İçeriğe geç

Yasak Dosya

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Yasak Dosya

Bölüm 1

1 bölüm || Eksilen

•Selinay• Dora’yı dördüncü kez aradım. Normalde hemen açardı, çok ilginçti, bu sefer açmadı. Belki sınava girmiştir, diye düşündüm. Telefonu çantama koydum ve tam kapıyı açacaktım ki arkamdan seslendi: “Buradayım, geç kaldım biraz.” Bora’ya döndüm, gülümsedim. “Savcım, siz geç kalır mıydınız? Zaten çok vaktinizi almayacağım. Levent Karaca hakkında bir şey bulabildiniz mi diye sormaya gelmiştim.” Hafif iç çekti. “Selinay, bu dosyaya gizlilik kararı getirdim. Senle paylaşmam doğru olmaz ama 6 ay önce nasıldıysa, şimdi de öyle.” Gülümsedi ve bir şey bekliyormuş gibi baktı. Hemen fark ettim, biraz geri adım attım. Bora ofisine girdi. Koridora döndüm ve yürümeye başladım. Babamı merak ettiğim için aramıyordum tabii ki, sadece bizi terk etme sebebini görmek istiyordum. •Aras• Kahvaltıda gözüm saatime çarptı. Karşımda oturan Kerem’e baktım. “Abim, okula geç kalacaksın. Saati görmüyor musun?” Telefondan başını kaldırıp bana baktı. Ayağa kalktı. “Sanki siz babamla çok okudunuz da beni mi yolluyorsunuz?” Babam Kerem’in sözünü kesti: “Ben Abine de okuma şansı verdim, ama kafasına dik ilerledi. Sen okuyacaksın, ama her şey onunde yeter ki ‘okuyacağım’ de. Şimdi okula, hadi. Şoför bekliyor.” Kerem babamın lafını bitirmeden arkasını dönüp gitti. Ben de kalktım, babama bakıp onaylar gibi yaptım. Başımı kapıya geldiğimde adamlardan birine döndüm: “Otelde olacağım, babama iletirsin.” “Tabi Aras Bey,” dedi ve kapıdan çıkmam bir oldu. •Kerem• Okulun yakınındaki otobüs durağında şoförün durmasını söyledim ve indim arabadan duraga oturdum otobüs durdu, öğrenciler otobüsden indi. “Ne yapıyorsun, şimdi de duraklarda mı bekler oldun beni?” dedi Dora. Gülümsedim, başımı kaldırdım. Ayakta önümde duruyordu, alaycıydı. “Aynen ya, papas’ta sericem hatta,” dedim Gözlerini devirdi, gülüyordu. “Dora, ben malları kaybettim, yani bilmiyorum, hatırlamıyorum. Dün geceyi de bilmiyorum.” Gözlerini kocaman açtı, okul üniformamın ceketinden tuttu, çekiştirdi. Bileğini tuttum, kaslarımı çatttım. “Dora, bak!” o kadar hızlı sözümü kesti ki susmak zorunda kaldım. “Kerem, ama… yok oğlum, sen dedin halledeceğiz dedin, hani vardı, saklayabileceğimiz bir yer. Adamlara ne diyeceğiz?” Elini çekti geriye, ellerini başına koydu. “Kızım, beraber girdik bu işe. O zaman yardim edeceksin, bulmaya.” Bir anda bana döndü, öfkeli ve tedirgin bakışlarını üstüme dikti. Aslında o halde epey tatlıydı, gülümsememi tutamadım. “Kerem, bir de eşek gibi sırıtıyorsun, ciddi misin? Dün gece hangi bardaysanız oraya gidiyoruz, yürü Kerem.” Döndü, hızla ilerdeki taksi durağına yürümeye başladı. Oflayarak iç çekti, ben de yürümeye başladım arkasından. •Selinay• Duruşmadan çıktığım koridorda oturdum, derin bir nefes aldım. Çantamdan telefonumu çıkardım, Dora’nın hâlâ aramadığını gördüm. Onun dışında önümde iki çift ayakkabı gördüm. Başımı kaldırdım savcı Bora önümdeydi. “Karşıdan gördüm, çıkalım mı biraz dışarı?” “Olur, savcım. Elbette,” dedim ayağa kalktım. Bora’yla dışarı çıktık. İlerde bir banka oturduk, ağacın altındaki her zamanki gibi. Bana bir sigara uzattı, gülümsedim. “Savcım zaten yanımda var,” dedim ve yaktık. İkimiz de etrafa bakıyorduk. Gözlerini birkaç kez kırptı, bana döndü: “Selinay, babanın tek günahı o olduğunu düşünmüyorum. Şu an çıkmazdayız ama yardımcı olabilecek hiçbir şey yok. Emin misin?” Huzursuz oldum. “Baba” kelimesi bile artık duymak istemiyordum. Sigaramdan çekip cevapladım. “Size bildiklerimi anlattım, hepsi bu, savcım.” Ayağa kalktım, sigarayı söndürdüm. Huzursuz olduğumu anladı, başını onaylar şekilde salladı. “O zaman ben kaçar, savcım. Halletmem gereken işlerim var.” Arkamı döndüm ve gittim. Tam o sırada telefonu çaldı. Yürürken telefonu çıkarmaya çalışıyordum çantamdan, bir anda elimden düştü. Düştüğünde gördüm Dora’dan gelen sesli aramaydı. Telefon yere çarptı ve kapandı. Eğildim, telefonu yerden aldım, iyice baktım. Düşünce hep kendi kendine kapanıyordu. Açmaya çalıştım ama anlaşılana göre şarjı bitmişti. Daha yeni Dora’ya telefon almıştım; bir süre beklemem gerekiyordu. •Kerem• Taksiden indik, ikimiz de taksiciye baktık. “Benim ödecek halim yok herhalde, yanımda kantine yetecek kadar var,” dedi, hâlâ kızgındı. Taksiciye kredi kartını uzattım “Zaten ben ödeyeceğim, merak etme kızım. Biraz sakin ol, relax,” dedi. İlerdeki terk edilmiş depoya doğru yürümeye başladık. Kartımı alıp yanına doğru yürüdüm, kolundan ceketinden tutup biraz kendime doğru çektim. Yetişebilmek için: “Oğlum, biz bittik, özel müşterinindi, onlar…” Elini omzuma attı: “Ya, olmadı, parasını veririz, sıkma canını.” Karın boşluğuma hafif dirseğiyle vurdu, gülerek orayı elime koydum. Azıcık acımıştı. “Sen sık, asıl canını. Neden seninle bu göreve katıldıysam zaten. Ayrıca gülme, sen hiç mi ciddi kalamazsın?” Derin iç çektim, durup eğildi, bağcıklarını bağlamak için ama ben yürümeye devam ettim. Aynı zamanda ıslık çalıyordum. Normalden daha uzun bağcık bağladığını fark edince arkamı döndüm. Dora yoktu. Önce etrafıma baktım, daha sonra gözlerim karardı.

Bölüm sonu

6 yorum