İçeriğe geç

Yanlış Numara Meselesi

Bölüm 5 · 6 dk okuma

Yanlış Numara Meselesi

Bölüm 5

Nerden Biliyor ??

İsmimi yazmıştı. Nerden biliyordu. Beni tanıyor muydu ? Ama nasıl ? Tüm bu sorular sadece sondaki ismimi görmemle bir kaç saniye içinde oluşmuştu. Beni tanıyorsa ben onu tanıyor muydum peki ? Telefona ve o mesaja anlamaz bakışlar atarken sanki oradan beynimin içindeki soruları anlamış ve duymuş gibi bir mesaj daha attı

Gıcık Beyefendi: Meslek sırrı diyelim

Aynı şekilde buna da görüldü attım peki ya mesleği neydi? Ya da bahsettiği şey meslek bile değil miydi ? Kafam karmakarışık olurken bir kere daha görüldü yemiş oldu aslında çoğu zaman huyum değildir ama şok içinde kalmıştım hemen sohbetten çıkıp Işıl'ı aradım. Bir kaç saniye çaldıktan sonra cevap gecikmedi

" Efendim "

" Işıl acil anlatmam gereken şeyler var " dedim

" Ooo baya acil desene iyi hemen bize çık gel " dedi.

" Tamamdır geliyorum " dedim ve hemen anneme haber vermeye yanına gittim.

" Annee ben Işıllara gidiyorum haberin olsunn" diye seslendim cevap gecikmeden

" Tamam kızım " dedi. Hemen terliklerimi giyip yukarıya çıktım asansör bekleyemezdim merdivenle hızlı adımlarla çıktım. Işıl annesi ve kardeşi ile yaşıyordu. Babası Zeynep abladan yani Işılın annesinden Işıl daha ortaokuldayken boşanmışlardı o zamanlar Işılın kardeşi Emir ilkokuldaymış şuanda üniversiteye geçti yazılım okumaya karar vermişti. Yukarıya çıktığımda kapıda bekleyen Işılla hemen Zeynep abla ve Emir'e selam verip Işıl' ın odasına geçtik. Olanları baştan sona kadar anlatıp mesajları gösterdikten sonra Işıl'ın tepkisi

" Asker falan mı acaba ya genellikle öyle olur ya " dedi.

" Bahsettiği meslek öyle gerçek meslek değilse ya beni tanıyorsa " dedim.

" Olabilir ama kim ? " Dedi Işıl ardımdan

" Bir bilsem keşke " dedim bende.

Işıllarda yaklaşık yarım saat oturduktan sonra eve indim saat 9.45 olmuştu bile eve indiğimde abimle karşılaşmamız bir oldu.

" Abiş Hoşgeldinnn " dedim sevecenlikle.

" Hoşbuldum da Işıllardan mı ? " Dedi.

Yanıt olarak kafamı onaylar anlamda salladım kapıyı anahtarı ile açtığında içeriye geçtik o odasına giderken peşinden pıtı pıtı bende gittim. Abim bana döndü ve

" Çok mu özledin beni Gizoş" dedi.

" Ay abi sen özlenmez misin aşk olsun " dedim

" Ne istiyeceksin acaba yine " dedi.

" Abi ya ayıp ben hep senden bir şey istediğim zaman mi böyle yapıyorum ? " Dedim.

" Evet " dedi. Göz devirdim buna güldü karşılık olarak ve

" Yorgun olmasam uğraşırım da ibanına atarım şimdi kaç lira onu söyle " dedi. Canım abim ya hemende anlıyor beni kahkaha attım bu dediğine ve

" Çok bir şey değil abicim ya 400 liracık " dedim elimi birazcık anlamında yaparken aynı benim yaptığım şekilde elini birazcık şeklinde yaptı ve

" Baya birazcıkmış " dedi. Güldüm ama ciddi anlamda söylemişti bazen 1000 lira istediğim de oluyordu abim değilmi canım tek kardeşiyim zaten bana yatırım yapsın biraz daha sonra ise telefonunu çıkardı ve dediğim miktarı gönderdi. Uğraşmamıştı demekki cidden çok yorgundu gözleri de kendini ele veriyordu demekki dün çok geç gelmişti. Telefonu bana çevirip gösterdiğinde yanağına öpücük kondurdum ve

" Birtanecik abim teşekkür ederim de sen numaranı bana yanlış vermişsin ver ben kendimi kaydedeyim" dedim. Şaşırmıştı başını onaylar anlamda salladı kendimi kaydettikten sonra bir tane daha yanağına öpücük kondurdum ve

" İyi gecelerr iyi uykular abimm " dedim gülerek güldü o da yorgundu baya duş alır yatardı ara sıra eve böyle yorgun geldiğinden biliyordum. Saçlarımı karıştırdı ve

" İyi geceler bal böcüşüm" dedi. Arkamı dönerek odadan çıktım. Saat daha 10.00 ' du. İki kardeştik abim ve ben. Annem ve babamla yaşıyorduk babam emekli mühendis annem ise ev hanımıydı ama eğer bir meslek okusaydı kesinlikle Aşçı olurdu eli çok lezzetliydi. Annemin adı Nil babamın adı ise Halil' di. Annemler içeride oturmuş dizi izliyorlardı eski dizilerden zaten yeni yaz dizisi falan yoktu buna da ayrı sinir olmuştum yani. Annemlerin yanına gidip oturdum ve ikisini de öptüm.

" Napıyorsunuz aşıklarım ? " Dedim. Cidden annemlerin aşkı büyük aşktı babam annemi alabilmek için neler çekmişti. Aklıma gelince gülümsedim anlattıklarına göre baya zormuş annemin babası yani dedem biraz inatçı birisiymiş annem de öyle aslında annem ve babam dediğime güldüler ve babam

" Dizi izliyoruz kızım senden nasıl gidiyor ? " Dedi.

" İyi benden de be babam " dedim ve öptüm aynı şekilde annemi de öptüm ve

" Neyse aşıklar ben odama kaçar iyi izlemeler " dedim ve kalktım odama geçtim. Aklıma yine o isimsiz geldi kimdi acaba o diye düşünmeden edemedim iç sesimde bana dahil oldu ve beraber düşünmeye başladık en sonunda ya Işıl'ın dediği gibi bir asker ya da beni tanıyan biri diye geçirdim bir süre sonra çok uykum geldiğinden kendimi uykunun o tatlı sıcacık kollarına bıraktım

Sabah gözümü araladığımda kalktım ve rutin işlerimi hallettikten sonra hazırlanmaya başladım üstüme kot bir şortlu tulum giydim saçlarımı ise topladım. Hafif bir makyajla ise hazırdım bu sefer Işılı almaya yukarıya çıktım bu kız hep böyle yapıyor benden önce kalkıp benden sonra hazırlanması bitiyordu. Işıla kısa bir mesaj atarak kapılarının önünde bekledim bir kaç dakika sonra çıkan Işıl ile

" Sonunda bee " diye nefes verdim. Güldü ve

" Ay napabilirim geldim işte hadi gidelim " dedi. Başımla onaylayarak asansöre binerek aşağıya indik ve arabaya bindik arabada şarkı çalarken birden Hande Yenerden " Kırmızı " şarkısı çaldı. Işıl'ın şansına bugün kırmızı bir crop giymişti altına ise yine kırmızı bir pantolon. Şarkı sözlerine eşlik etmeye başladık nakarat kısmında ise aynı anda söyledik

"Acım taze, kurtulamazsın "

"Gözlerini kaçırarak"

"Belki birazcık bozuldun"

"Ruhun belki can çekişiyor "

Kırmızı ışıkta durduğumda şarkının bu kısmını ona bakarak söyledim gülerek

"Belki biraz da kızardın ama "

"Sana kırmızı çok yakışıyor "

İkimizde gülerek şarkı dinlemeye devam ederken şirkete geldik bir kaç toplantım vardı müşterilerle onları da hallettikten sonra akşam olmuştu. Işılla eve geldiğimizde. Efe'yi gördük bakkalda babasına yardım ediyordu seviyordu o işleri yanımıza geldi ve

" Nasılsınız ikizler " dedi. Güldüm bize böyle seslenirdi alışmıştık

" İyiyiz Efeler'in Efes kenti sen nasılsın " dedi Işıl da o ise Efe'ye Efeler'in Efes Kenti derdi. Ankara da oturuyorduk. Daha sonra biraz sohbet ettikten sonra karşıdan gelen Yağmuru gördük. Cidden kıskancın tekiydi sürekli bize laf sokmaya çalışır bizden hoşlanmazdı nedenini de kimse anlamış değil biz altta kalmayınca bozulup giderdi yanımıza geldi ve bana

" Kombin anlayışına hayranım cidden o kadar hiç ki yani " dedi. Ben ise

" Biliyor musun Yağmur ünlü bir modacının çok fazla sevdiğim bir sözü vardır. Bir elbisede en önemli şey içindeki kadındır " dedim kendini göstererek kimseyi aşağılamayı sevmezdim burada demek istediğim şey elbise değil içindeki kadının önemini anlatmak istememdi tabi anladıysa orasıda şüpheli yani. Bana göz devirerek

" Uff aman ne yaparsan yap " dedi ve gitti. Efe ise

" Zafer yine bizimdirr yürü be Gizoşş " dedi. Işıl ve Efe de sevmezdi Yağmuru öyle bir tipti. Kahkaha attık Ayaz'ın dediğine daha sonra evlere dağıldık. Eve girdiğimde odama geçtim ve kedili pijamalarımı giydim. Kedileri çok severdim ama annemin alerjisi olduğundan eve kedi alamamıştım. Daha sonra akşam yemeğini de yedikten sonra odama geçtim ve aklıma o geldi yazsam mi diye bir müddet düşünürken o sırada bir mesaj geldi

"Gıcık Beyefendi bir yeni mesaj "

~ 4. Bölüm Sonu ~

Bölüm hakkında düşünceleriniz ?

Sizce ne yazdı ?

Yağmur nasıl biri sizce ?

Peki ya Ayaz ?

Oy vermeyi unutmayınnn

Sağlıcakla kalınnn

♡

Bölüm sonu

6 yorum