John, o sabah yataktan kalkarken çok zorlanmıştı, uzun zamandır olduğu gibi. Gerçi bu olaydan sonra nasıl yataktan kalkarken zorlanmayacak kadar mutlu olabilir, nasıl yaşam sevincini koruyabilirdi ki? Uğruna ülkesini terk ettiği, yeni bir dil öğrendiği ve hatta ailesini karşısına alıp dinini değiştirerek Müslüman olduğu kadını nasıl unutabilirdi?
Uyandıktan yaklaşık yarım saat sonra ayağa kalktı John. Birkaç köpeğin saldırısından kurtulduktan sonra yaralarıyla uzaklaşmaya çalışan bir kedi misali hâlsiz ve sendeleyerek mutfağa gitti. Masanın üzerinde bozulmuş kurabiyeler duruyordu. John, gözünden hızla uzaklaşmaya çalışan birkaç damla yaşa hâkim olamadı. Onunla son sohbetlerinden birisinin konusuydu bu: "Kurabiyeler bozulur mu?" Sonuçta bu denli katı bir yiyeceğin içine bakteriler nasıl girebilir ki? Girebiliyorlarmış demek, ama eşi bunu asla öğrenemeyecekti. John ve eşi bir tepsi kurabiyeyi pişirdikten sonra 2 saat içerisinde bitirebilecek kadar kurabiyeleri seven bir çiftti. Bu yüzdendi hiç bozuk kurabiye görmemeleri. Hatta eşinin en sevdiği atıştırmalıktı kurabiye, çünkü hem yapması basit hem de lezzetliydi. Gerçi bunlardan daha büyük bir sebebi vardı: Çocukken yediği en lüks yiyecekti bu.
John artık dolu dolu ağlıyordu, yatağına geri döndü. Yastık hâlâ onun gibi kokuyordu, hâlâ!..
John birdenbire ayağa kalktı, sanki Tanrı'nın kuklasıymış da O hareket ettiriyormuşçasına. Aynanın yanına gidip oturdu fakat oturmasıyla kalkması bir oldu. Aynada gördüğü o yaratık, kendisinin en son gördüğü hâline hiç benzemiyordu. Biraz sonra komşusunun camını kıran bir çocuğun korku ve paniğine ve hatta tedirginliğine eşdeğer bir tavırla yeniden, ağır ağır aynanın karşısına geçti. Kolları ve bacakları küçük bir çocuğunki kadar ince, cildi ise kirden kararmıştı. Gözleri morarmış, dudakları kuru ve saçları toz yüzünden grileşmişti.
Sâhi, John ne zamandır bu hâldeydi? Günler, haftalar veya belki de bir-iki ay; ne önemi var ki? Sonuçta onsuz geçen her saniye ızdırap dolu, yaşanmaya ve yaşlanmaya değmeyen zamanlardı.
John saatlerce aynanın karşısında oturup onu düşündükten sonra mutfağa geri dönmek için âniden ayağa kalktı, birkaç adım attı ve gözleri karardı. John birdenbire yere serildi, uzun zaman sonra ilk kez gülümsüyordu. John artık ona kavuşuyordu.
