Ona her yenilişimde onu değil, ona mahkum olan benliğimi suçladım.
Beni yaşanmışlıklarımla beraber en derine gömmüştü okyanus. İçimin kan ağlamasıyla mazide kaybolmuştum, belki de o yüzden küçülmüştüm.
Dibe battıkça fark ettim, bunca zaman boşa çırpınmıştım. Binlerce balığın arasında ben bir hiçtim.
Yaşadıklarımı yaşamasını istemem belki zalimceydi ama hak etmişti. Şuan burada olmam bile onun suçuydu ve işte oldu en dibe gelmiştim...
Onun yüzünden en dipteydim o ise beni boğan okyanus olmaya devam ediyor ama onun da suyu biterse, işte tam o zaman denizinde yüzmeyi istemeyen okyanus kendi balığına muhtaç kalacaktı fakat balık çoktan kendini suyun derinliklerine bırakmıştı bile...
O kalp okyanusu daha da karanlığa batırmıştı. Anıların varlığı silik hafızasına eklenmişti.
Durum benim için daha da vahimdi. Anılar da git gide silikleşmeye başlamıştı tıpkı derine battıkça kaybolduğum gibi...
Derinliği öyle içten ve karanlıktı ki, karanlıktan korkmama rağmen okyanusun beni en dibe çekmesine izin vermiştim. benden hiçbir şey kalmamasına rağmen..
Benim o kadar çabalamama rağmen,onun bu kadar çabuk pes etmesi beni daha da dibe vurdu.Sanırım artık gerçekten bir ölüydüm.
Belki de ben yanlış okyanustaydım ama burda doğmuş ve büyümüştüm evrenin beni yanlış bir okyanusa atması mantıklı mıydı?
kendi okyanusum neredeydi?
Artık ne önemi vardı?