Elif hızlı adımlarla yürüyordu.
Ama bu sefer kaçmak için değil.
Kafasının içindeki seslerden uzaklaşmak için.
Kaan’ın söyledikleri hâlâ kulağındaydı.
“Bana değil.”
Bu cümle durmadan tekrar ediyordu.
---
Arkasından ayak sesleri geldi.
Durmadı.
Ama tanıdı.
---
“Kaçmıyorsun demiştin.”
Kaan’ın sesi.
Yakındı.
---
Elif durdu.
Yavaşça döndü.
“Takip mi ediyorsun?”
---
Kaan omuz silkti.
“Sadece yarım kalan bir konuşmayı bitiriyorum.”
---
Elif sinirlendi.
“Bitti o konuşma.”
---
Kaan bu sefer direkt yaklaştı.
Aralarındaki mesafe rahatsız ediciydi.
“Hayır. Sen bitmiş gibi davrandın.”
---
Elif geri adım attı.
Ama Kaan durmadı.
---
“Şu mesaj…” dedi Kaan, sesi daha düşüktü şimdi,
“birine yazıldı. Ve o ben değilim.”
---
Elif gözlerini devirdi.
“Bunu yüz kere söyledin.”
---
“Çünkü sen yüz kere kaçtın.”
---
Sessizlik.
Bu sefer ağırdı.
---
Elif derin nefes aldı.
“Ne istiyorsun benden?”
---
Kaan hiç düşünmeden cevap verdi:
“Doğruyu söylemeni.”
---
Elif güldü.
Ama bu gerçek bir gülüş değildi.
“Doğruyu kaldıramazsan?”
---
Kaan bir an durdu.
İlk kez.
Ama sadece bir saniye.
---
“Denemeden bilemem.”
---
Elif’in bakışları sertleşti.
“Ya sandığın gibi değilse?”
---
Kaan hafifçe eğildi.
Göz hizasına indi.
Bu sefer sesi neredeyse fısıltıydı:
“Ya sandığımdan daha kötüyse?”
---
Bu cümle Elif’i durdurdu.
Gerçekten.
---
Rüzgar sert esti.
Sessizlik büyüdü.
---
“Sen…” dedi Elif,
“neden bu kadar takıldın?”
---
Kaan bu sefer geri çekilmedi.
Ama sesi değişti.
Daha netti.
Daha ciddi.
---
“Çünkü sen bana öyle bakmıyordun.”
---
Elif kaşlarını çattı.
“Nasıl?”
---
Kaan gözlerini kaçırmadı.
“Yanlışlıkla yazan biri gibi değil.”
---
Kalp atışı.
Hızlandı.
---
Elif konuşmak istedi.
Ama kelime bulamadı.
---
Kaan devam etti:
“Ve şimdi kaçıyorsun. Çünkü söylemek istemiyorsun.”
---
Elif bir adım öne çıktı.
Bu sefer o yaklaştı.
“Belki de söylemek zorunda değilim.”
---
Kaan başını hafifçe yana eğdi.
“Ben zorlarım.”
---
Bu cümle sertti.
Ama bağırmadan söylendi.
---
Elif’in sabrı taştı.
“Sen kimsin ki beni zorlayacaksın?”
---
Kaan bir saniye bile beklemedi.
“Bunu öğrenmek istiyorum zaten.”
---
Sessizlik.
---
Ama bu sefer geri çekilen olmadı.
İkisi de yerinde durdu.
---
Elif’in sesi daha düşüktü şimdi.
Ama daha tehlikeliydi.
“Ya öğrendiğinde hoşuna gitmezse?”
---
Kaan’ın dudaklarında kısa bir gülümseme oluştu.
Ama gözleri ciddiydi.
---
“O zaman bırakırım.”
---
Elif hemen sordu:
“Gerçekten mi?”
---
Kaan bu sefer net konuştu:
“Hayır.”
---
Bu cevap.
Beklenmiyordu.
---
Elif dondu.
---
Kaan son bir adım attı.
Artık aralarında neredeyse hiç boşluk yoktu.
---
“Çünkü mesele sadece mesaj değil.”
---
Elif fısıldadı:
“O zaman ne?”
---
Kaan birkaç saniye sustu.
Sanki ilk kez düşünüyordu.
---
Sonra:
“Sen.”
---
Kalp.
Bir an durdu gibi.
---
Elif geri çekildi.
Bu sefer gerçekten.
---
“Saçmalıyorsun.”
---
Kaan başını salladı.
“Hayır. İlk kez netim.”
---
Elif başını çevirdi.
Kaçmak istiyordu.
Ama bu sefer başka bir şey vardı.
---
Kaan son kez konuştu:
“Ve bu yüzden… yalan söylüyorsan bile öğrenicem.”
---
Bu bir tehdit değildi.
Ama ondan daha ağırdı.
---
Elif arkasını döndü.
Yürüdü.
---
Ama bu sefer…
Kaan peşinden gelmedi.
---
Ve bu, her şeyden daha garipti.


