Bu Okuduğunuz Roman gerçek bir hikayeden alınmıştır burda yaşanan her olay gerçektir...
İyi Okumalar :)
Aras okulun demir kapısından içeri girerken başını öne eğdi.
Sabah evden çıkmadan önce annesiyle yine tartışmıştı. Aslında tartışma bile sayılmazdı. Aras konuşmamış, annesi bağırmıştı.
Sınıfın kapısına geldiğinde derin bir nefes aldı.
Belki bugün farklı olurdu.
Kapıyı açtı.
Olmadı.
Daha içeri adımını atar atmaz birkaç kişi gülmeye başladı.
"Bakın, geldi!"
"Prenses gelmiş!"
"Gay geldi, saklanın!"
Sınıfın çeşitli yerlerinden kahkahalar yükseldi.
Aras hiçbir şey söylemedi. Sırasına doğru yürüdü.
Tam oturacakken bir ses duydu.
"Bugün saçlarını taramış mı acaba?"
Yeni bir kahkaha dalgası yayıldı.
Aras çantasını sessizce sıranın yanına bıraktı.
Ders başlamadan birkaç dakika önce sınıfın en popüler üç öğrencisi ona doğru yürüdü.
Berk.
Kaan.
Emir.
Her zamanki gibi.
Berk eğilip Aras'ın burnuna hafifçe dokundu.
"Ne haber?"
Aras geri çekildi.
Kaan omzuna çarptı.
"Yol versene."
Ortada yolunu kapatan kimse yoktu.
Emir ise ayağını uzatıp Aras'a çelme takmaya çalıştı.
Aras son anda fark edip dengesini korudu.
Üçü de gülmeye başladı.
"Bu sefer düşmedi."
"Bir dahakine düşer."
"Belki ağlar da."
Aras ellerini sıktı.
Kalbi hızla atıyordu.
Gözleri yanmaya başlamıştı.
Ağlamak istemiyordu.
Burada değil.
Onların önünde hiç değil.
Başını hafifçe eğdi ve pencereye baktı.
Gözlerinin dolduğunu hissediyordu.
Ama sınıftaki kimse fark etmedi.
Ya da fark etmek istemedi.
Öğretmen sınıfa girince herkes yerine geçti.
Sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi.
Sanki birkaç dakika önce bir insanı kırmaya çalışmamışlar gibi.
Aras sessizce önündeki defteri açtı.
İçinden tek bir cümle geçti:
"Bugün de bitecek."
Ama bilmediği şey, bu günün hayatındaki her şeyi değiştirecek gün olduğuydu.
Öğretmen ders anlatırken Aras'ın dikkati bir türlü tahtaya odaklanamıyordu.
Sınıf sessiz görünüyordu ama arka sıralardan ara sıra fısıldaşmalar geliyordu.
Berk, Kaan ve Emir hâlâ ona bakıp gülüyordu.
Aras gözlerini defterine dikti.
Dersin bitmesine birkaç dakika kala sınıfta bir hareketlilik başladı.
Zil çaldığı anda herkes ayağa fırladı.
Aras da çantasını toplamak için eğildi.
Tam o sırada sırasının üzerine buruşturulmuş bir kâğıt düştü.
Şaşkınlıkla etrafına baktı.
Kim attıysa çoktan kalabalığın arasına karışmıştı.
Kâğıdı açtı.
İçinde tek bir cümle yazıyordu:
"Bu okulda sandığından daha fazla yalnız değilsin."
Aras'ın kaşları çatıldı.
Ne demekti bu?
Kâğıdı cebine koydu.
Koriora çıktığında kalabalık her zamanki gibi gürültülüydü.
Tam merdivenlere yönelmişti ki omzuna sert bir darbe aldı.
Kaan geçmişti.
Arkasına bile bakmadan yürümeye devam etti.
Berk ve Emir'in kahkahaları koridorda yankılandı.
Aras başını eğdi.
Bir şey demedi.
Söylese de değişmeyeceğini biliyordu.
Öğle arasında okul bahçesinin en tenha köşesine gidip oturdu.
Burası onun yeriydi.
Kimsenin pek gelmediği, eski duvarın yanındaki bank.
Cebindeki kâğıdı tekrar çıkardı.
Yazıyı birkaç kez okudu.
Tam o sırada yanında bir gölge belirdi.
Aras irkilerek başını kaldırdı.
Karşısında kendi yaşlarında bir kız duruyordu.
Uzun süre birbirlerine baktılar.
Kız hafifçe gülümsedi.
"Demek sana da ulaştılar."
Aras şaşkınlıkla ayağa kalktı.
"Ne?"
Kız cevap vermedi.
Sadece Aras'ın elindeki kâğıda baktı.
Sonra arkasını dönüp yürümeye başladı.
"Bekle!" diye seslendi Aras.
Kız birkaç adım sonra durdu.
Başını çevirip ona baktı.
"Gerçeği öğrenmek istiyorsan, bugün okul çıkışında eski spor salonunun arkasına gel."
Bunu söyledikten sonra kalabalığın arasına karışıp gözden kayboldu.
Aras olduğu yerde kaldı.
Kalbi hızlanmıştı.
Hayatında ilk kez biri ona zorbalık yapmak için değil, konuşmak için yaklaşmıştı.
Ama asıl soru şuydu:
O kız kimdi?
2. Bölüm YARIN ATACAĞIM ✨