Sabah gözlerimi araladığımda saat 6.50'ydi. Gerilerek yataktan kalktım ve esnedim. Kalkıp hazırlanmaya başladım. İlk önce güzelce duşa girdim ve üzerimi giyindim. Üstüme üstünde kelebek bulunan bol bir tişört giydim. Altına ise gri bol bir pantolon giydim. Spor takılmayı severdim genellikle. Daha sonra ise güzelce hafif bir makyaj yaptım ve saçımı da at kuyruğu yapıp kahküllerimi şekillendirdim.
Çantamı da elime alıp çıktım. Işıl'ın katına çıktım ve bekledim. Işıl'ı da aldıktan sonra aşağıya indik. Birden Demir'i arabaya binerken gördüğümde hızlıca koştum ve arabanın ön kaputuna yaslandım hatta yapıştım direkt. Demir sürücü koltuğundayken camı açtı ve konuşmaya başladı.
" Gizem napıyorsun çekilsene şu arabanın önünden " dedi. Ben daha da yapışarak
" Konuşmadan bir yere gitmiyorum " dedim kararlılıkla. Kararlıydım konuşucaktım. Daha sonra bıkkınlık ile nefes verdi ve
" İyi tamam gel " dedi. Ben de oldu ya bakışı attım ve
" Oldu ya ben çekileyim sende bas git " dedim. Güldü ve
" Ne alakası var Gizem " dedi.
" Beni kandırmayacağını nereden bileyim " dedim. Işıl orada beni bekliyordu bıkkınlık ile beni Demir de bırakabilirdi. Hemen elimdeki anahtarı az ötedeki Işıl'a attım ve
" Sen git ışığım ben gelirim" dedim. Kafasıyla onayladı ve bindi gitti. Demir ise konuştu.
" Tamam gel şuraya konuşalım hadi " dedi. Kafamı onaylamaz anlamda salladım ve konuştum.
" Ya yalan atıyorsun işte " dedim. Daha sonra o konuştu.
" Nereden çıkardın bunu " dedi. Ben ise bir kere Instagramda görüp çok güldüğüm bir şeyi ona denemeye karar verdim. Dün nasıl beni sinir ettiyse bende onu edicektim. Daha sonra konuştum.
" Yalancılar ne der " dedim. Anlamaz bakışlar attı ve bıkkınlıkla
" Gizem ben bir polisim sanki bu şakaları yapmak için hem yaşım geçti hemde mesleğim " dedi. Daha sonra ise bozulmasın diye
" Al işte bunu dermiş sende dedin sen yalancısın işte" dedim. Şok olmuş şekilde bakarken şeytani ve zafer şeklinde sırıttım. Göz devirdi ve konuşmaya başladı.
" Ne alakası var " dedi. Baktım ve taklidini yaparak sesimi sert çıkarmaya çalıştım.
" Çok alakası var " dedim. Sert çıkarmaya özen gösterdiğim sesimle. Güldü ve kafasını iki yana salladı. Arabadan indi ve
"Şimdi sen çekilmiyor musun buradan " başımı hayır anlamında salladım.
" İyi o zaman illa zor kullan diyorsun " dedi. Şimdi böyle diyince bir uzaklaştık tırsmadım değil. Daha sonra tekrar konuştu.
" Yoo bak hâlâ aynı yerdeyiz. Ayrıca bencede tırs " dedi. Gözlerim açıldı ve
" Ben onu dışımdan mı söyledim " dedim. Başını salladı gülerek daha sonra
" Son defa soruyorum geçiyor musun geçmiyor musun " dedi. İnatçıydım. Hem en fazla ne yapabilir silahla çekip vuracak değil ya diye düşündüm ve kafamı hayır anlamında salladım. Kaşları havalandı ve yanıma doğru geldi yaklaştı aramızda az mesafe kalıncaya kadar devam etti. Birden elimi kaputtan çekip diğer yana koydum kaput ile beni arasına alınca. Sadece bakışıyorduk. Daha sonra birden beni sırtına alınca hafif bir çığlık attım. Daha sonra sırtına vurdum basım sırtından aşağıya sallanıyordu. Bacaklarımdan tutuyordu.
" Ya Demir indirsene napıyorsun " dedim.
" Sen başlattın" dedi.
" Ya ben beni sırtına al diye yapmadım hadi indir beni " dedim.
" Zor kullanırım dedim " dedi ve arabanın sağ koltuğunu açarak oturttu ve kapımı örtüp sürücü koltuğuna geçti. Yandan bakış atarak kınayıcı bakışlar attım.
" E sen konuşalım dedin Gizem" dedi. Haklıydı. Arabayı sürerken
" Niye söylemedin " dedim. Kısa bir bakış attı ve
" Söyledim " dedi.
" Yoo gizli saklı söyledin ya duymasaydım " dedim.
" Yine söylerdim " dedi. Bu konuyu daha fazla uzatmak istemedim ve
" Teşekkür ederim " dedim.
" Ne için " diye soru yöneltti.
" Dondurma ve browni için işte" dedim. Kırmızı ışıkta durduğunda bana döndü ve
" Rica ederim " dedi.
Daha sonra ormanlık bir alandan geçerken birden bağırma sesleri gelmeye başladı. Demir ile birbirimize bakıp inme kararı aldık ve indik. Sesler nereden geliyordu tam anlamamıştık ki bir kere daha gelince Demir belindeki silahını kontrol etti. O önden hızlı adımlarla ben ise arkasından gidiyordum. Bağırma sesinin geldiği yerde Kadın bağırıyordu.
"Yeter artık ya yeter yetmedi mi borçların yetmedi mi kumarların yetmedi mi beni tükettiğin " dedi göz yaşlarına boğulan kadın. Adam ise
" Uff ne metin okudun param olunca o altınları getiricez dedik ya " dedi.
" Ya ne altını ne parası sen bizi bitirdin Selim bizi bitirdin. Çocukluk aşkımdın ya sen benim çocukluk aşkımdın " diye bağırarak adamın göğsüne vurmaya başladı. Adam ise elini tuttu ve sıkmaya başladı tam o sırada biz olaya müdahale etmeye karar verdik ve yanlarına gittik. Bizi gören adam kadının ellerini bıraktığında kadının bilekleri mosmor olmuştu. Demir'in de bakışları kadının bileklerine değince hemen adamın yanına gitti ve yakasından tuttu ben ise yerimde durmadım ve kadının yanına gidip ona sarıldım. Ağlaması daha da şiddetlenirken biraz zaman tanımak istedim sakinleşmesi için o sırada Adam konuşmaya başladı.
" Kimsiniz lan siz " dedi. Demir ise
" Polis Demir Çelik var mıydı bir sorun kardeşim " dedi. Adam korkarak.
" Polis Bey " dedi ve devamını getiremedi ve sustu. Demir sinirlenmişti ki bende sinirlenmiştim.
"Ne var lan he ne diceksin. Kumar oynayıp borç yap karının altınlarını al sonra da kadına bağır çağır elini kaldır. Sen kimsin ki lan " dedi. Adamı yakasından sallayarak.Kadın korkar diye bağırmamaya özen gösteriyordu sanırım. Kadın ise gözü yaşlı hâlâ ağlıyordu.
" Ben anlatayım size durumu bir dakika " dedi. Demir daha da sinirlendi ve konuştu.
" Lan daha neyi anlatacaksın her şey ortada " dedi. Kadın ise sakinleşmiş gibi sırtımdan çekildi ve ayağa zar zor kalktı yalpalayarak yürümeye çalıştı hemen kolundan tuttum. Sessizdim. Hatta hepimiz sessizdik. Kadının ne yapacağını bekliyorduk merakla. Kadın yavaş yavaş kocasının yanına gitmeye çalıştı. Yıkılmıştı. Yorgundu. Bitkindi. Ama hâlâ kafası dikdi. Kadın Demir'e döndü ve
" Biraz konuşacağım kadar çekilir misiniz " dedi oldukça kısık sesiyle. Hepimiz suspus olduğumuzdan anlamıştık. Demir adamın kolundan tuttu ve yanında durdu yani konuşacak kadar çekildi. Ben ise kadının yanında kolundan tutuyordum. Kadın kocasına baktı. Bakışlarında hayal kırıklığı vardı. Yorgunluk hissi vardı. Yani en azından ben görebiliyordum. Daha sonra kadın yine bağırmayarak sadece normal tondan biraz daha kısık sesle konuşmaya başladı.
" Hayatımın çocukluğumun aşkıydı. " Dedi sanki birilerine anlatıyor gibi ama o sadece ne hissettiğini anlatmak istiyordu.
" Seni ailemden vazgeçecek kadar çok sevdim ben Selim... İnanır mısın şu zamana kadar tek sevdiğim sendin... Hani dizilerde falan olur ya eski sevgili falan benim tek sevgilim sen oldun" dedi. Konuşmaya mecali yoktu sanki. Dudaklarını diliyle ıslattı. Konuşmaya devam etti.
" Ben kimseyi sevmediğim kadar seni sevdim... Sadece seni... Evlenmeden önce babamdan beni almak için kırk takla attın... Ne güzeldi dimi o zamanlar. Sonra evlendik. İlk başlarda yalan yok güzeldi. Sevgimin karşılığını hissediyordum... Yani en azından yanlış hissettiğimi anlayana kadar doğru hissettiğimi sanıyordum... Sonra babam hastanelere düştü. Ölüm yatağındayken gidemedim yanına.. Niye biliyor musun biliyorsun tabi ki " dedi.
Yavaş yavaş göz yaşları akmaya başladı. Eliyle hemen sildi akmasın diye de bir süre gökyüzüne baktı nefes aldı verdi ve tekrar adama döndü.
" Nerde kalmıştım. Heh doğru ama sarhoş geldin o gün eve babama giricektim... Akşam akşam ne babası dedin sövdün beni sevmediğini söyledin bağırdın evi yıktın..." Dedi. Demirin damarlari belli olurken gözlerime baktı bende gözlerine baktım ve en azından kadın konuşmasını bitirene kadar sakin ol demek istedim. Kafasını salladı onaylar anlamda kadın devam etti.
" Sabahına da affet diye yalvardın... Ailemin evine gidicektim.. Son bir şans dedin salak gibi affettim tam bir salağım. İnandım sana ama sarhoşsun dedim. Son bir şans verdim... Babamın yanına gidemedim. Bana çok kırgınlar... Senin yüzüne. Üniversiteyi okumadım senin için. Ben bu ilişki için her şeyi yaptım ya sen... Kumar oynadın borç yaptın. Altınlarımı sattım kimseye söylemeden... Kimseden yardım isteyemedim. Bitirdin borçlarını. Sonra tekrar yaptın.. " dedi. Göz yaşlarını yine eliyle silerek derin bir nefes aldı ve devam etti.
" Tekrar yaptın eve sarhoş geldin... Daha yetmedi eve hiç gelmediğin zamanlar oldu. Sırf babam hastanelerde sürünüyor diye bide benim için üzülmesin dedim... Keşke sadece borç veya sarhoşlukla kalsaydın... Yetmediği gibi bide beni aldatmışsın... Hemde günlerdir... Ne zaman öğrendim biliyor musun dün... Ne komik ama dimi böyle pislik bir adamı sevmem. " Dedi. Daha sonra adam konuşmaya yeltendi.
" Damla beni bir dinl-" diyecekken kadın tekrar konuştu ve Demir adamın kolunu hâlâ sıkıyordu.
" Yok yok bu sefer sen dinliceksin hem neyi anlatıcaksın. Beni nasıl aldattığını mı. Nasıl kumar borcu yaptığını mı. Nasıl sarhoş olup barlardan çıkmadığını mı neyi anlatıcaksın sen " dedi. Adam konuşacakken Demir adamın kolunu öyle bir sıktı ki adam açtığı ağzını kapattı. Devam etti kadın.
" Ben zaten bugün babamın evine gidip senden boşanacaktım. İki gün sonra da dava açıcaktım. Dün aldatıldığımı öğrendiğim de ne hissettiğimi biliyor musun... Bilemezsin " dedi ve kafasını hafif sağa eğdi konuşmaya devam etti.
" Ama şimdi babamın evine gidip ondan sonra da direkt davayı açmaya gideceğim. Mesela yarım bıraktığım o üniversiteyi bitireceğim. " Dedi akan göz yaşları arasında.
" Söylesene Selim niye yaptın... Bunu bize niye yaptın... Seni bu denli severken bu denli salak gibi güvenirken niye ya niye.. ama bu sefer son şans falan yok o hakkını sen bitirdin hatta hiç olmayan hakkını. Hayatımı bana zehir ettin ya seni sadece Allah'a havale ediyorum. Bana çektirdiğinin bin katını çekmeden ölme " dedi ve başını dik şekilde kaldırdı. Artık gözlerinde sadece nefret vardı.
Hayalkırıklığı,yorgun,bitkin,üzgün duygularını perde arkasına sakladı sadece nefret ve öfke vardı. Daha sonra ise bana döndü.
" Size çok teşekkür ederim. Siz olmasaydınız belkide neler yapardı. Abimi aradım o gelicek. Dava açmaya gidicez." Dedi. O sırada Demir'e de döndü ve
" Kumar oynadığına dair içip içip araba kullandığına dair kanıtlar da var. Gerisi ise size kalmış teşekkür ederim " Dedi. Demir ise adamı kolundan tuttu ve suratına yumruğunu indirdi. Kadın ise ona sadece tiksinerek baktı. Adamın burnu kanıyordu. İyi olmuştu. Kadın bana döndü tekrar ve
" Size bu polisten asla zarar gelmez. Çok iyi çifte benziyorsunuz. Ayrıca çok yakışıyorsunuz. En azından bu adam gibi değil." Dedi. Sevgili falan olmadığımızı söylemek istedim ama şuanlık sustum. Gülümsedim ve devam ettim.
" Sen çok güçlü bir kadınsın her şeye rağmen başın dik " dedim. Gülümsedi zorla. Kadın bana tanıdıktı sanki tanıdığım birine çok benziyordu. Daha sonra ise Demir adama yumruklarını savururken komalık falan yapar diye yanına gittim. Adam için değil Demir için korkuyordum. Demir'i üzerinden çektim zorla
" Demir adamı öldüreceksin. Senin başına bela olmasın " dedim. Konuşmaya devam etti.
" Adam mısın lan sen kumar oynayıp sarhoş olup karını aldatıyorsun. Lan bu kadın seni çok severken adamlığa sığar mı lan bu " dedi ve küfür savurdu. Kadın ise orada sadece ağacın altında oturuyordu dizlerini kendine çekmiş. Başını dizine yaslamıştı. Daha sonra ise Demir'e döndüm ve
" Demir " diye seslendim. Ateş çıkan gözleri gözlerime değdiğinde yumuşadı ve
" Seni şuan burada öldürmediysem. Sebebi buradaki kıymetini bilmediğin masum karın ve yanımda duran bu masum bakışlı kadın " dedi. Ellerinin üstü kanıyordu. Adam kalkacak hali kendinde bulamamıştı sanırım. Demir birkaç kişiyi aradı ve konuştu tam o sırada kadın'ın abisi geldi. Hemen arabadan indi ve kardeşinin yanına geldi. Gelen kişiyi gördüğümde şok olmuş şekilde sadece gelen kişiye gözlerimi şokla açarak baktım.
~14. Bölüm Sonu ~
Selamlarrr
Nasılsınızzz
Bölüm hakkındaki düşüncelerinizz ??
Sizce Gizem'in şokla baktığı kişi kim ??
Okullar da açıldı...
Birde diğer kitabımda ( Browni Aşığı ) bölüm atarken sanırım bir sorun olmuş yazım yanlışları için kusura bakmayınn
İki gün bölüm gecikti ama bundan sonra belki böyle olabilir. 3 günde veya 2 günde 1 bölüm gelebilir.
Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayınnn 💕
Sizleri çok seviyorum 💖💗
Sağlıcakla kalınnnn
♡




