Neyi istediysem olmamaya yemin etmiş zamanların yağmurlu bir çarşamba gününde saat 12;15'te oturduğum mahallenin durağında rastladım ona elinde bir demet papatya, yağmur damalaları kaldırım taşlarına vururken onun gözyaşları da o bir demet papatyayı ıslatıyordu... Hani demiştim ya bir yerlerde papatya kalpli insanların var olduğuna inanıyorum diye ha işte o da onlardan biriydi... Belli ki biri tarafından kırılmıştı.. Yavaşça yanına doğru yaklaştım ve...
.. "Neyin var? İyi misin?" diye sordum
.... "Beni yanlız bırak..!" diye cevap verdi..
Hiçbir şey söylemeden oradan uzaklaştım o an beni görmezden gelmişti.. Fakat ben onu daha önce de görmüştüm.. Sokakta onca insan olmasına rağmen onu görmüştü gözlerim...
.......
Ertesi gün yine aynı durakta karşılaşmıştım onunla o an durakta ikimizden başkası yoktu.. Sessizce yerde ki kaldırım taşlarında geziniyordu gözlerim otobüste gelmişti... Kapılarının açılmasıyla içten bir sesle "Sağ ol.." dedi. Bunu hiç beklemiyordum açıkçası... Otobüste sadece ikimize yer vardı.. Eliyle boş koltuğu işaret edip küçük bir tebessümle "Gelsene" dedi.
... "Böyle iyi.. Yanlız kalmak istersin..." dedim
Bir an duraksayıp.. "Geçen gün için kusura bakma çok dolmuştum ve sanırım seni biraz terslemiş olabilirim.."
... "Bilmem olabilirsin.."
Şoför.. Kardeşim oturacaksan otur artık.. Diye mırıldanmaya başlayınca bende mecburen oturdum(İSTEMEM YAN CEBİME KOY ASSJJSS 😄)
... "Hadi müsaitsen sana bir çay ısmarlayayım beni de böyle hatırlama.."
"Ben çay sevmem ki.."
"O zaman bir kahve" diye sordu
.. "Olur.." Dedim..
Yağmurlu bir çarşamba günü tanışmıştık Eylülle...
...................... DEVAM EDECEK...............
