İçeriğe geç

Yanlış Nikah

Bölüm 14 · 2 dk okuma

Yanlış Nikah

Bölüm 14

14. Bölüm

Ceren’in gözleri öfkeyle parlıyordu, sesi adeta bıçak gibi keskin: > Ceren: “Yeter artık Kaan! Bu evlilik beni öldürüyor, ben böyle yaşamam! Senin ‘koruma’ dediğin şey bana pranga vurmak, beni köleleştirmek! Seninle beraber yaşamak istemiyorum, kendi hayatımı istiyorum!” Kaan’ın yüzü sertleşti, dişlerini sıktı, sesi yükseldi: > Kaan: “Sen ne diyorsun? Bu evlilikten kaçamazsın, seninle kavga etmeyeceğim ama boşanmak mı? Asla! Bu lafı ağzından bir daha alma! Sen benim kadınmsın, senin neye ihtiyacın olduğunu ben bilirim!” Ceren yumruklarını sıktı, gözleri doldu, sonra hızla ayağa kalkıp salondaki büyük vazoyu kaptı. > Ceren (bağırarak): “Sen kimsin ki benim hayatımı yönetiyorsun? Benim neye ihtiyacım olduğunu sen değil, ben bilirim!” Vazoyu duvara doğru fırlattı. Vazo sertçe yere çarparak paramparça oldu. O esnada salonun sessizliği kesildi, sadece vazonun kırılması yankılandı. Kaan öfkeyle ilerleyip Ceren’in önüne dikildi, sesini yükseltti: > Kaan: “Yeter! Bu evlilik seninle devam edecek, istediğin gibi olamaz! Sürekli bağırışların, sinirin, bu evde huzur bırakmıyor! Benim sınırlarımı zorlamaya devam edersen… Beni daha da kaybedersin!” Ceren gözlerini Kaan’dan kaçırmadan, nefes nefese cevap verdi: > Ceren: “Sen benim sınırlarımı zaten yıllardır aştın! Ben burada değil, kendimle savaşıyorum! Senin korkuların yüzünden ben boğuluyorum! Benim öfkemi duymak zorunda değilsin, ama beni dinlemek zorundasın!” Kaan ellerini havaya kaldırdı, yüzü kızarmış, boğazı daralmıştı: > Kaan: “Dinlemek mi? Dinledim! Bin kere dinledim! Ama sen neden anlamıyorsun? Bizim birbirimize ihtiyacımız var! Bu evlilik bizim tek kurtuluşumuz! Boşanma diye bir şey yok!” Ceren sertçe adım attı, sesi yükseldi: > Ceren: “İhtiyacımız mı? Beni hapsetmek mi? Bu evlilikten değil, senden kurtulmaya ihtiyacım var! Eğer sevgi buysa, ben sevmem!” Kaan gözlerini kısıp son bir hamle yaptı: > Kaan: “Bunu söyledikçe, bu evlilik daha da dayanılmaz oluyor. Ama bilesin ki, ben seni bırakmayacağım. Ne yaparsan yap, boşanma yok!” Ceren, tam cevap verecekken derin bir nefes aldı, gözlerinde kararlılık vardı: > Ceren: “O zaman hazır ol, çünkü ben de savaşacağım. Kendim için, özgürlüğüm için. Ve seni böyle bağırışlarınla dinlemeye devam edemem!” Ceren’nin gözleri parladı, sesi öfke ve kırgınlıkla titredi: > Ceren: “Boşanma yok ha? Sanane! Benim hayatım, benim kararım! Beni yıllardır izliyormuşsun, haberim olmadan benimle evlenmişsin, sonra çıkıp ‘Benim karımsın’ diyorsun! Ben hiçbir şey değilim senin için! Sadece bir oyun, bir taş, bir koruma kalkanı! > Ben artık bıktım! Nefret ediyorum… Hem senden, hem bu evlilikten, hem de her şeyden! Ben mutluydum… Özgürdüm, hayallerim vardı! > Ama sen geldin, hayatımı esir aldın. Neden ben gitmiyorum? Neden listedeki başka insanları koruyorsun da ben seni terk etmiyorum? Neden ben senin korkularının kurbanıyım? > Artık bu evlilik benim için sadece bir zincir! Ve ben bu zincirden kurtulacağım. İster kabul et, ister etme!” Ceren, yorgun ama dimdik duruyordu. Kaan ise donuk donuk ona baktı, gözlerinde hem şaşkınlık hem de çaresizlik vardı. ---

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.