İçeriğe geç

Yaralı Yeşil

Bölüm 2 · 6 dk okuma

Yaralı Yeşil

Bölüm 2

Giriş;

*2005 - Kars* *"Anne?" Diye sordu Damla. Her zaman ciddi bir çocuk olmuştu, küçük yaşına rağmen. Konuşurken bile kelimeleri seçerek konuşur, soracağı şeyi uzun uzun düşünürdü. Şimdi ise annesi onun bu ses tonunda konuşmasına şaşırmıştı. Zira o hep abisi gibi başı dik, gür bir sesle konuşurdu. Annesi ona döndü gülümseyerek. "Söyle anneciğim.." dedi yumuşak bir ses tonu ile. "Yemekte ne var?" Damla'nın sorusu ile annesinin gülümsemesi daha da genişledi. Sanki ilk defa normal bir soru sormuştu. "Abinin ve senin en sevdiğin yemeği yaptım." Dedi annesi Züleyha. Damla kaşlarını çattı. "Lahana dolması." Damla annesine belli etmeden tebessüm etti. "Abim?" Diye sordu. Annesi yine gülümsedi. Başını salladıktan sonra cevap verdi. "Evet. Görevi bitmiş, akşam yemeğe gelecek." Damla bu sefer iyice belli etmek adına gülümsedi annesine doğru.* *Abisi askerdi. Görevlere gider, bezen haftalar, bazen aylarca gelmezdi. Onu her zaman özlerdi Damla. Bazen uzun göreve gittiğinde bir süre sonra yüzünü unutuyordu. Ama onun gibi olmak istiyordu. Asker... annesine, babasına, abisine hep sorardı; "Kız asker olur mu," onlara böyle dediğinde annesi ve babası gülerlerdi. Abisi ise saçlarını okşayarak, kaç defa da sorsa her defasında yanıtlardı sorusunu. "Olur, neden olmasın. Çokta güzel olur.." derdi.* *Damla ciddi görünüşüne devam etti hemen gülümsemesini yok ederek. "Anne," dedi bu sefer ciddi bir ses tonu ile. Şimdiden kendini asker olmaya hazırlıyordu. Bu yüzden çok fazla gülmezdi. Annesi ona döndü yine. "Efendim canım?" Dedi. "Ben Çağlar amcaların evine gidebilir miyim?" Diye sorduğunda annesi gülümsedi, "Ne yapacaksın gidip?" Dedim annesi yine yumuşak bir ses tonuyla. "Abimin geleceğini söyleyeceğim." Dedi. O an aklına gelen şey ile gözleri açıldı. "Onları da yemeğe çağıralım mı? Onlar da gelsin! Arel de gelsin! Adel de gelsin! Mercan teyze de gelsin! Hepsi gelsin!" Dedi neşeyle adeta yerinde zıplayarak. Züleyha daha da fazla gülümsedi. "Olur kız! Çağır, çağır onlar da gelsin. Aferin sana!" Damla genişce gülümsedi. Başını salladı. "Gittim ben!" Diyerek çıktı mutfaktan. Züleyha arkasından öylece, geniş bir gülümseme ile baktı. O sırada telefon çaldı. Arayan kocası Ziya'ydı. "Alo?" Dedi telefonu kulağına götürerek. Önce dinledi. "Geç kaldın canım. Kızın çoktan gitti bile!" Dedi gülerek. "Evet, gerçekten! Ciddiyim, koşarak çıktı evden.."* *Damla bir üst kata adeta uçmuştu. Kapıyı birkaç kez art arda çaldıktan sonra en sonunda kapı açıldı. Kapıyı açan kişi 5 yaşındaki Adel Ece olmuştu. Damla ondan iki yaş büyüktü. Ona gülümsedi, "Ben geldim!" Dedi neşeyle. İçeriden Mercan'ın sesi geldi. "Kim o be?" Dedi. "Damla gelmiş anne!" Dedi Adel. Mercan'ın yüzü göründü. Kapıya gelirken söyleniyordu. "İnanmam!" Dedi. Kapıya ulaştığında hayretle baktı. "Kız?" Dedi. "Sana ne oldu?" Dedi. Sesine hayret etmişti. "Abim gelecek akşam!" Dedi Damla. Mercan gülümsedi. "Çok şükür! Gözünüz aydın!" Damla gülümsedi. "Sen bu yüzden bu kadar mutlusun.." dedi. Damla başını salladı. "Akşam.." dedi. Mercan da, Adel Ece de dikkat kesildi. "Annem akşam yemeğe gelsinler, hep birlikte olalım dedi. Akşam yemeğine bizim eve gelebilir misiniz?" Dedi. "Lütfen gelin!" Yerinde adeta zıplıyordu. Mercan gülümserken Adel annesine döndü. "Anne gidelim lütfeeen!!" Mercan ona döndü. "Gideriz kızım, ama yine de babana sormam lazım."* *"Mercan teyze, abim her gün gelmiyor sonuçta. Ne olur gelin!" Diye ısrar etti Damla. "Kızım ben gelmeyeceğiz demiyorum, sadece Çağlar amcana da söylememiz lazım. Belki işi vardır.." dedi göz kırparak. Damla hafifçe gülümseyerek başını salladı. "Ben içeri gelebilir miyim peki?" Dediğinde Mercan hafifçe geri çekildi. Adel ise Damla'nın elini yakaladı. Hızla içeri doğru sürükledi. Abisi Arel Ege ile kaldığı odaya getirmişti onu. Damla onu görünce gülümsedi. "Arel, abim geliyor akşam!" Dediğinde Arel başını kaldırdı. "Tuğra abim mi geliyor?" Dedi. Damla başını salladı. "Akşam yemeğe çağırmaya geldim. Ama Mercan teyze Çağlar amcaya soracakmış." Arel sıkıntı ile başını salladı. "Ödevin mi var?" Dedi başını kaldırıp ona bakarak. Arel Ege başını saklamakla yetindi. "Evet, o yüzden gidin, başka yerde oynayın!" Dedi emir veren bir ses tonu ile. "Hayır abi, biz burada oynayacağız!" Dedi Adel. "Ben oyun oynamaya gelmedim" dedi Damla, az önceki neşeli ses tonunun aksine şimdi oldukça ciddiydi.* *Bazen Adel bile korkuyordu onun bu tavrından. Tıpkı bir asker gibi davranıyordu bazen. Sesi, duruşu, yürüyüşü çoğu zaman askeri andırıyordu kız olmasına rağmen. Adel onun aksine daha süslüydü. Kısa, kahverengi kıvırcık saçlara ve yeşil gözlere sahipti, buğday rengi teni vardı. Çilleri ile çok tatlı ve güzel görünüyordu. Damla onun aksine daha açık tenli, daha açık kahverengi, düz saçlı ve mavi gözlere sahipti.* *"Oyun oynamayacak mıyız?" Diye sordu bunun üzerine Adel. Damla başını iki yana salladı. Arel Ege'ye çevirdi bakışlarını. Ona baktı. "Arel," dediğinde "Ege. Adım Ege." Diye düzeltti Arel Ege. "Sen büyüyünce ne olacaksın?" Diye sordu Damla onu duymayarak. Arel Ege düşündü önce. Ardından cevap verdi; "Pilot" dedi. Damla hafifçe güldü. "Niye sordun şimdi?" Diye devam etti. "Merak ettim."* *"Sen ne olacaksın?" Diye atıldı neşeli sesi ile Adel. Damla ona dönüp, "Ben abim gibi olmak istiyorum; Asker. Onlar ölmüyormuş, şehit oluyorlarmış. Abim dedi ki; Şehitler ölmez. O yüzden ben de asker olacağım. Abim gibi.."* *"Kız asker olmaz ki" Arel Ege'nin sesini duyduğu gibi atıldı Damla. "Olur! Abim söyledi, kız asker olur!" Bunun üzerine Arel Ege birşey söylemedi. Adel suskundu. Bakışları ikisi arasında gidip geliyordu. O sırada Mercan odanın kapısını araladı. Damla ona baktı merakla. Mercan ona bakarak gülümsedi. "Size güzel bir haberim var." Dediğinde Damla gülümsedi, "Akşam geliyor musunuz?" Dedi. Mercan gülümsedi. "Evet, geliyoruz. Şimdi ben gideceğim. Annene yardım etmem lazım. Siz burada durun. Evden çıkmayın tamam mı?" Adel de Damla da başını salladı. "Ege, sen kardeşlerine göz kulak ol." Arel Ege ona döndü. "Anne ya! Ödevlerim var." Diye söylenmeye başladı. "Beni ilgilendirmiyor. Kardeşlerine bak ben gelene kadar." Diyerek son noktayı koydu Mercan. Ardından arkasına bile bakmadan çıktı odadan. Bir süre sonra da dış kapının sertçe kapanış sesi duyuldu.* *"Çocuk değilim ben zaten." Dedi Damla Arel Ege'ye dönerek. "Aynen, hiç değilsin zaten." Diyerek geçiştirdi Arel Ege. Damla gözlerini devirdi. "Damla, gel biz gidelim." Dedi Adel Ece Damla'nın elini tutarak. Damla ona baktı. Başını salladı hafifçe. Adel Ece onu çekiştirerek salona götürdü. "Çizgi film açalım!" Dediğinde Damla kaşlarını çattı. "Ama onları çocuklar izliyor." Adel Ece onun bu tavrını hiç sevmiyor, hatta neredeyse anlamıyordu. Diğer odadan Arel Ege'nin sesi duyuldu. "Çocuksun sen zaten!" Damla karşılık olarak, "Değilim, sensin çocuk!" Diye bağırdı. Ama hata yapıyordu. Arel Ege ona çocuk denilmesinden hiç hoşlanmazdı.* *"Damla ne yaptın?" Dedi telaşla Adel Ece. Damla anlamayarak ona baktı."Ne yaptım?" Diye sordu. O sırada sesli adımlarla odaya girdi Arel Ege. Damla bakışlarını ona çevirdi. Arel Ege'nin gözlerinden çıkan kıvılcımlar Damla'yı hiç de korkutmuyordu. Korkmasına gerek yoktu çünkü Arel Ege'nin ona hiçbir şey yapamayacağını çok iyi biliyordu. Arel Ege yüksek, oldukça sert bir ses tonu ile konuştu. "Sen az önce bana ne dedin?" Dedi. Damla'nın bakışları dikleşti. "Ne dedim?' dedi. Adeta alay ediyordu. "Bana az önce ne dedin?" Dedi yine oldukça sert bir sesle. "Sen bana çocuk dedin. Bende sana dedim." Dedi Damla düz bir sesle. "Çocuk olduğumu kim söyledi? Ben çocuk falan değilim, sensin!" Sesini yükselterek konuşmuştu Arel Ege. Ama bu ses tonu Damla'yı hiçbir şekilde korkutmuyordu. Yanında oturan Adel Ece ise olduğu yerde küçücük olmuştu. "Hayır, çocuk değilim!" Diye diretti Damla.* *Arel Ege ise uzatmayı sevmezdi. Bu yüzden cevap vermeden yine sert, yüksek sesli adımlar ile odasına geri döndü. Damla yanında oturan Adel Ece'ye baktı. "Neden bu kadar korkuyorsun?" Diye sordu. "O kızdığı zaman çok korkunç oluyor." Diye yanıtladı. "Hiçte korkutucu olmuyor. Komik oluyor." Dedi Damla gülerek. Adel Ece onun bu soğukkanlı davranışlarına çok şaşırıyordu. "Çizgi film?" Diye sordu Damla. Adel Ece'nin yüzünde büyük bir tebessüm belirdi. Başını salladı. Ardından eline televizyon kumandasını aldı ve çizgi film açtı. Damla çizgi film izlemeyi sevmezdi. Onları sıkıcı bulurdu. Şimdi de karşısındaki televizyonda görünen çizgi film onun ilgisini hiç çekmiyordu. Adel Ece'nin aksine o televizyona suratsız şekilde bakıyordu.*

Bölüm sonu

3 yorum