Sabah ışığı perdelerin arasından odaya süzülüyordu.
Elif uyanmıştı ama gözlerini açmakta zorlanıyordu. Bir süre tavana baktı; kafasının içi doluydu.
Telefonu yastığının yanındaydı.
Ama o telefona bakmak, bugün her zamankinden daha zordu.
Çünkü yazdığı mesaj hâlâ oradaydı.
Eline aldı. Ekranı açtı.
Mesaj kısmı doluydu... silinmiş cümleler, yeniden yazılmış satırlar...
Elif derin bir nefes verdi.
"Bugün..." diye fısıldadı, "bugün göndereceğim."
Parmakları titreyerek yazdığı mesajı bir kez daha okudu.
Her kelime sanki kalbine ağır geliyordu.
Bir cümle yazdı. Durdu.
Sildi.
Tekrar yazdı.
Yine sildi.
Kendi kendine sinirli bir nefes verdi.
"Bu kadar zor olmamalı..."
Ama onun için zordu.
Çünkü bu sadece bir mesaj değildi.
Uzun zamandır içinde tuttuğu şeydi.
Sonunda gözlerini kapattı ve yazdı.
Bu sefer durmadı.
Mesaj uzundu.
Ve gönderilmeye hazırdı.
Parmağı "gönder" tuşunun üzerindeydi.
Bir saniye... sadece bir saniye cesaret gerekiyordu.
Ama o saniye gelmeden-
Kapı açıldı.
"Elif!" diye seslendi Ece içeri girerken.
Elif irkildi.
Refleksle telefonu hızla arkasına attı.
Kalbi bir anda hızlandı.
Ece yatağa oturdu ve Elif'i süzmeye başladı.
"Sen yine ne yapıyorsun sabah sabah?"
"Hiç..." dedi Elif çok hızlı.
Ece kaşlarını kaldırdı.
"'Hiç' dediğin şey genelde en büyük şey oluyor."
Elif gözlerini kaçırdı.
"Gerçekten bir şey yok."
Ama Ece ona inanmıyordu.
İkisi arasında kısa bir sessizlik oldu.
Elif telefonunun arkasında saklı olduğunu unutmaya çalışıyordu.
Ama o anda-
Dıt.
Bildirim sesi odada yankılandı.
Oda bir anda dondu.
Ece hemen doğruldu.
"Ciddi misin?"
Elif hiçbir şey demedi.
Yavaşça telefonu arkasından çıkardı.
Ekrana baktı.
Bir saniye... iki saniye...
Ve yüzü aniden soldu.
Ece bunu fark etti.
"Ne oldu?"
Elif'in sesi titriyordu.
"Ben..." dedi, "yanlış kişiye göndermişim."
Ece kaşlarını çattı.
"Ne gönderdin?"
Elif yutkundu.
"Ben... o mesajı..."
Durdu.
"...denize atacaktım."
Ece şaşırdı.
"Ne demek denize atacaktım?"
Elif telefonu gösterdi, eli titriyordu.
"AMA KAAN'A GİTTİ."
Ece'nin yüzü değişti.
"Nasıl yani?"
Elif başını salladı.
"Elim kaydı... direkt ona gitti."
Ece kısa bir sessizlikten sonra ekrana baktı.
"Mesaj neydi?"
Elif gözlerini kaçırdı.
"...onu sevdiğimi yazdım."
Oda sessizleşti.
Ece Elif'e baktı.
"Tamam..." dedi kısık sesle, "bunu açıklaman gerekecek."
Ve tam o anda-
Dıt.
Telefon tekrar titredi.
Ekranda tek bir isim vardı:
Kaan.








