"Bunu bilmiyordum..." Dedi Ece. Ama durumun şu anlık böyle olması gerekiyordu. Aynadan çıkana kadar bu gerekliydi.
Aklına aynanın gelmesiyle kız asıl sorununa geri döndü. Bir şekilde Ekin'in tam adını öğrenmeliydi. Aklına gelen en şahane yöntemi kullanacaktı. Sınıf defterine bakmak...
"Bana da söylemedi aslında... Bana karşı olan hareketleri ve tavırlarından böyle bir sonuca vardım..."
"Anladım..." Dedi Ece ve kapıya doğru yürüdü. Ekin de onun peşinden gitti. İkisi de kapıdan çıktıktan sonra kız kapıyı sakince kilitledi. Ama anahtarı cebine attığı anda alacaklısını görmüş gibi koşmaya başladı. Ekin daha ne olduğunu anlayamadan kendini Ece'yi kovalarken buldu.
Kız hızlıca 10-D sınıfına gitti. Nefes nefese kalmıştı. Bu yüzden içeri girdiğinde herkes ona şaşkınlıkla baktı. Kız üstündeki bakışları umursamadan direkt olarak sınıf defterine yöneldi. Tam kapağını açacağı sırada birisi defterin üstüne elini koydu. Bu elin sahibi tabii ki de Ekin'di.
"Gerçekten... Bu kadar... Bu kadar kolay mı öğreneceksin?" Dedi nefesini düzenlemeye çalışırken.
"Evet? Bu konuda bir yasak olmadığına göre benim de deftere bakmamın bir sakıncası yok!" Dedi defteri tekrar açmaya çalışarak. Ekin ise diğer eliyle kızın defteri tutan elini çekti. Sınıftaki tüm öğrenciler izledikleri filmde erkek ana karakter, kız ana karakterin elini kavga ederken tutmuş gibi tuhaf sesler çıkrarak tepki vermişti. Sanki yanlarındaki tek eksik şey patlamış mısırdı...
"Ece... Benim adımı deftere bakarak öğrenebilirsin ama ben senin adını birkaç öğrenciye sorarak öğrenebilirim. Deftere bakmama bile gerek yok... Ayrıca... İlk sen beni değil ben seni buldum... Suna'nın şiir astığı zamanı hatırlıyor musun? İşte o zaman yazdığım şiiri diğer kağıtların en altına koydum. Senin için bıraktığım bir yemdi. Şiirimi görmen umuduyla Suna'nın peşinden inip panoya bakmaya başladım. Ve şans yüzüme güldü. Sen oradaydın. Şiirimi görünce şaşırmıştın ama bu benim için yeterli değildi... Ama daha sonrasında sen de bir şiir yazıp panoya astın. Ve sen oradan ayrıldıktan sonra gidip şiirine baktım. Aynı takma adı kullanmıştın. Resmen 'ben yansımasızım' diyip gitmiş gibiydin. Geriye kalan tek şey adını öğrenmekti. Suna'yla konuştuğunu gördüğümden ona senin adını sordum ve o da bana isminin Ece olduğunu söyledi."
"Yansımamın olup olmadığını kontrol etmedin mi yani? Tam adımı da biliyor musun?" Dedi Ece şaşkınlıkla aklına gelen ilk soruları sordu.
"Kontrol etmedim... Tam adını da bilmiyorum. İstesem orada sorabilirdim. Çocukluk arkadaşın tam adını biliyordur değil mi?" Dedi gülümseyerek. Kız her ne kadar buraya kadar iyi geldiğini düşünse de yansımasızı bulma konusunda karşısındaki kişiye yenilmişti. Ama tam adını öğrenme kısmı Ekin için bu kadar kolay olmayacaktı. Ece sinirle elini onun elinden çekti.
"Tamam... Bakmayacağım. Ama sen de bizim sınıf defterine bakmayacaksın... Ayrıca isimlerimizi birbirimizden öğreneceğiz. Başkasından değil! Kabul mü?"
"Kabul... Elinden geleni ardına koyma..."
"Hiç kuşkun olmasın!" Dedi Ece ve onların sınıfından çıktı. Şimdi kendi sınıfına gidip ne yapacağını düşünmeliydi.
Sınıfına geldiğinde Songül'ün onu kapıda beklediğini gördü. Songül, Ece'nin geldiğini fark ettiği anda heyecanla arkadaşının kolundan tutup kendi sırasına götürdü.
"Çabuk bu nasıl oldu anlat!"
"Tuna nerede? İkinize birden anlatsaydım..." Dedi Ece zaman kazanmaya çalışırken.
"Suna'yla gitti, ama hala dönmedi. Ona sonradan anlatırsın zaten! Bana anlat, Meraktan çatlayacağım şimdi!"
"Sana bir çocuğu aradığımı söylemiştim hatırlıyor musun?" Dedi Ece aklına gelen ilk bahaneyle. Songül onu kafasıyla onaylayınca devam etti.
"İşte onu aramanın sebebi ondan hoşlanmamdı... Hislerimiz karşılıklı çıktığını fark ettiğimde ona teklif ettim. O da kabul etti işte..." Dedi utanmış gibi gözükmeye çalışarak.
"Sen hoşlandığın insanlara 'Sıkıyorsa çık lan karşıma!' mı diyorsun?" Dedi tek kaşını kaldırarak Songül.
"Herkesin sevdiğini belli etme şekli farklı olabilir Songül! Kimseyi böyle yargılayamazsın!" Dedi Ece sahte bir kızgınlıkla. Songül bu durumdan birazcık şüphelense de pek üstünde durmadı.
"En önemlisi senin mutlu olman zaten. O yüzden yöntemlerini sorgulamayacağım..."
"Teşekkürler..." Dedi Ece ve kendi sırasına geçti. Zil çalmıştı. Ama Tuna hala gelmemişti. Hoca gelene kadar yetişeceğini düşündüğünden bu konunun üzerinde kafa yormadı.
Şu anki ders biyoloji olduğundan şimdiden kafasını sırasına koydu. Biyolojiden hiçbir şey anlamadığı için derslerde rahat rahat düşünebiliyordu. Diğer derslerde de durum çok farklı değildi.
Aklına birkaç fikir geldi. Hangisini ilk önce deneyeceğini bilemiyordu. Bir süre daha düşündükten sonra kararını verdi. Öncelikle onu gıcık sevgili hareketleriyle bunaltacaktı. Yeterince gıcık olabilirse bu bile tam adını öğrenmesine yetebilirdi...






