Türkan'ın kalbi başka birinin vücuduna yeniden hayat vermişti. O artık hayatta değildi ama kalbi başka biri için atıyordu. Hasan ise o kalbin sahibiydi. O da ölümcül bir hastalıkla mücadele ediyordu. Kalp nakli olmak onun için son çaredi. Uzun bir bekleyişin ardından uygun bir donör bulundu ve ameliyat gerçekleşti.
Hasan'ın ameliyatı başarıyla sonuçlandı ve artık hayata tutunmuştu. Ama aynı zamanda da hayatında yeni biri vardı: Türkan'ın ailesi. Organ bağışı yapan Türkan'ın ailesi, Hasan'ın hayatını kurtaran insanlardı. Hasan, Türkan'ın organları sayesinde hayatta kalmasını sağlayan bu aileyle tanıştı.
İlk başta her şey sadece bir minnettarlık hikayesi gibiydi. Ama sonra Hasan'ın aklına takılan bir şey oldu. Türkan'ın kalbi, artık onun kalbiydi ve o kalp, bir zamanlar Türkan'ın hayatında olan şeyleri hatırlıyor olabilirdi mi? Acaba o kalp, bir zamanlar Türkan'ın sevdiklerini, hayallerini ve düşüncelerini taşıyor olabilir miydi?
Hasan, Türkan'ın ailesiyle zaman geçirdikçe, onun hakkında daha fazla şey öğrendi. Onun sessizliği ve nazikliği, aynı zamanda derin bir iç dünyanın işaretleri olabilirdi. Hasan, onun hakkında daha fazla şey öğrenmek istiyordu ve bu arayışı onu Türkan'ın günlüğüne götürdü.
Türkan'ın günlüğü, Hasan için onun hakkında öğrenebileceği en değerli şeylerden biriydi. Türkan, günlüğünde hayallerini, düşüncelerini ve duygularını paylaşıyordu. Hasan, onun günlüğünden okuduklarına dayanarak, Türkan'a karşı hissettiği şeyleri keşfetmeye başladı.
Bir zamanlar iki yabancı olan Hasan ve Türkan'ın arasında, Türkan'ın kalbinin ona yeniden hayat vermesi sayesinde, yeni bir bağ oluşmuştu. İkisi de hayatlarının zorlu mücadelelerini paylaşan insanlardı.
Hasan, artık hayatta kalmakla kalmayıp, Türkan'ın ailesinin kalbini kazanmak için de mücadele ediyordu. Ama en önemlisi, Türkan'ın hatırasını, onun organları aracılığıyla yaşatmak için mücadele ediyordu.



