İçeriğe geç

Yasak Miras

Bölüm 13 · 3 dk okuma

Yasak Miras

Bölüm 13

Bölüm 13

"Sen kimsin?" diye tısladım, telefondaki o gizemli sese. Korkum tamamen yerini saf bir nefrete bırakmıştı. Az önce ev kurşunlanmıştı ve bu adam benimle oyun oynuyordu.

Kuzey, omzuma dokunarak telefonu ona vermemi işaret etti ama başımı iki yana sallayarak onu engelledim.

"Benim kim olduğum önemli değil," diye fısıldadı karşıdaki o boğuk, ürkütücü ses. "Önemli olan, babanın asıl katilini öğrenip intikamını almak isteyip istemediğin."

Nefesim kesildi. "Sen... Sen ne demek istiyorsun?"

"Babanın ölümü bir kaza veya basit bir komplo değildi, Azra Hanım. Onu, tam da senin güvendiğin o çemberin içinden biri infaz etti. Katil, sana nefesin kadar yakın."

Telefon yüzüme kapandı. Avucumun içindeki cihazı öfkeyle sıkarken donup kalmıştım. Kuzey, "Kimdi o? Ne dedi?" diye sordu, sesi endişe ve öfke doluydu.

Gözlerimi yavaşça Kuzey'e çevirdim. Bakışlarımda sadece şüphe vardı. "Babamın katilinin... bana çok yakın biri olduğunu söyledi."

Kuzey'in çenesi seğirdi. "Bu saçmalık. Babanın ölümüyle ilgili gerçekleri biliyoruz. Amcan Demir'in o işin içinde olduğunu, sana bizzat ben söyledim!"

"Gerçekten öyle mi?" Sesimdeki o alaycı, zehirli tonu gizlemedim. "Yoksa senin bilmemi istediğin senaryo mu buydu? Babamın günlüğündeki o sırlar, senin annenin geçmişi... Belki de bana en başından beri yalan söyledin, Kuzey! Belki de katil, beni manipüle eden sensin!"

Kuzey'in gözleri, ona attığım bu iftirayla adeta kanadı. "Azra, ne saçmalıyorsun sen? Senin için az önce kurşunların önüne atladım!"

"Beni korumak için mi?" diye histerik bir kahkaha attım. "Yoksa gerçeği benden saklamak için kendi vicdanını mı rahatlatıyorsun? Benden uzak dur, Kuzey. Gerçekleri kendi başıma öğrenene kadar, bana bir adım bile yaklaşma."

Kuzey'in kalbinin acıyla sıkıştığını yüzünden okuyabiliyordum. O yıkılmaz adam, gözlerimin önünde çaresizce parçalanıyordu. "Azra, lütfen... Gidemezsin. Dışarısı senin için cehennem."

"Senin yanın da cennet değil!" diye bağırdım. Arkamı dönüp, o savaş alanına dönmüş odadan ve Kuzey'den hızla uzaklaştım.

Evin dışına adım attığımda, Ankara'nın o dondurucu soğuğu yüzüme tokat gibi çarptı. Nereye gideceğimi, kime güveneceğimi bilmiyordum. Zihnimde tek bir isim vardı: Amcam Demir.

Kuzey bana onun katil olduğunu söylemişti. Telefondaki ses ise "çok yakınında" demişti. Eğer amcam gerçekten o tetiği çeken kişiyse, onun o iki yüzlü maskesini düşürmenin tek bir yolu vardı: Düşmanını her zamankinden daha yakın tutmak.

Arabama atladım ve amcamın ofisine doğru gaza bastım. Onunla yüzleşmeyecek, sadece onun o kirli zihniyle bir satranç oynayacaktım. Ne bildiğini, ne sakladığını kendi ağzından duyacaktım.

Amcamın o şatafatlı ofisine vardığımda saat gece yarısını çoktan geçmişti. İçeri girdiğimde, beni gördüğüne şaşırmadı. Aksine, o sahte şefkat maskesini çoktan takmıştı.

"Azra? Gecenin bu saatinde... Nihayet o adamın yanından ayrılıp ailene dönmene sevindim," dedi, bana doğru yaklaşarak.

"Amca, seninle konuşmamız gerek," dedim, sesimi olabildiğince düz, kurnaz ve yorgun tutarak. "Babamın ölümüyle ilgili... Söylenenler doğru mu?"

Amcamın yüzündeki o rahat ifade anlık olarak gerildi. O deri koltuğuna otururken, ellerini masanın üzerinde birleştirdi. "Azra, baban... Çok zor bir adamdı. Yeraltında dosttan çok düşman biriktirmişti."

"Bunu biliyorum," dedim gözlerimi kısarak. "Ama asıl tetikçi kim? Neden şimdi üzerime geliyorlar?"

Amcam derin, hesapçı bir nefes aldı. Gözlerimin içine baka baka, en büyük yalanını kustu. "Babanın ölümünden kısa süre önce, yeraltı masasına çok büyük bir kumar ve uyuşturucu borcu olduğunu öğrendim. O borcu ödeyemedi. Onu tehdit edenler, çok acımasız adamlardı. Katili, o masadan biri."

İçimden alaycı bir şekilde güldüm. Suçu ölülerin, meçhul mafya babalarının üzerine yıkmak ne kadar da kolaydı. "Öyle mi? Peki sen ne yapıyordun o sırada amca? Sağ kolu olarak, neden onu korumadın?"

Sözlerim ok gibi hedefini bulmuştu. Amcamın gözlerinde o anlık, ölümcül parıltıyı gördüm. Ama hemen toparladı. "Elimden geleni yaptım, kızım. Ama gücüm yetmedi."

Odanın atmosferi zehirlenmişti. Onunla daha fazla aynı havayı solumak midemi bulandırıyordu. "Anlıyorum," dedim ayağa kalkarak. "Teşekkür ederim, amca. Artık ne yapmam gerektiğini çok iyi biliyorum."

Ofisten çıktığımda, telefonum titredi. Ekranda Kuzey'in mesajı vardı: "Neredesin? Seni bulacağım." Ve o an anladım ki; bu şehirde, bu yalanlar denizinde boğulmamak için gerçekten savaşabileceğim tek kişi, beni kendi canı pahasına koruyan Kuzey Tekindi.

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

14. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.