Aşklarımmm… 🤍
Size uzun zamandır üzerinde emek verdiğim yepyeni bir kurgu hazırladım. “Yaramaz Meleğim” artık her gün sizlerle olacak.
Bu kez sıradan bir hikâye okumayacaksınız. Ülkenin en başarılı dedektiflerinden biri, çözülemeyen seri cinayetlerin peşine düşüyor. Her olay yerinde aynı not bırakılıyor:
“Meleğim, beni bulana kadar durmayacağım.”
Başta her şey sadece bir cinayet dosyası gibi görünse de, atılan her adım dedektifi kendi geçmişiyle yüzleşmeye zorluyor. Katil sadece iz bırakmıyor; onunla oyun oynuyor, onu adım adım kendi karanlığına çekiyor.
İpuçları, ters köşeler, psikolojik gerilim ve soluksuz ilerleyen bir gizem… Bu davada hiçbir şey göründüğü gibi değil.
Hazırsanız, birlikte bu karanlık oyunun ilk sayfasını aralayalım. Çünkü bir kez başladığınızda, gerçeği öğrenmeden bırakamayacaksınız… 🖤

Giriş
Soğuk bir kış gecesi, şehrin üzerine ağır bir sessizlik çökmüştü. Gri bulutlar gökyüzünü tamamen kaplamış, sokak lambalarının solgun ışıkları usulca yağan kar tanelerinin arasında kayboluyordu. Issız caddelerde yankılanan tek ses, arada bir duyulan ayak sesleriydi.
İnsanlar sıcak evlerinde kendilerini güvende hissederken, şehirde huzurun uğramadığı tek bir kişi vardı: Dedektif Meyra Demir.
Meyra, başarılarıyla ülke çapında adını duyurmuş, mesleğinin en saygın isimlerinden biriydi. Cesareti, keskin zekâsı ve sarsılmaz kararlılığıyla tanınırdı. Pek çok kişi için yalnızca bir dedektif değil, adaletin simgesiydi. Güçlü duruşunun ardında ise kimsenin bilmediği derin yaralar ve ağır bir yük taşıyordu.
Adaletin peşinden gitmek, onu her defasında karanlığın en dip köşelerine sürüklüyor, insan ruhunun en korkunç yüzüyle karşı karşıya bırakıyordu.
Son birkaç aydır şehir, açıklanması güç cinayetlerle sarsılıyordu. Kurbanlar günlerce ortadan kayboluyor, cesetleri bulunduğundaysa geriye akıllara durgunluk veren bir manzara kalıyordu. Her birinin yüzünde, ölümle bağdaşmayan huzurlu bir ifade vardı.
Cinayet mahallinde ise tek bir ortak nokta bulunuyordu.
Her seferinde aynı not…
“Meleğim, beni bulana kadar durmayacağım.”
Bu cümle, Meyra’nın zihninde giderek büyüyen bir bilmeceye dönüşmüştü. İçini açıklayamadığı bir huzursuzluk kaplarken, mesleğinin verdiği inat onu davanın tam merkezine çekiyordu. Gözünü kırpmadan kendini bu gizemin içine attı.
Ancak bu kez hiçbir şey alışık olduğu davalara benzemiyordu.
Karşısındaki katil yalnızca iz bırakmıyor, onunla oyun oynuyordu. Attığı her adım, bıraktığı her ipucu ve gönderdiği her mesaj, Meyra’yı biraz daha kendi karanlığına sürüklüyordu.
Üstelik her mesajın sonunda aynı kelime yer alıyordu.
“Meleğim…”
Meyra henüz farkında değildi.
Bu dava, yalnızca hayatının en tehlikeli vakası olmayacaktı; aynı zamanda en kişisel savaşı olacaktı.
Bu kez peşine düştüğü kişi yalnızca bir katil değildi.
Kendi geçmişi, korkuları ve içinde yıllardır sessizce büyüyen karanlık da onun en büyük düşmanına dönüşecekti.
……
Ve giriş bölümümüzün sonuna geldik… 🖤
Umarım ilk bölüm sizde de en az bende bıraktığı kadar merak uyandırmıştır. Bu, daha sadece başlangıç… Asıl sırlar, beklenmedik yüzleşmeler ve ters köşeler bundan sonra başlıyor.
Yarın yeni bölümde mutlaka burada olun. Birlikte bu gizemin peşine düşeceğiz ve her bölümde taşlar biraz daha yerine oturacak.
Bölümü beğendiyseniz oy vermeyi, yorum yaparak düşüncelerinizi benimle paylaşmayı unutmayın. Destekleriniz benim için çok kıymetli. Hepinizi yarın yeni bölümde bekliyorum. 🤍🖤