ben çok mutlu bir evliliğin içine doğdum. annem ve babam gercekten dünyanın en iyi ebeveynleri, benim bunu anlamam yıllar aldı, ergenlik ve çocukluk yüzünden ne kadar kavrayamasam da değerlerini, şimdi her şeyin farkındayım. ben evin ilk çocuğuyum, ailenin ilk kız torunuyum. bizim ailemiz küçüktür. benim bir teyzem, bir halam var. halamla küçüklükten beri sık görüşmüyoruz, adını bile unutuyorum bazen. teyzem, hayatımda ki en iyi insanlardan birisi. teyzemin eşini de çok seviyorum, küçüklüğümden beri osman diyorum. teyzemin ailesi ve anneannemler hariç kimseyle bu kadar yakın değiliz. bayramdan bayrama misafirlikten misafirliğe görüşüyoruz diğer akrabalarımızla. annem de benim gibi seçici bir insan olduğu için çoğu insana zamanında mesafe koymuş. teyzem ona nazaran daha çok aileyle iç içedir. teyzemden bahsetmek istiyorum, teyzeler anne yarısıdır derler teyzem bu teze kesinlikle örnek olabilecek bir insan. hiç bir zaman onların hakkında böyle düşündüğümü bile düşünmez belki, duygularımı yansıtan bir insan değilim. ama hayatımda olmasından çok memnunum. iyi ki de osmanla evlenmiş, osmanla aramızdaki diyaloğu da çok seviyorum. teyzemin iki tane oğlu var; can ve batuhan. can, büyük olan onunla aramızda 11 yaş var. annemle babamın düğününde o da varmış. annemin ilk yiğeni. ailenin ilk torunu. onunla her zaman aramızda çok yaş olduğu için çok iyi bir iletişimimiz olduğunu hatırlamıyorum. ben büyürken o okudu, evlendi.
gözde abla. ilk gelinimiz. çok güzel birisi. melek gibi. can çok şanslı, onu olduğu gibi kabul ediyor, onun için kendinden ödün veriyor. umarım hep mutlu olurlar. batuhan, benden 5 yaş büyük, can’a kıyasla daha çok iletişimimiz oluyordu. ama yine de onlarla çok iç içe bir çocukluk yaşasam da hiç bir zaman güzel bir ilişkimiz olmadı. nedenini hiç anlayamadım ama ben aileden hep kendimi uzağa atıyorum, atıyordum. hep kendimi geri plana attım, kimsenin bana yaklaşmasına izin vermedim. kimseyle konuşmadım, kendimi açmadım.. bilmiyorum, bunlara hala bir anlam veremiyorum, hala devam da ediyorum. ama yavaş yavaş kendimi toparlamaya çalışıyorum. insanlara hoşgeldiniz demeye çalışıyorum. çabalıyorum. anneannem ve dedemi anlatmak istiyorum…
anneannem, benim gördüğüm en güçlü kadın. anneannem küçükken babasını kaybetmiş, hiç tanımıyor. dedemden geçmişte şiddet görmüş, zorla evlendirilmiş. anneannem o kadar iyi birisi ki, anneannemi çok seviyorum. yaşadığı her şey için çok üzgünüm. onların zamanında her şey çok farklıymış. okuma-yazması yok, kıyafetleri bile yokmuş, annesi 3 kız çocuğu, 1 erkek çocuğu yetiştirdi. kim bilir o ne sıkıntılar çekmişti… erkek çocugu yakın yıllarda vefat etti. konuşamıyordu, aşırı kiloluydu, hareketleri aşırı zordu. anneannem hariç diğer kardeşleri kendini kaybediyorlardı. birisi deliye vurmuştu artık, diğeri anlayamıyordu olayları. aralarında en aklı başında olan anneannem ve onları kollamak zorunda olan da anneannem. anneannem küçüklükten beri sırtında bu kadar yükle yaşamış. dedem, hakkında bu kadar çok bilgiye sahip değilim ama onunda hayatındaki zorlukların farkındayım. dedemin şu an unutkanlık hastalığı var. koluna 5 basamaklı sayı dövmesi yaptırıldı. bir yerde kaybolursa bulunması için. dedem ne kadar bize yansıtmasada o da kafasının yavaş yavaş gittiğinin farkında bence. çok dalgın, şaşkın ,bebek gibi.. anneannemde onun böyle olmasına üzülüyor mu kızıyor mu bilmiyorum ama üstüne gidiyor. bu yüzden bazen kavga ediyorlar. ama annem,teyzem,anneannem ve dedem tüm bunlara rağmen çok güzel bir aile ilişkisine sahip. umarım hep böyle kalır. Allah herkese, hepimize uzun ömürler versin. şimdi bizim çekirdek aileye dönüyorum;
annem, hayatımda gördüğüm en zeki kadın. o kadar zeki ki annem, herkesi ayakta uyutur. annemin yanında kendimi hep diken üstünde hissediyorum. kendimi hiç bir zaman onun yanında huzurlu ya da rahat hissedemedim. kendimi çok rahatsız hissediyorum. beni kötü hissettiriyor. bazen beraber gülsek bile ben şaşırıyorum, hani şimdi nolucak kafasındayım. annemle aramdaki ilişkiyi çözemiyorum. bazen evet hakkını yiyemem gerçekten eğlendiğimiz zamanlar oluyor ama dediğim gibi aklımın bir köşesinde yarın oluyor. yarın kim bilir ne yapacağım da annem bana ne için kızacak kafasındayım. annemi hayal kırıklığına uğratmak istemiyorum, annem hep beni başarılı görsün istiyorum ve bundan kaygılanıyorum.
annem ve babam, beni her zaman küçükken iş yapmaktan uzak tuttu ve şimdi benden bir anda iş yapmamı bekliyorlar. ben düşünemiyorum ki aklıma gelmiyor. mesela yaptığım zamanda da “hayret” , “sen iş yapar mıydın ya” gibi tavırlar ile karşılaşınca kendimi kötü hissediyorum ve kendimi kapatma isteği duyuyorum. mesela ailemle bir ortama girmekten bile çekiniyorum. çünkü beni izliyorlar, ne dicekler, ne düşünecekler.. bilmiyorum kendimi çok kasıyorum, kızarıyorum, titriyorum, terliyorum.. beni hep bu şekilde zorladılar. bana anlatış biçimleri mi yanlıştı ya da nerede yanlış yaptılar onu da bilmiyorum. onları da suçlamak istemiyorum ama ben neden böyleyim. gerçekten artık kendimi, sorunumu çözüp bir şeyleri düzeltmek, yola koyulmak istiyorum. annemin bana küçüklükten beri sevgi gösterdiğini biliyorum, değerli hissettirdiğini de biliyorum ama olay sadece iyi hissettirmek değil. çok klasik ama annemle biz anne kız olarak hiç bir şey yapmıyoruz. annem bana her zaman benimle çık dışarı der kimseye ihtiyacın yok der. ama hep benden bekler. ben annemle hiç bir zaman bir tatlı bile yapmadım. annem bana hiç bir zaman gelip kalk sana şunu yapmayı öğreteyim de demedi. bana eski anılarını bile anlatmadı. bir kız çocuğu annesinden ne isterse onların yarısını istiyorum anne. sadece biraz daha anlayışlı olamaz mısın? ne zaman üzüntümden bahsetsem, duygu sömürüsü dedin, önemsemedin.. ama şimdi sana arkadaş olmamı bekliyorsun. ben sana kendimi anlatmaya çekiniyorum. tepkilerinden korkuyorum. ben senden sağlıklı bir iletişim istiyorum anne. bunun senin için bu kadar zor olduğunu görmek bana çok zarar veriyor. senin de kendi içinde sıkıntıların olduğunu biliyorum, başında ne kadar sıkıntı olduğunu da biliyorum. ama her şey sende kopuyor anne. beni karşına alıp düzgünce kendini açsan, duygularından bahsetsen, belki bende senden güç alıp kendimi sana açacağım. ben senin bazı konularda ki fikirlerini merak ediyorum. annem böyle düşünüyor diyip aklıma kazımak istiyorum çünkü anneler bilir. anneler dogruyu söyler. ben senin dogrularını duymak onlarla yürümek istiyorum. ama seninle konuşmama bile fırsat vermiyorsun. gerçekten çok çabalıyorum, iletişimimizi ilerletmeye ki senin bence bir şeyleri fark edip çoktan bunu yapman gerekiyordu. yine de her şeyi köşeye atıp yaşattığınız ne kadar küçük de olsa travmaların hepsinin üstesinden gelip seninle tekrar tekrar yüzleşmeye çalışıyorum. umarım bir gün aramız gerçekten sağlıklı bir anne-kız ilişkisi olur. ama ben farkındayım, çabaladığının. seni de anlıyorum anne, her şeye rağmen, dünyanın en iyi annesi de sensin buna eminim. seni her ne olursa olsun hayatımın en önemli yerine koyuyorum, seni herkesten çok seviyorum.
babam, benim babam küçüklüğümden beri beni her şeyden korumaya çalışırmış. rüzgardan bile korurmuş. kimseye sevdirmezmiş bile.. babamla güzel bir çocukluk geçirdiğimi hissediyorum ne kadar hatırlamasamda, babam bizi en lüks yerlerde büyüttü. bunu hep de söyler. küçüklüğüm hakkında konuşmayacağım, yalan olmasın çok hatırlamıyorum. ama ben büyüdükçe babamdan uzaklaştığımı hissettim. bana teması azaldı, beni öpüşü, sarılışı azaldı. zaten okul ve iş yüzünden çok görüşemezdik. bir zamandan sonra ortanca kardeşimi kıskanmaya başladım. çünkü sürekli onu severdi, öperdi. ben kendimi arka planda hissediyordum. ayrıca benim kardesimin bir rahatsızlığı vardı. bundan dolayı da biraz ilgi onun üstündeydi. o zamanlar küçüktüm şimdi ki gibi algılayamıyorum ama o zamanki çocuğa da yapılmaması gereken şeyler yapıldı bence bana. zaman geçti ben ergenliğe girdim. yeni arkadaşlar, yeni ilişkiler, yeni kazıklar… ben kendimi o kadar kötü hissetmeye başladım ki. kendimi o kadar yanlız hissettim ki. evet küçüğüm, evet bu durumlar 30-40 yaşındaki aileme fazla komik, basit geliyor da olabilir. ama o yaşta o şekilde o kadar kişinin içinde dalga konusu olup küçümsenince bir daha kendimi toplumun içinde konuşma yapmaktan çekinir oldum. kimseye kendimi açamadım, 12 yaşındayım. kendi başıma odada sessiz sessiz ağlıyorum. bir zaman sonra annem beni psikiyatriye götürdü. ve bana ilaç yazıldı. ben 12 yaşında ilaç kullanmaya başladım, haftalık terapi almaya, aylık ilaç kontrolüne gitmeye başladım. babam bu süreçte benden hala uzak. ben o zamanlar anlayamadığım için neden uzak durduğunu ona karşı inanılmaz bir kinim vardı. onunla sürekli ergenlik sürecimde kavga ederdik, büyük ihtimalle onu sürekli kırardım. bir keresinde kavga ederken bana argo kullandığı için ben polisi aradım ve bana sözel şiddet uyguladığını söyledim. iftar vakti polisler geldi. ilk benimle sonra onlarla konuştular. ben çok korktum aslında istemiyordum onlardan ayrılmak. bir şekilde toparladım. o sırada küçük kardeşim doğmuştu. 1 yaşındaydı. küçük kardeşim benim en değer verdiğim insandı. hala öyle. onu düşünüyordum annemlerden ayırırlarsa ne olacak, ben ne yapıcam, nerde kalıcam.. çok korkmuştum. o olaydan sonra sadece bir kez aradı polisler ve daha konusu açılmadı. babamla hep böyle sıkıntılar yaşadım. ben son 7-8 aydır babamla aramın iyi olduğunu düşünüyorum. babamı büyüdükçe anladım. büyük babam, babamla halam küçükken halama da hep böyle uzak davranırmış. kız çocuğu olduğu için. yani babamda babasından nasıl gördüyse bana öyle davranıyormuş. büyüdükçe kafama yattı ve onu affettim. ortanca kardeşim, cankat.
cankat, doğduğu gün ben hastaneyi ağlamalarımla inletmişim. istemiyordum dogmasını, büyük ihtimalle küçüklük kıskançlığı.
cankatla aramız bi zamana kadar çok güzeldi, nerden sonra bozuldu bilmiyorum. çok yakın iki arkadaş gibiydik. çok eğlenirdik, aramızda 2 yaş var. bir zamandan sonra aramız açıldı ve o zamandan sonra sürekli kavga etmeye başladık. ilk benim ergenlik dönemim girdi, şimdi onun ki devam ediyor. onunla aramızın yeniden çok iyi olduğu zamanları görmeyi istiyorum. ona benim yaşımda yaptığım hataları yapmamasını söylemeye çalışıyorum ama yaşayıp görsün. ne konuşsam şu an ters anlıyor o yüzden boşuna polemiğe girmiyorum, çünkü nasıl bir duygu olduğunu biliyorum. şu an kendini ne kadar özgüvensiz hissettiğini bilsem de kendinin farkına varmasını ve aslında ne kadar yakışıklı, komik, eğlenceli, anlayışlı bir çocuk olduğunu bilmesini isterdim. cankatla sürekli zıt düşsem de bana ne kadar kızsa da başıma en ufak bir olay gelse ilk onun yanımda olacağını biliyorum. cankatı seviyorum. ilk kardeşim.
en küçüğüm, poyraz.
seni neden bu kadar çok sevdiğimi düşünüyordum, son zamanlarda bulduğumu düşünüyorum. sen benim en kötü zamanımı geçirdiğimi düşündüğümde geldin. sen benim tek mutluluk kaynağımdın. daha yolun başındaydın. sana öğreteceğim şeyleri düşünüyordum, seninle geçireceğim zamanları düşünüyordum. ben cankatla beraber büyüdüm bu yüzden bir ablalık yapamadım, ama sen bana ablalılığı birebir gösterdin. ben ikiniz içinde her konuda fedakarlık ederim. siz benim annemden kalan küçüklerimsiniz. kendimi ne kadar size bu şekilde yansıtmasamda sizin için düşündüğüm çok güzel şeyler var. sizinle her konuda gurur duyuyorum. poyrazım, 9 yaşına girdi çok duygulandım, doğduğu gün geldi aklıma, onunla geçirdiğim 8 yıl geldi aklıma, onu güldürdüğüm zamanlar, eğlendiğimiz, şaşırdığımız anlar.. dedim ya bazı şeylerin evet farkına sonradan vardım ama poyrazın hep farkındaydım. çoğu zaman kendimi kaybettim, kendimden vazgeçtim. ama her zaman aklımda poyrazın geleceği oldu. evet cankatı ben büyütemedim, ama poyrazın üstünde emeğim olduğunu ve benim emeğimle bu kadar ileride olduğunu düşünüyorum. ben poyrazın serseri olmasını istemem. onu çok güzel büyütüyorum. onu bu yolda yalnız bırakmak hiç istemedim, yapamadım. dediğim gibi fark etmediğim için sadece poyraz olarak düşünüyordum. artık tüm ailem için ayakta durmaya çalışıyorum. hayatımda ne olursa olsun hiç bir zaman beni bırakmayan ailem için ayakta durmaya çalışıyorum.
yıllardır aşamadığım ne kadar travma varsa, ne kadar hayal kırıklığı varsa hepsini atlatabileceğimi düşündüm. aslında bana bunu birisi düşündürdü. ben o kişiyle her şeyi gerçekten de unuttum. geçmişte yaşadığım bütün sıkıntıları, güvensizlikleri bana unutturdu. beni bırakmayacağına söz verdi. gerçekten de bırakmadı. bahsettiğim kişiden, b diye bahsedeceğim . biz b ile 31 mart 2022 de bir arkadaşım sayesinde konuşmaya başladık. benim günaydın yazmamla başladı her şey. ben o hafta içinde onun bir futbol antrenmanını seyretmeye gittim. antrenman başlamadan önce yanıma geldi 5 dakika konuştuk, çok beğenmiştim, çok tatlıydı. sonra çıkışta beraber metroyla döndük. ondan sonraki gün okuldan sonra hemen buluştuk. bence kaliteli güzel bir vakit geçirdik. artık sürekli her gün buluşmaya başladık, sanki yıllardır sevgiliymişiz gibi bir iletişimimiz vardı. her gün beraberdik sürekli bir yerlere gittik, hiç tartışmadık bile. sonra yavaş yavaş onun kıskançlıkları başladı. açık giyinmeme, erkeklerle sohbetime karışmaya başladı. ben de hiç ailem tarafından böyle bir kısıtlanmaya maruz kalmadığım için şaşırmıştım, tepki gösterdim. ayrıldık, ben çok ağladım. sonra barıştık, 2 ay görüşemedik yaz tatilinde memlekete gitmiştik. gitmeden önce hüngür hüngür koynunda ağlamıştım. onu bırakıp gitmek istemedim. hayatımda ilk defa birisine kendimi açmışmıştım. kendimi ona anlattığımda daha 2 ay olmuştu. ama yıllardır yanımda olan arkadaşlarıma bile anlatamıyordum. ona karşı bir his hissediyordum ve o his beni ona çok yaklaştırıyordu. o gittiğim süreçte sürekli konustuk, beni hiç yalnız hissettirmedi. bana hep güzel şeyler söylerdi, beni sözleriyle etkilerdi. çok güzel konuşmacıydı. ben döndüğümde saatlerce oturduk. annem korona çıktı buna rağmen özlemimizden ayrılamadık hala sarılıyorduk. ben buldum diyordum. o kadar çok emindim ki herkesle arama mesafe koydum kimseyi istemedim. her şeyim o olmuştu. ben de aynı şekilde. onunda her şeyi bendim. arkadaşlarımız arardı gelemeyiz derdik. birbirimize o kadar çok aşıktık ki sabahın köründe buluşup akşam son minibüs saatine kadar otururduk. her gün başka bir şey bulurdum, yanımda sıkılmasın diye… oyun getirirdim, oyun üretirdim, spor yapardık. kardeşlerimle oynardı. annemle otururduk. ben hayatımda hiç kimseyi böyle sevmedim. Allah şahit bana neler yaptığını yaşattığını bir ben bir o bir de allah bilir, ben hala onun için o kadar iyi şeyler düşünüyorum ki. ilk aylar cicim aylar derler ya, hep öyleydik hiç bir zaman bozulmadık, hep çok tatlıydık. ben bazenleri kendime konduramıyordum bana bu kadar karışmasına ve tartışma çıkarıyordum. travmalarım yüzünden sürekli ondan ayrılıyordum. korkuyordum. beni bırakmasından, benden ayrılmasından, terk edilmekten.. beni sevmemesinden, yalnızlıktan, bana her zaman beni bırakmayacağını söyledi. ona o kadar çok güvendim ki. o kötü şeyler yapıyordu. rahatsız olduğumu söylesem de devam ederdi. bi zamandan sonra aramızda yarış olmaya başladı. kısasa kısas başladı. yapılan hatalar yüzünden karşılıklı güvensizlikler başladı. sürekli tartışmalar başladı, saygısızlıklar başladı, hakaretler başladı, ilişkinin çöküşünü izledik resmen. ben buna engel olmaya çok çalıştım hakkını yiyemem b de çok çalıştı. ama her ne kadar anlatsam da b beni anlamadı ve kendisini düzeltmekten hep geri durdu. evet ben yaşadığım psikolojik problemler yüzünden yanlış şeyler yaptım ya da söyledim bunların farkındayım ama o hiç bir zaman farkına varamadı ya da kabul etmek istemedi . bir zaman sonra dayanamayıp bana şiddet uygulamaya başladı. bunlara rağmen onu affettim. eve morluklarla, soyulmalarla gittim. her şeyi geçtim, benim aileme yaptığı saygısızlıklar.. beni bitiren son şey oydu. benim ailem aslında dışardan ne kadar açık görüşlü gözükse de aslında bi o kadar da kapalılar.
benim babam 6. sınıfta eve oynamaya çağırdığım bir arkadaşım erkek diye bana argo kullanmıştı ve ben o yüzden polis çağırmıştım. aslına bakılırsa ben b için ailemi törpüledim. b haftanın 3 günü bizim evdeydi. ailem bir sebepten dolayı sürekli şehir dışında oluyorlardı. o süreçte b ile ben kardeşlerime bakardık. yemek yapardık, evi toplardık, oyun oynardık, tv izlerdik, balkonda sohbet ederdik, şarkı dinlerdik, söylerdik… biz b ile evli gibiydik. onunla uyuya kaldığımı hatırlarım ben. belki de en büyük hatamız birbirimize tutamayacağımız sözleri verip birbirimizi daha çok üzecek raddeye getirmekmiş. b bana hep sözler verdi. ben de dediğim gibi baba sevgisiyle büyüyemedim, korunmak kollanmak sevildiğimi hissetmek istedim, kız çocuğuyum sonuçta. benim durumumda olan her kız baba figürü arar. ben ona her şeyim gözüyle bakıyordum. benim ciddi anlamda arkadaş sıkıntım vardı. b sürekli o boşlukları doldururdu. annemle sohbet edemezdim onunla ederdim babamdan şefkat alamazdım ondan alırdım kardeşlerimle oynayamazdım onunla çocuklaşırdım arkadaşlarımla gezemezdim onunla gezerdim. o ciddi anlamda benim her şeyimdi.
daha anlatacak çok şey var evet ama sona gelirsek ben neden yaptığımı bilmiyorum. kendimi bir anda durumun içinde buldum. insanların dediklerimi mi kulağıma hoş geldi yoksa insanlar beni daha iyi bir hayata mı getirmek istediler bilmiyorum ama ben razıydım. ama aşk bu. gözümü kör etmiştir dedim, insanlar haklıdır dedim, dışardan bakıyorlar, dedim. kendim düşünemedim. ve kafama şunu koymuştum “gençliğimi yaşamak istiyorum” bunu sürekli b ile yapmaya çalıştım ama sürekli beni kısıtladığı için yapamıyordum. ona kendimi olduğu gibi açıklıyordum ama ikna edemiyordum. bu bildiğin benim özel hayatıma müdahale gibi hissettiriyordu. o hayatında her istediğini yapabiliyordu. kötü şeyler yapıyordu. her gece arkadaşlarıyla dışarı çıkıyordu, onun hayatı dört dörtlüktü. bi de ben vardım her istediğini yapan biri.. son zamanlarda beni çok boşlamıştı. evde film izlerken arkadaşı 101 çağırınca kalkıp gidiyordu, ben ağlıyordum gitmesin diye, sürekli iş arkadaşlarıyla plan yapıyordu, beni çok boşlamıştı. ben de bir arkadaşımla okul çıkışı oturmuştum ama onun kızacağını bildiğim için söyleyemedim. b hakkında konuşuyorduk, beni boşlamasının nedeni nedir diye soruyordum sonuçta bir erkek hemcinsi , ama erkek olduğu için bana kızdı tabi ki.. akşamında ben o çocukla içmeye çıktım. yanlış bir şey olduğunu biliyorum. ama dediğim gibi gerçekten bir arkadaşım bile yoktu. onunla gidip onun hakkında konuşamazdım da, gerçekten çok çaresizdim. o zamanlar b yüzünden çok kötü anlar geçirdim. psikiyatri benim yatmamı istedi aynı hafta psikolog da.. annem imza attı yatırmasınlar diye… bunları biliyordu ama bana hiç anlayışlı davranmadı. bana karşı artık tahammülü kalmamıştı. ben o çocukla o gece çıkınca ona mecbur yalan söyledim ve öbür gün itiraf ettim çünkü ona hiç yalan söylemem. benden ayrıldı, aşırı küfürlü, saygısız bir ayrılık oldu. kendimi bile açıklayamadım. sonra çok zorlu bir dönemden geçtim. yine travmalarımdan dolayı bir şey, ben üzüldüğümü dışarıya belli edemem aksine aşırı mutluymuşum gibi göstermeye çalışırım, bunu biliyor 1 yıllık sevgilisiyim beni tanıdığını biliyorum. beni takipten çıktı ve çevresindekileri de çıkarmamı istedi. ben de çıktım. tabi şaşkınım, en yakınımı kaybettim sonuç olarak. ona gönderme attığım için beni aradı ve uyardı. ama aradığında o kadar kalbime dokundu ki sesi. ne kadar kötü konuşsa da benle dalmıştım sesine, kalbime kadar hissettim. o gün beni o kadar etkiledi ki araması, diğer gün içim çıkmıştı ağlamaktan dayanamayıp görüntülü aradım yüzüne baka baka ağladım hiç bir şey diyemedim. o bana kızdı “yapma” dedi “unutmaya çalışıyorum arama beni” dedi “dayanamıyorum” dedim ağlamaya devam ettim. sonra ikimiz de dayanamayıp bi kaç kez daha aradık birbirimizi, barışmayacağımızı bile bile..
sürekli son konuşma diyerek birbirimize veda ettik. bir gün hastanede onu aradım. “hemen geliyorum” dedi. geldi ama beni çok bekletti. oturduk sadece sarılıyoruz, birbirimizi kokluyoruz. yüzümüze bakıyoruz. şakalaşıyoruz. barışmak istedim, “cansu yapamam” dedi. sonra arkadaşı aradı onunla buluşacaktı. yukardan mesaj geliyor bi baktım eski sevgilisi çekildikleri fotoğrafları atıyor. meğersem eski sevgilisinin yanındaymış. ben bunu görünce şok oldum. o da benim telefonumu karıştırdı ve hoşlanmayacağı şeylerle karşılaştı. aynı şeyi yapmama rağmen kalkıp gitti. arkasına bakmadan. ama ondan önceki gün ayağımı sakatlamıştım, peşinden koşmaya çalışıyordum. sakat ayağıma rağmen ne yavaşladı ne de döndü baktı. bana göre bu aşk değildi, ya aşk kalmamıştı ya da hiç aşık olmamıştı. peşini bırakmadım gitmek istemedim yanından. kendime bi şey yapacağımdan korktum. ona caddenin ortasında yalvarıyorum, beni bırakmasın diye, sözler veriyorum, belki de tutamayacağım sözler, kendimi yok edeceğim sözler, gözüm kör oldu aşkımdan, çok seviyorum, ondan sonrasını düşünemiyorum. arkadası arkadaki parkta bekliyordu. beni kolumdan itiyor, “git” diyor. ben hala yalvarıyorum olayı kavrayamıyorum. anladı benim kendime zarar vereceğimi annemi çağırdı olduğumuz yere. annem gelene kadar konuşmaya ikna ettim, kendimi açıklamama bile izin vermiyordu. beni dinlemiyordu, yüzüme bile bakmıyordu. ben de kabullendim tamam dedim. annemler gelene kadar arkadasının yanına götürdü. onlar hiç bir şey olmamış gibi sohbet ediyordu. tatilden bahsediyordu. ben yine başladım bağıra bağıra ağlıyorum. içim çıktı ağlamaktan. dönüpte bakmadı. annemler geldi. beni yol üstüne çıkardı. annemler geldi, b arabanın kapıyı açtı bin diyor. ağlıyorum zıplıyorum yerimde “binmeyeceğim, gitmeyeceğim” diye. annem ve babam üzgün üzgün beni izliyor. annem arabadan inip biner misin dedi ve bindim. arabada camlara vuruyorum inmek istiyorum diye. kendimden geçtim. çok zor toparladım. beni o kadar kendine bağlayıp sözler verip nasıl beni kabul etmez. ben onu her şeye rağmen kabul ettim. ben onunla aç da kaldım üşüdüm de. yeri geldi para bile verdim. işten çıktı diye teyzemle evdeki her yemekten koyup minibüsle yanına gittim. bunlar ne ki… onun için o kadar çok şey yaptım, yaptık. nasıl bir nankörlük bu anlayamıyorum. üstüne üstlük annemle telefonda konuşurken o kadar saygısızca davrandı ki annem hakkım haram zıkkım olsun dedi. ben bile bu kadar şeye bu kadar katlanmışken annem en ufak şeyde bunu dediyse.. b düşünsün bunların hepsini.
yani tüm hayatımı kurtaracak sandığım, evlilik hayali kurduğum insan, beni hayata küstürdü ve yaşama enerjim kalmadı, kısacası hayatımı da da berbat etti. siz siz olun hayatınızda kimseyi bu kadar değerli görmeyin. kimse için kimseyi karşınıza almayın. kimse için değerlerinizden vazgeçmeyin. kimsenin size zarar vermesine, saygısızlık yapmasına izin vermeyin. bu da benim hayat tecrübem olsun. belki yıllar sonra bir yerde karşılaşırız.
her ne olursa olsun ona çok teşekkür ederim, beni en azından 14 ay hayata döndürdü.
iyi ki vardın b, keşke daha çok olsaydın.