İçeriğe geç

YARIM KALDIK

Bölüm 6 · 3 dk okuma

YARIM KALDIK

Bölüm 6

Galata'ya çıkmak için sıra beklemek de aşka dahil...

Eylül'ün ısrarı üzerine Galata'ya çıkma kararı aldık. Uçakla da gidebilirdik ama birlikte uzun otobüs yolculuğu yapmak istediğimiz için aldık biletlerimizi... Tuttuk İstanbul'un yolunu günübirlik gidip gittiğimiz günün akşamı geri dönecektik otobüs otogarına indiğimiz günün sabahı yapamadığımız o kahvaltıyı telafi etmek için taksim'de kahvaltı yaptık.. Galata kulesinin rivayetini bile bile..

Gitmeye karar verdik.. Galata'ya gitmek için attığımız her adım içimde büyük bir heyecan ve hüzün beliriyor beni strese sokuyordu... Galata kulesine daha önce hiç kimseyle çıkmamıştım Eylül Galata'ya birlikte çıkacağım ilk kişiydi.. Haftasonu olduğu için insanlar Galata'ya çıkmak için uzun bir kuyruk oluşturmuştu.. Kuyruğa dahil olduğumuzda gözüm birden Galata'nın altında ki çay bahçesine takıldı... Bir süre sonra o çay bahçesine takılan gözlerimi Eylül kendine çevirdi.. Sonra Galata'ya çıktık....Bana biraz tuhaf ve soğuk davranıyordu. Galata'ya çıktığımızda yukarıda ki çalışan garsonlar Eylül'e selam verdi garsonlardan bir abi Eylül'e "Nasılsın? Toparlayabildin mi kendini?" diye sorduğunu fark ettim olup biteni anlamamıştım ve merakımı ona belli etmemiştim o an. Rivayetin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini bilemezdik ama biz yanlızca o anı yaşadık... İnsanlar birbirine karışmışken birbirleriyle yaşamadıkları hiçbir şey kalmamışken özel kavramı yitirilmişken biz birbirimize o gün Galata'ya çıkarak bir ilki yaşatmıştık Galata'dan indikten sonra Eylül "çay bahçesinde oturup bir şeyler içelim" dedi..

"olmaz" diyemedim o an çok kötü hissetmiş ona belli etmemiştim.. Hayatımda yaşadığım çaresiz anlardan biri de Galata'dan çıkıp eylül'le o çay bahçesinde oturmam olmuştu... Çünkü orası şeymay'la buluştuğum ilk yerdi... Eve dönüş saati yaklaştığı için otogara geçtik yorucu bir dönüş olduğu için ikimizde dinlendik.. Fakat dönerken otobüste eylül'ün Galata'daki gibi soğuk ve garip tavrı dikkatimden kaçmadı sanki zorla götürmüşüm gibi davranıyordu bu durum beni epey bir rahatsız etti... Yine hiçbir şey demedim

.. İstanbul'dan geldikten sonra eylül'ün soğuk tavırları devam etti yine o canımı sıkan eylül'ün haftanın belirli gün ve belirli saatlerde ortadan kayboluşları artmaya başladı bu da canımı sıkıyordu... Çünkü aradığımda ona ulaşamıyordum mesaj atıyordum cevap vermiyordu sonrasında da beni geçiştiriyordu.. Yine ortadan kaybolduğu bir çarşamba sabahı erken kalkmış eylül'ün beni göremeyeceği bir yerde evinin önünde sabırla ve dikkatle evden çıkmasını bekledim. Saat ikiye doğru evden çıktığını gördüm ve peşine düştüm bir mezarlığa girdiğini gördüm üzeri papatyalarla kaplı bir mezarlığın önünde durdu...

Papatyaları görünce toprağın üzerinde ki papatyalar kadar kurşun yemiş gibi oldum kendi kendime "Nasıl olur ya" dedim bunlar... Benim eylül'e aldığım papatyalardı...

Bir mezar taşının arkasına geçip eylül'ün konuşmasını dinlemek istedim bu bir nevi intihardı..

Eylül ağlamaya başladı.. Gidip onun gözyaşlarını silmek istedim ama içimde ki öfke ve acı daha ağır bastı ağlamanın yerini hıçkırıklara bıraktı ve mezarla konuşmaya başladı...

" Neden gittin be? Neden yarım bıraktın beni tabi senin için sorun yok sen orda uyuyorsun acıyı ben çekiyorum... Onu da seni sevdiğim gibi severim sanmıştım bu yarayı onunla kapatırım sanmıştım yanılmışım ve biliyor musun? Yanımda olmamayı bir an olsun asla düşünmeyen bir adamın bana aldığı papatyaları bana getirmelerin gibi sana getiriyorum ona yaptığım bu hatanın bedelini nasıl öderim bilmiyorum severim sandım fakat yapamadım ve galiba ben beni çok güzel seven bir adamın ahını aldım sen gitmesen bunların hiç biri olmayacaktı sana bundan dolayı biraz da kırgınım ama rahat uyu sana olan sevgime nereye gidersem gideyim kiminle olursam olayım daima sahip çıkacağım.. "

... Eylül bu konuşmayı mezarla yaparken gözyaşlarım yanaklarımdan süzülüp gitti beni gördü göz göze geldik şaşkındı. Konduğu daldan tam havalanacakken avcıya yakalanan zarif bir serçe kadar şaşkın ve çaresizdi bir o kadar da mahçup.. Sustuk ağaçlar sustu mezar taşları sustu papatyalar sustu en çok ben sustum sanki tüm hücrelerim konuşmamaya yemin etmişçesine sustum sonra onları orda baş başa bırakıp suskun hayal kırıklığına uğramış ve sevdiğine pişman olmuş bir şekilde eve geldim.. Yağmurlu bir çarşamba günün de tanıyıp sevdiğim insandan bir çarşamba günü vazgeçtim..

"YARLA BİR OLAMAYINCA YERLE BİR OLUYORMUŞ İNSAN..."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.