Kafenin kapısı kapanır kapanmaz Elif derin bir nefes aldı.
Sanki içeride bıraktığı şey sadece Kaan değildi.
Daha fazlasıydı.
---
Deniz yanına yürüdü.
“İyi misin?”
---
Elif başını salladı.
Ama bu “iyiyim” değildi.
---
Sokak kalabalıktı.
Ama Elif için sesler hâlâ uzaktı.
---
“Biraz yürüyelim mi?” dedi Deniz.
---
Elif kabul etti.
---
Yan yana yürümeye başladılar.
Ama aralarındaki mesafe…
tam olarak kapanmamıştı.
---
Deniz ilk konuşan oldu.
“Onunla… böyle mi hep?”
---
Elif hafifçe güldü.
Ama yorgundu.
“Daha kötüsü de oldu.”
---
Deniz kaşlarını çattı.
“Hoşuna gidiyor mu?”
---
Bu soru beklenmedikti.
---
Elif durdu.
Deniz’e baktı.
---
“Hayır.”
Kısa bir duraklama.
“...ama etkiliyor.”
---
Deniz bunu düşündü.
---
“Ben seni etkilemek istemiyorum,” dedi.
---
Elif hafifçe gülümsedi.
“Zaten ediyorsun.”
---
Bu cevap Deniz’i şaşırttı.
Ama hoşuna da gitti.
---
Bir parkın önüne geldiler.
Ağaçlar.
Banklar.
Daha sakin bir yer.
---
Deniz oturdu.
Elif de yanına.
---
Bu sefer sessizlik rahatsız edici değildi.
---
“Mesajı attığında,” dedi Deniz,
“ciddi miydin?”
---
Elif başını eğdi.
---
“Evet.”
---
Deniz’in bakışları yumuşadı.
---
“Ben de öyle düşündüm.”
---
Elif ona baktı.
---
Deniz devam etti:
“Ama sonra onun görmesi…”
---
Elif derin nefes aldı.
---
“Her şeyi bozdu.”
---
Deniz başını salladı.
---
“Ya da hızlandırdı.”
---
Bu cümle Elif’i düşündürdü.
---
Tam o sırada—
Elif’in telefonu titredi.
---
Ekran.
Kaan
---
Kalp atışı.
---
Elif bakakaldı.
---
Deniz fark etti.
“Kim?”
---
Elif tereddüt etti.
---
“...Kaan.”
---
Deniz geri çekilmedi.
Sadece izledi.
---
“Cevaplayacak mısın?”
---
Elif birkaç saniye düşündü.
Sonra…
reddetti.
---
Telefon sustu.
---
Ama sadece birkaç saniyeliğine.
---
Tekrar çaldı.
---
Bu sefer mesaj.
---
Elif ekranı açtı.
---
“Konuşmamız bitmedi.”
---
Elif dişlerini sıktı.
---
Deniz sordu:
“Ne yazdı?”
---
Elif telefonu kapattı.
“Önemli değil.”
---
Ama önemliydi.
İkisi de biliyordu.
---
Deniz bu sefer daha net konuştu:
“Onu hayatından çıkarmak istemiyorsun.”
---
Elif hemen cevap verdi:
“Öyle bir şey demedim.”
---
Deniz başını salladı.
“Demene gerek yok.”
---
Sessizlik.
---
Bu sefer Elif konuştu:
“Ben… sadece karışmak istemiyorum.”
---
Deniz hafifçe güldü.
“Zaten içindesin.”
---
Bu doğruydu.
---
Elif gözlerini kapattı.
---
Tam o anda—
uzaktan bir motor sesi geldi.
---
Hızlı.
---
Fazla hızlı.
---
Elif gözlerini açtı.
---
Sokak tarafına baktı.
---
Siyah bir motosiklet parkın önünde durdu.
---
Kask çıkarıldı.
---
Kaan.
---
Elif’in nefesi kesildi.
---
Deniz ayağa kalktı.
---
Kaan direkt yürüdü.
Durmadan.
---
Elif de ayağa kalktı.
---
“Sen ciddi misin?” dedi Elif.
---
Kaan hiç durmadı.
“Evet.”
---
Deniz araya girdi.
“Burası okul değil.”
---
Kaan kısa bir bakış attı.
“Farkındayım.”
---
Sonra tekrar Elif’e döndü.
---
“Mesajı görmezden gelemezsin.”
---
Elif sertleşti.
“Ben zaten—”
---
Kaan sözünü kesti.
“Hayır. Kaçıyorsun.”
---
Deniz bir adım öne geçti.
“Yeter.”
---
Kaan bu sefer direkt ona baktı.
---
İlk kez bu kadar net.
---
“Sen karışma.”
---
Deniz geri çekilmedi.
“Karışırım.”
---
Gerilim.
Zirvede.
---
Elif bağırdı:
“İKİNİZ DE SUSUN!”
---
Sessizlik.
---
Elif nefes nefese kaldı.
---
“Bu benim meselem.”
---
Kaan yavaşça konuştu:
“Artık değil.”
---
Elif dondu.
---
Kaan devam etti:
“Çünkü sen seçmedin.”
---
Deniz kaşlarını çattı.
---
Elif fısıldadı:
“Ne demek bu?”
---
Kaan yaklaşmadı.
Ama sesi yakındı.
---
“Seçmezsen… işler seçer.”
---
Bu cümle…
tehdit gibiydi.
---
Ama aynı zamanda gerçek.
---
Elif ilk kez gerçekten sıkıştı.
---
Deniz ona baktı.
---
Kaan ona baktı.
---
İkisi de bekliyordu.
---
Ve Elif…
artık kaçamayacağını biliyordu.
