Elimde sıcak kahve kupası üzerimde bir kürk ile bahçede oturuyordum. O sırada telefonum çaldı. Arayan kişiyi tanımıyordum. Telefondaki kişi tam olarak şöyle dedi "Seni görebiliyorum şuan bahçedesin. " Bunu duyunca ürperdim ve refleks olarak bir anda etrafıma bakmaya başladım ve tabiiki de kimse yoktu. Korktuğum ve biraz da üşümeye başladığım için eve girdim. Pijamalarımı giyip yatağın içine girdim ve telefonumu incelemeye başladım. Ve bir mesaj gördüm. Mesaj aynen şöyleydi ' Yarın sabah saat 8'de seni kafeteryanın önünde bekliyorum. ' Mesaj çok yakın bir arkadaşımdan gelmişti. Arkadaşımın adı Efsun'du ve liseden beri çok yakın arkadaştık. Yaklaşık olarak 5 senedir arkadaştık. İkimizde çok iyi anlaşıyorduk, hiç bir zaman kavga etmezdik. Arada sırada tartıştığımız olurdu tabii ama aramızda konuşup anlaşırdık. Efsun'u onaylayıp uyudum.
Sabah erkenden kalkıp hazırlandım. Okula geç kalmayı hiç sevmezdim. Evden çıkıp otobüs durağının yanına gittim. Duraktaki insanlar bana çok tuhaf bakıyorlardı. Aldırış etmedim ve otobüse bindim. Otobüse bindiğim gibi boş bir yere oturdum ve telefonum ile ilgilenmeye başladım. Bir süre sonra otobüs durdu ve indim. Okul binasına girdim ve kafeterya ya inip Efsun'u aramaya başladım. İşte oradaydı bir vişne suyu almış içerek beni bekliyordu. Çok telaşlı ve korkmuş görünüyordu.Beni görünce telaşla ayağa kalktı ve koşarak bana sarıldı. Dudaklarını kulağıma yaklaştırıp " İyi ki geldin seni çok özledim. " dedi. Halbuki daha iki gün önce beraberdik. Böyle dedikten sonra birşeylerin ters gittiğini anladım. Ayrıldıktan sonra bende bir sandalye çekip Efsun'un yanına oturdum ve ona ne olduğunu sordum. Efsun bana Bora'nın dün gece ona tehdit mesajları attığını söyleyince kulaklarıma inanamadım. Çünkü Bora benim çocukluk arkadaşımdı ve aynı zamanda Efsun'un da eski sevgilisiydi. Efsun bir süre önce okuduğu bölümün sınavı yaklaştığı için Bora'ya ondan ayrılmak istediğini söylemişti. Bora'da bunun kendisi için herhangi bir sorun teşkil etmediğini ve ayrılabileceklerini söylemişti. Ya da bu sadece Efsun'un bana söylediği taraftı. Birde bu olayın belki daha karanlık bir yanı vardı. Ama Efsun bana bunu söylemiyordu. Aslında benden hiçbir şey saklamazdı.
Yaklaşık olarak bir saat sonra yanımıza Danla geldi. Danla benim yan sınıftan arkadaşımdı. Masmavi gözleri vardı. Saçları hafif kumral ve dalgalıydı. Dudağının kenarında bir tane piercing vardı. Bu da onu çok havalı gösteriyordu. Onu görünce ayağa kalkarak " Hoşgeldin. " diyerek ona sarıldım. Hep birlikte oturup sohbet ettik.
Yaklaşık 4-5 saat sonra son dersten çıktım ve durağa doğru yürüdüm. Otobüs durağa doğru yaklaşınca bindim ve boş yer aradım. O sırada Bora'yı fark ettim ve yanına oturdum. Oda beni fark etmişti. Bora ile sohbet ettik ve artık Efsun konusunu açma vaktinin geldiğini düşünerek konuyu açtım.
-Bora, Efsun'dan ayrılırken onun hakkında ne düşündün?
Diyerek ona böyle bir soru yönelttim ve bana şöyle dedi,
-Efsun bana ayrılmak istediğini söylediğinde şaşırmıştım çünkü biz Efsun ile çok iyi anlaşırdık. Böyle bir şey dile getirdiğinde önce onun gözlerine baktım ve yalan söyleyip söylemediğini anlamak istedim ama sınav konusunda yalan söylemiyor gibiydi bende ona inanarak ayrılığımızı onayladım.
Bana böyle bir açıklama yaptığında şaşırmıştım çünkü yalan söylemiyor gibiydi ve herhangi bir tuhaflıkta sezmedim. O yüzden fazla sorgulamadan eve gittim. Üzerimi değiştirip kanepeye oturdum ve kitap okumaya başladım. 5-6 dakika sonra telefonum çaldı arayan kişi Efsun'du,
-Alo.
-Serra nasılsın?
-İyiyim sağol. Peki sen nasılsın sesin bir tuhaf geliyor.
Bunu söylerken tavan arasından bir ses duydum. Ama bunu Efsun'a pek yansıtmadan konuşmamıza devam ettik:
-Çünkü iyi değilim. Peşimde bir seri katil varken nasıl iyi olmamı bekleyebilirsin.
Ne? Şuan Efsun'un peşinde bir katil mi vardı? Bunu duyduğuma inanamıyorum.
- Bekle hemen bana nerede olduğunu söyle.
- Cezayir.
- Tamam hemen polisi arıyorum.
- Hayır sakın arama!
- Neden?
- Gelince konuşuruz hemen geliyorum bekle.
-Peki sen bilirsin.
Cezayir'e yakın bir yerde oturduğum için Efsun'un gelmesi çok uzun sürmemişti. Kapı çaldı ve açmak için ayağa kalktım kapıya doğru yürüyüp kapıyı açtım. Efsun'u karşımda nefes nefese bulunca şaşırdım ve korktum. Hemen içeriye geçip oturduk. Sıcak bir kahve yapıp kupayı Efsun'a uzattığımda ellerinin titrediğini gördüm. Belliki gerçekten çok korkmuştu. Neler olduğunu merak ettiğim için sormak istiyordum fakat ona anlatırken tekrardan bunu yaşatmamak için sustum. Ona bugün bende kalmasını söyledim o da kabul etti. Saat 11'e yaklaşmıştı Efsun'a misafir odasını gösterip burada uyuyabileceğini söyledim. Ve odama gittim. Yatağa uzandım bugün gerçekten çok yorucu bir gündü. Çok yorulduğum için uyumakta çok zorlanmadım.
Sabah olduğunda Efsun'u odasında bulamayınca korktum. Evde aramaya başladım fakat yoktu o sırada bahçede birinin bana el salladığını gördüm. Efsun erkenden kalkarak kahvaltı hazırlamıştı ve benim uyanmamı beklemişti. Bahçeye çıkıp kahvaltıya oturdum. Masadaki yiyecekler nefis görünüyordu. Bugün okul yoktu o yüzden Efsun ile birlikte zaman geçirmeye karar verdim. Hem belkide böylece ona dün akşam neler yaşandığını sorabilirdim. Dün akşam ona olanları sorma cesaretinde bulunamamıştım .Ama artık meraktan çatlamak üzereydim. Kahvaltı masasını toplayıp giyindim ve dışarıya çıktık.
Yolun kenarındaki bir kafeye girdik. Kafenin manzarası çok güzeldi. Yemekleride manzarası kadar güzeldi. Ama daha kahvaltıdan yeni kalktığımız için maalesef güzel yemeklerden yiyemedik. Onun yerine bir kahve tercih ettik. Kahveside güzeldi, kahvelerimizi içerken artık Efsun'a dün neler olduğunu sordum:
-Efsun sadece merak ettiğim için soruyorum,. Dün akşam ne oldu?
Bu soruyu duyunca Efsun'un anlatmayı pek istemediğini gözlerinden anlıyordum. Fakat eğer bana bunu anlatmazsa bu olayın neden yaşandığını ve aslında bunu kimin Efsun'a yaşattığını anlayamazdık. O nedenle bunu bilmem gerekiyordu. Ayrıca ben Efsun'a yardım etmeyi çok istiyordum . Eğer bunları Bora planladıysa gidip onunla hemen şuanda konuşabilirdim. Bu konuda rahattım yani istediğim zaman gidip Borayla konuşabiliyordum çünkü Bora beni asla reddettmezdi. Aynı yaşta olmamıza rağmen Bora benim abim gibidir. Okulda hep arkamda durup bana destek çıkar. Onun sayesinde ailemin yokluğunu hissetmiyorum. Efsun da bana cevap vermeden buradan gidemeyeceğini bildiği için konuşmayı tercih etti. Ve olayları anlatmaya en baştan başladı:
-Biz Bora ile eskiden sevgiliydik bunu zaten biliyorsun okuduğum bölümün sınavı yaklaştığı için ondan ayrılmak istediğimi söylediğimde bana hiç karşı çıkmadan ayrılığımızı onayladı.
Bunları zaten biliyordum çünkü otobüste Bora ile karşılaştığımızda bana aynen böyle söylemişti. Efsun derin bir nefes alarak şöyle devam etti;
-Ertesi gün telefonuma bir tehdit mesajı geldi bunu bana Bora'nın gönderdiğine adım gibi eminim. Çünkü bana bu mesajı Bora'dan başka kimse atamazdı. Bunun nedeni ise telefon numaramın sadece belirli kişilerde olmasıydı. Bu mesajdan sonra Bora'yı arama kararı aldım ama aradığımda telefonuma yanıt vermedi. Bende bana birşey yapar korkusuyla seni aradım. Sen de beni hiç kırmadan yanıma geldin.
Efsun'un telefon numarasını tanımadığı kişilere vermeme gibi bir takıntısı olduğunu bildiğim için bu konuda doğru söylediğini biliyordum. Ama benim asıl merak ettiğim şey bu mesajı Bora mı yoksa başka birisinin mi attığıydı. Efsun şu şekilde devam etti.
- Ertesi gün sabah erkenden Danla ile buluşmaya karar verdim. Danla bana abisinin Bora ile çok yakın arkadaş olduğunu ve Bora'nın benden ayrıldıktan sonra çok üzgün olduğunu söyledi. Bora'da ayrıldığımız hafta okula hiç gelmemişti biliyorsun. O yüzden üzüldüğünü düşünmeye başladım. Ama mesaj geldiği zaman bu fikirden biraz soğumaya başladım.
Evet, bu doğruydu Bora gerçekten de Efsun ile ayrıldıktan sonra bir hafta boyunca okula gelmemişti. Ama benim asıl merak ettiğim şey dün akşamki kişiydi o yüzden Efsun'a hiçbirşey söyleyip onu bölmedim.
- Danla 'ya buna inanmadığımı ve Bora'nın bana tehdit mesajları attığını söyledim. Ama bana pek inanmadı galiba. Çünkü Bora'nın böyle birşey yapmayacağını biliyordu. Ama yaptı.
Bunu söyledikten sonra Efsun gözyaşlarına hâkim olamadı. Ve iki gözü iki çeşme ağlamaya başladı. Onu sakinleştirmeye çalıştım. Biraz sakinleşince şöyle devam etti.,
- Danla ile konuşmamız bittiğinde saat 6.30 olmuştu. Hemen otobüs durağına yaklaştım ve otobüse bindim. Otobüste siyah kapşonlu bir kişi vardı. Otururken beni izlediğine adım gibi eminim. Yüzünü göremedim çünkü maske takıyordu. Otobüsten bir durak önce indim. Çünkü bakışları artık beni fazlasıyla rahatsız etmeye başlamıştı. İndikten sonra biraz yürüdüm. Ve bir yerde durup ayakkabımın bağacığını bağlamaya başladım. Gözlerim bir anda arkaya doğru kaydı ve arkamda siyah bir silüet gördüm. Arkamı tam olarak döndüğümde ise bunun otobüsteki adam olduğunu anladım. Sonra önüme dönüp koşmaya başladım. Yanlışlıkla koşarken kendimi bir anda Cezayir'in sokaklarında buldum. Etrafımda çok fazla sarhoş insanlar vardı. Hepsi bir köşede oturmuş belkide 6 ya da 7. şişesini kafaya dikmek ile meşguldü. Korkup henüz inşaatı bitmemiş bir binaya saklandım. Daha sonra seni aradım evin buralara yakın olduğu için sana gitmek en iyi fikirdi. Adam beni her yerde arıyordu arkasını dönüp farklı bir binaya girdiğinde hemen binadan çıkıp sana geldim. İşte herşey bu şekilde. Benim tek suçum sadece otobüse binmekti.
Efsun bunları anlatırken gerçekten de çok üzülmüştüm. Ama kapşonlu kişi acaba Bora mıydı yoksa başka birisi miydi işte bunu tam olarak anlamamıştım. Bora'nın böyle birşeyi yapmaya tahammül bile edemeyeceğini biliyordum. Acaba benmi Bora'yı yanlış tanımıştım ya da o kişi Bora değilmiydi. Kafam çok karışmıştı.
Hesabı ödeyip kafeden çıktık. Ve eve yürümeye başladık Efsun çok korktuğu için bir türlü yanımdan ayrılamıyordu. Çünkü ayrıldığı an adam tekrar onu bulur korkusunu içinde yaşıyordu. Ama bu kişiyi gerçekten çok merak ediyordum.