Eylül yağmurları toprak ile buluşurken ellerini paltosunun cebine koyarak ıslak zemine bastı. Kafasındaki şapkası karanlık yüzünü gölgede bırakırken gördüğü eski bina ile adım atmayı bırakmıştı. Menekşe Sığınma Yurdu, uzun uzun taş duvarlara monte edilmiş tabelaya bakmaktan kendini alamıyordu. Dudakları kıvrıldığında içini tarifi olmayan bir heyecan sardı sonunda beklediği gece gelmişti. İlk kurbanını öldürdüğünde aldığı haz ve tatmin duygusundan fazlasıydı bu. Yeni bir şey deneme fikri tıpkı bir yılan gibi zihnine sızmış ölümcül planının ilk zeminini
çocukların bedenine kazımaya gelmişti buraya.
Demir kapıyı ittiğinde kulübedeki adamın sandalyesinde uyuduğunu görünce keyfi yerine geldi anlaşılan müdüre kadın aldığı paranın karşılığını fazlasıyla yerine getirmişti. Çamurlu yoldan geçerek yurdun aralık kapısından içeri girdiğinde ışıkları yakmadan merdivenlere yöneldi. Geleceğini önceden bilen yaşlı kadın elindeki şamdan ile onu merdivenlerin yukarısında bekliyordu. Eski beyaz geceliğinin ipleri sökülmüş omuzlarına attığı siyah şalına sıkıca sarılan kadın onu görünce korkudanNihayet duraksadıklarında çocukların koruyuculuğunu bu gece yapmayı bırakan kadın yatakhanenin büyük tahta kapısını gıcırtılar çıkartarak açtı. Bu gece ondan aldığı ilacı buradaki tüm çalışanlara bir şekilde içirdiği için kimse etrafta yoktu. Çocuklar bile ilacın etkisiyle ağır bir uykuya dalmıştı. Derin bir nefes alarak yabancının içeri geçmesi için kenara çekilirken son bir kez daha sığındı kendisine söylediği yalana. Onlara bir şey olmayacak.
Yabancı, peşindeki yaşlı kadın ile içeri girince ranzalarında uyuyançocukları görmek dudakları kıvrılmasını sağladı. Bulunduğu yerden her birini izlerken geleceğe yönelik korkunç planının ilk zeminini bu gece atacak olmasının heyecanı vardı üzerinde. Gözleri yanan şömineyi bulunca hiç vakit kaybetmeden şömineye yaklaştı. Cebinde duran demir mührü çıkartırken her bir hareketi fazla sabırsızca ve aceleciydi. Mührü yukarı kaldırıp yuvarlak ucundaki sembole bakınca keyfi iyice yerine geldi bu bir yarasaydı. Kanatlarını her iki yanına açmış özgürlüğüne doğru uçmak ister gibi orada duruyordu. Yarasanınkabartılardan oluşan şekli
Özel tasarım çok önceden bu gece için hazırlanmıştı. Çok fazla oyalandığını fark edince bir parmak uzunluğundaki mührü arkasından tutarak kor ateşin közüne uç kısmını bastırdı. Mühür ısınmaya başladıkça şöminenin sıcağında deri eldivenin içinde olan elinde bir sıcaklık hissediyordu fakat amaçladığı haz şuanda yaşadığı bu küçük acıdan çok daha büyüktü. “Yaşları kaç?” Pütürlü sesi gırtlağından hırıltılar şeklinde çıkarken yaşlı kadın ikinci kez yutkundu. "Buradaki çocuklar biraz daha büyük. Yedi ile on iki yaş arasında hepsikabartılardan oluşan şekli
Özel tasarım çok önceden bu gece için hazırlanmıştı. Çok fazla oyalandığını fark edince bir parmak uzunluğundaki mührü arkasından tutarak kor ateşin közüne uç kısmını bastırdı. Mühür ısınmaya başladıkça şöminenin sıcağında deri eldivenin içinde olan elinde bir sıcaklık hissediyordu fakat amaçladığı haz şuanda yaşadığı bu küçük acıdan çok daha büyüktü. “Yaşları kaç?” Pütürlü sesi gırtlağından hırıltılar şeklinde çıkarken yaşlı kadın ikinci kez yutkundu. "Buradaki çocuklar biraz daha büyük. Yedi ile on iki yaş arasında hepsikabartılardan oluşan şekli
Özel tasarım çok önceden bu gece için hazırlanmıştı. Çok fazla oyalandığını fark edince bir parmak uzunluğundaki mührü arkasından tutarak kor ateşin közüne uç kısmını bastırdı. Mühür ısınmaya başladıkça şöminenin sıcağında deri eldivenin içinde olan elinde bir sıcaklık hissediyordu fakat amaçladığı haz şuanda yaşadığı bu küçük acıdan çok daha büyüktü. “Yaşları kaç?” Pütürlü sesi gırtlağından hırıltılar şeklinde çıkarken yaşlı kadın ikinci kez yutkundu. "Buradaki çocuklar biraz daha büyük. Yedi ile on iki yaş arasında hepsive otuz çocuk var." Otuz mu? Güldü onlar gerçekten onun yarasaları olmak için yaratılmışlardı.
Isınan demir mührün uç kısmı kırmızı şeklini alınca diz çöktüğü yerden doğrularak ona en yakın ilk yatağa yaklaştı. Ranzasında uyuyan siska çocuğun tişörtünün kolunu boştaki eliyle sıyırarak sol kolunun aşı olan yerine elindeki yarasa mührünü acımasızca bastırdı. Kızgın mühür çocuğun teniyle buluşunca yanan derisinde cızırtılı sesler çıkarken yanık et kokusu yükselmeye başlamıştı. Ağır bir ilacın etkisinde olan çocuğun dudaklarında birkaç iniltiçıksa da aldığı ilacın etkisinde olduğu için bu onu uyandırmaya yetmedi. Bu gece belki aldığı ilaçlar acısını gizliyordu fakat yarın sabah kolundaki yarayı fazlasıyla hissedecekti. Havaya yayılan yanık et kokusu yaşlı kadını rahatsız ederken onu sadece daha fazla tatmin etti. Canavarlara özgü bir içgüdüyle bundan zevk aldığını gizleyen tek şey yüzünün yarısını kapatan şapkasıydı lakin kıvrılan dudakları onu ele vermek için fazlasıyla yeterli. Mühür soğumadan vakit kaybetmeden eğildiği ranzadan uzaklaşırken arkasında bıraktığı siyah sacli cocuğun kolu kızarmıs.



