2 yaşındaydım...Elimde annemin kopmuş kafası, çığlıklar atarak ağlıyordum. Babamın solmuş teni gözyaşlarımla ıslandı. Kaçış yoktu, yalnızdım. Korkuyordum, geri dönecekler miydi? Tek bildiğim şey üşüdüğümdü. "Anne kalk!" dedim son gücümle. Babama döndüm. "Baba, uyan lütfen!" Babam uyanmadı. Uzaktan siren sesleri geliyordu. Mavi kırmızı ışıklar gözümü almıştı. Yanıma bir adam geldi. Elimi tuttu. Ne olduğunu bilmediğim bir alete konuştu. "İki ölü." "Ölü" ne demekti? Annem ve babam mıydı? Ama onların adı "ölü" değildi. Adam bana dönerek "Adın ne?" diye sordu. "Öykü" dedim kısık sesimle. "Senin adın ne?" diye sordum. "Kartal" dedi "Başkomiser Kartal ÇAĞRI" Annemi ve babamı arabanın altından alarak götürdüler. Bir daha getirmemek üzere...
*
Bir sürü polisin olduğu bir yerdeydim. Rahatsız olmuştum çünkü çok gürültülüydü. Bir süre sonra birkaç adam bana doğru gelmeye başladı. Korkmuştum. Aralarından bir adam bana doğru eğildi.
"Merhaba Öykü. Nasılsın?"
"..."
"Ben Mahmut KÜRK. Çocuk Esirgeme Kurumu'ndan geliyorum
"..."
"Gidelim mi?"
"İstemiyorum"
"Nedenini öğrenebilir miyim?"
"Annem ve babam nerde?
"..."
Şimdi o susuyordu. Sorun neydi?
"Gidelim mi?"
"Tamam."
Sesim titriyordu. Tek istediğim şey ailemdi.
"Kardeşim nerde?"
"Kardeşin mi var?"
"Annemin karnında"
Adamın gözleri dolmuştu. Elimden tuttu ve sadece yürüdü...
3 yıl sonra...
"Çok heyecanlıyım Aysel!
"Öykü, sakin ol"
"Sakin olamıyorum çok heyecanlıyım"
Tam o sırada bahçenin önünde bir araba durdu
"Aysel, geldiler! "
Koşarak yeni ailem olacak insanların yanına gittim. Yeni abim Caner bana koşarak sarıldı. Onu çok seviyordum. Onlar müdiremiz Halime Hanım'ın yanına giderken ben de arkadaşlarım ile vedalaşmak için içeri girdim.
"Aysel lütfen ağlama beni de ağlatacaksın"
"Beni unutma tamam mı Öykü? "
"Seni nasıl unuturum canım arkadaşım." diyerek ona sarıldım. Diğer arkadaşlarımla da vedalaştıktan sonra müdiremiz Halime Hanım beni çağırdı ve eşyalarımı toplamamı istedi. Ben deantamı alarak son kez arkadaşlarıma bakıp arabaya bindim...
11 yıl sonra...
"Öykü! Çabuk kalk okulun ilk gününden geç kalamazsın! "
"Anne, ben o okula gitmek istemiyorum! "
"Ama zorundasın!
" Of tamam kalkıyorum!"
Yorganı tekmeleyerek istemsizce yataktan kalktım. İzmir'den Antalya'ya taşınmıştık ve bugün yeni okuluma gidecektim. Dünya'da isteyebileceğinden son şey bile değildi ama mecburdur işte. Hayatı sorgularken 4 yaşındaki kardeşim Masal içeri girdi.
"Abla! Abim nerede?"
"Bilmiyorum."
Oradan çıktığında üstümü değiştirmek için yataktan kalktım. Okul kıyafeti giymek istemediğim için köyü yeşil bir bluz ve altına siyah renkli bir kot pantolon giyerek evden çıktım...
Okul çok büyüktü. Birsürü öğrenci vardı. Müdür odasına giderek sınıfımı sordum. 23-5 olduğunu söylediğinde kafam karışt.ı Şube yoktu. Çok takmadan üst kattaki sınıfıma girdim. Ders başlamıştı. Tam boş bir sıraya oturacakken öğretmen beni kolumdan tuttu.
"Sen yeni nakil misin kızım?"
" Evet?"
"Kendini tanıt."
Nefesini verdim. Sadece kimseyle uğraşmadan oturmak istiyordum
"Ben Öykü. 16 yaşındayım. İzmir'den geliyorum "
"Kerem'in yanı boş oraya geçebilirsin"
Yanı boş olan bir sürü kişi vardı hangisi Kerem'di. Tam soracaksın orta sıralardan bir çocuk bana el salladı. Kerem buydu galiba. Yanına oturup telefonumu çıkarıp kulaklığımı taktım.
"Selam"
"Ne?"
"Selam?"
"Selam"
"Ben Kerem. " Elini uzattı
Hafifçe gülümsedim
"Ben de Öykü. " Elini sıktım
"Ne dinliyorsun?"
"Rammstein
"O ne?"
"Alman bir rock grubu"
"Anladım."
Bir süre sonra zil çaldı ve herkes sıralarından kalkıp diğerlerinin yanına gitti. Tam kulaklığımı tekrar bakacakken birinin bana gelmeye başladığını gördüm. Dağınık saçları ve uzun bir boyu vardı. Bana gülümsedi. Gamzeleri onu çok tatlı gösteriyordu. Kerem bana dönüp
"Etkilendiniz mi Öykü Hanım" dedi.
"Bu çocuğun ismi ne?"
"Sancak. Neden sordun?"
"Hiç.Sadece sınıfı tanımaya çalışıyorum."
"Bence sen sadece Sancak'ı tanımaya çalışıyorsun ama neyse."
"Ne alakası var! "
"Tamam birşey demedim sakın ol."
"Şu kızın ismi ne?"
"O Eylül, Sancak'ın eski sevgilisi. Çok gıcık bir kız. Sancak'ı hala unutamadı."
"Şurdaki kızın ismi ne?"
İç çekti
"O Pınar. Bana göre dünyanın en güzel kızı."
"Vaay aşıksın demek."
"Çok tatlı bir kız sadece. Aşkm değilim"
"Kesin öyledir"
"Sancak sana bakıyor!"
"Ne!" Saçlarımı düzeltmeye başladım çünkü beni çirkin görmemelidir.
"Bana aşık diyen kıza bak."
Güldüm
"Saçmalama"
"Gel seni onunla tanıştırayım"
"Ciddi misin!"
"Tabii Sancak benim en yakın arkadaşım"
"Şansım mükemmel"
Elinden tutup beni kaldırdı ve birkaç kişinin olduğu gruba götürdü.
"O da bize katılacak"
"Öykü!" diye bir ses duydum.
"Taylan."
Bana sımsıkı sarıldı. Onu ittiğinde anlamamış bakışlar attı.
"Sevgilim seni çok özledim"
"Karıştırdın herhalde, sen beni değil beni aldattığın kızı özlemişsindir."
"Sadece bir hataydı."
"Aldatmak hata değil piçliktir Taylan."
"Öykü... "
Sancak ayaklandı.
"Senin bizim sınıfta ne işin var kızı rahat bırak ve siktir git."
"Peşini bırakmayacağım Öykü"
Sebepsiz yere gözlerim doldu. Ağlamayacaktım. Pınar olarak bildiğim koz bana döndü.
"İyi misin? "
"İyiyim."
"Lavabonun kullanmak ister misin."
"Gerek yok iyiyim"
Sancak bana döndü
"Ondan uzak durmaya çalış."
"Ona yakın olmam zaten"
"İyi olduğuna eminsin değil mi?"
"Evet iyiyim."