzerinde beyaz çizgilerin oluşturduğu kare desen pantolonun üstüne siyah üzerinde küçük bir yazının bulunduğu sade siyah bir t-shirt giymiştim. Kış ayının ortasında olduğumuz için çıkarken üzerime giymek için siyah şişme montumu yatağın üstüne bıraktım. Geriye sadece takılarım kalmıştı. Onları da taktıktan sonra hazırdım.

Yüzük, kolye ve küpe takmayı çok severdim ve genellikle tüm harçlığımı takılara harcardım. okul çıkışı müzik dinlerken eve genellikle yürüyerek gitmeyi tercih ederdim. Sabahları zaten annem beni okula bırakıp şirkete geçerdi, bende okul çıkışı yolumun üstünde bulunan takıcının vitrine astığı takıları gördükten sonra önünden geçip yoluma devam edemezdim. En azından o gün okul harçlığım dan arta kalan parayla beğendim birini alıp mutlu bir şekilde eve dönerdim. Anlayacağınız bu kessinlikle benim suçum değil. Onlarda o kadar güzel olmasıymış!

Boş detaylarla kafanızı şişirmiş olmalıyım. Kusura bakmayın, birşeyler anlatmaya başladığım zaman kendimi durdurmam zor oluyordu. Neyse kaldığımız yerden devam edelim.

Üzerimi giyinip, odamdan dışarı çıkarak mutfağa doğru gitmeye başladım. 5+1 olan evimiz bir apartmanın 4. Katındaydı. Ev iki kişilik bir aile için oldukça büyük diyebilirdik ve apartman zaten lüks ve ferah bir apartmandı. Girişte sizi ilk karşılayan uzun bir koridordu, biraz ilerledikten sonra sağ tarafınızda kalan kapıyı açtığınızda karşınıza oturma odası çıkıyordu. Oturma odası beyaz ve krem renklerinde döşenmiş, büyük bir yemek masasının bulunduğu bir balkona sahipti. Ayrıca koltukların arkasından dolandıktan sonra mutfağa giriş yapabiliyordunuz. Mutfak ve oturma odası arasında ki duvar yıkılmıştı. Odalar birbirine bağlıydı ama mutfaktan oturma odasını görmüyorsunuz. Oturma odasından da mutfağı göremiyordunuz. Annem o duvarı sonradan yıktırmıştı daha kolaylık olsun diye. Koridorda karşınıza çıkan ilk kapı olan sağ kapıyı geçtikten sonra-oturma odası- aynı tarafta bulunan diğer kapı ise mutfak kapısıydı. Koridorda biraz daha ilerledikten sonra sol tarafınızda kalan kapı ise ortak banyoydu. Annem ve benim odamda zaten banyo ve banyonun içinde lavabo vardı. Bu ortak banyo ise gelen misafirler içindi.

Banyoyu da geçtikten sonra koridorun en sonunda kalan karşı karşıya olan kapılardan sağ tarafta olan benim ki, sol tarafta kalan oda ise annemindi.

Annem mutfak ve oturma odasının aksine kendi odasını daha çok koyu kahve tonları ve beyaz ağırlıklı döşemişti.

Benim odam da koyu renklere sahipti. İçeri girdiğinizde karşınıza ilk çıkan yataktı. Yatağım pencerenin altına konumlanmıştı. Yatağın karşısında bir kitaplık ve kitaplığa bitişik masam vardı. Masamın önü pano şeklindeydi. Aldığım küçük notları oraya asardım ve oldukça iş gören bir parçaydı. Masamın etrafını saran küçük bölümler vardı oraya da kitaplar, biblolar ve çerçeveli fotoğraflar vardı. Kapının sağ tarafında gömme bir gardırop vardı. Gardırop'un kapaklarını sökmüş yerine tül perde asmıştım. Kapının sol tarafında ise banyom vardı. Tavanı ise gökyüzü şekilde şeklinde boyatmıştım. Yapalı uzun zaman olmamıştı ve çok güzel olmuştu.



Buraya annem ve babam boşandıktan sonra taşınmıştık. ve ne yalan söyleyeyim evimi seviyordum. En azından burası bana belki birgün bana da ait böyle güzel bir evin içinde sevdiğim kişi ile yaşayabileceğimi hatırlatıyordu.

Ama yıllardır yaşadığım bu evden yakında ayrılmak zorunda kalıcaktım. Çünkü annem evleniyordu ve 1 hafta sonra taşınmamız gerekiyordu.

Hatırladığım ayrıntı ile modum tekrar düşmüştü. Bunları düşünmemeye çalışarak mutfağa girdim.

Annem iki kişilik bir sofra hazırlamış ve sandalyeye oturmup kahvaltısına çoktan başlamıştı.

"Günaydın."

"Günaydın" aldığım kuru bir "Günaydın" ile bende kendi yerime oturdum. Kendimi bildim bileli annem her zaman soğuk bir insandı, bu bana Özel bir durum değildi bunun da farkındaydım.

Ama en azından kendi çocuğuna karşı daha ılımlı olmasını beklerdim.

Daha küçük yaşta anne babasının ayrıldığı bir çocuğa daha yakın, sıcak davranmalıydı. öyle değil mi?

Ben yine kendi iç tartışmanın içinde kaybolmaya başlamışken annem konuşmaya başladığı için gerçek dünyaya dönmek zorunda kaldım.

"Bugün Ferhat ve Alphan ile yemeğe çıkacağız bir yere kaybolma."

Tam bunları düşünmeyeceğim derken bu hiç iyi olmadı. Ferhat ve Alphan kim diye soracaksınız size söyleyeyim: Ferhat, annemin evleneceği adamın ismi, Alphan ise oğluydu. Aslında adamın bir oğlu olduğunu duyunca çok şaşırmıştım. Çünkü Alphan - Ferhat'ın oğlu- 30 yaşındaydı. Ferhat beyin yaşının fazla olduğunu zaten biliyordum ama oğlunu 30 yaşında tahmin etmemiştim. Ben daha çok 26-27 beklemiştim. Neyse bu gereksiz detayı neden anlattım bilmiyorum.

"Arın! Sana sesleniyorum duymuyor musun beni?"

Annemin yüksek sesini duyunca resmen yerimde sıçradım.

"N-ne ne oldu?"

"Dakikalardır sana sesleniyorum. Aklın nerede!"

" Özür dilerim. Dalmışım, ee nereye gidicez?" Bunu söylememle annem birkaç saniye bana bakmış ve tekrar kahvaltısına geri dönerek, soruma cevap vermişti.

"Öğle yemeği için bir restoranda gidicez. Daha sonra şirkette iki toplantımız var. İşimiz bittikten sonra akşam yemeği onlarda yiyeceğiz. Yemekten sonra Ferhat ile düğün mekanı bakmaya gideceğiz."

Bahsi geçmişken söylemeden geçmiyeyim. Annem Ferhat beyin sahibi olduğu şirkette kendisine sekreterlik yapıyordu. Anlayacağınız hep dizilerde ve kitaplarda olan bir sekreter-patron aşkıydı.

Annemin uzun açıklamasından sonra aklıma takılan kısmı vakit kaybetmeden sordum.

"Ben ne yapıcam eve mi döneceğim?" Bence sorum gayet mantıklıydı onlarla düğün salonu bakmaya gitmeyeceğime göre eve dönecektim.

"Hayır. Sen evde Alphan ile bekleyeceksin, dönüşte Ferhat ile biraz gezeceğiz. Büyük ihtimalle akşam dönmeyiz. Alphan ile evde kalman daha iyi olur. " annem umursamaz cevabıyla canım iyice sıkılmıştı. Neden böyle davranıyordu, hiçbir fikrim yoktu?

"Ama benim eve gelmem gerek, sınavlarım var."

"Bir gece çalışmasan birşey olmaz." Annemin dediği ile şaşkınlıkla ona baktım. Bunu cidden annem mi söylüyordu? Birgün ders çalışmadığım için söylemediğini bırakmayan kadın şimdi bana "Bir gece çalışmasan birşey olmaz." Diyordu. Şakamıydı!

"Anne sen ciddi misin?" Sesim o kadar hayret dolu çıkmıştı ki, annem tabağından başını kaldırıp yüzüme bakma gereği duymuştu.

"Bak Arel, uzun zaman sonra kendime mutlu olabileceğim bir hayat arkadaşı bulmuşken lütfen bunu bozacak birşey yapma." Annemin tane tane konuşarak söylediği herşeyi dinlemiştim. Tam ağzımı açıp birşey diyecekken annem buna izin vermeden tekrar lafa girmişti.

"Zaten 18 yaşına girmene az kaldı. 18 yaşına girdikten 2-3 ay sonra üniversiten var, istediğin yeri yazabilirsin. Sana her imkanı sağlayacağımı biliyorsun." Annemin söyledikleri kalbimi çok kırmıştı, resmen bana 18 yaşına girde senden kurtulayım demeye getiriyordu. Ya da ben böyle anlamıştım bilmiyorum, ama gözlerimin dolmasına engel olamamıştım.

"Peki." Dolu gözlerimi görmemesi için başımı tabağıma doğru eğmiş, dilimlenmiş peynire bakıyordum.

Annemin derin bir nefes aldığını işittik'ten sonra sandalyeden kalktığını göz ucuyla görmüştüm.

"Arel bebeğim aklından ne geçirdiğini biliyorum ve inan ben öyle söylemek istemedim. Sen yakında reşit bir birey olucaksın ve eğer bizimle yaşamak istemezsen diye söyledim." Annem bunları söylerken yanıma gelmiş ve başımı karnına doğru yaslamıştı. Bende hemen elimi beline sardım.

"Tamam. Anne." Mırıltı gibi çıkan sesimeden sonra annem başıma bir öpücük kondurmuş, ve benden ayrılmıştı.

"Tamam o zaman, hadi kalk gidelim. Geç kalmayalım."

"Tamam. Odamadam çantamı ve montumu alayım gidelim." Diyip sandalyeden kalkıp odama doğur gittim. En iyisi herşeyi akışına bırakmaktı.

________________________________________

İlk bölüm olduğu için sıkılmış olabilirsiniz. ama bence bir şansı hak ediyorum. 😊👨‍❤️‍👨

Bölüm sonu

10 yorum