Aradan günler geçmişti. Konuşmamaları artık alışkanlık haline gelmişti ama bu, hiçbir şey hissetmedikleri anlamına gelmiyordu.
⭐⭐⭐
F: Bu son yazışım olabilir, o yüzden biraz uzun yazacağım
E: Tamam okuyorum
F:Sana ilk yazdığım günü hatırlıyorum, ne yazacağımı bilemeden yazmıştım ama yine de yazmıştım
Şu an da aynıyım aslında, ne yazacağımı tam bilmiyorum ama yazmak istedim
E: Eeee
F: Seninle konuşmak başta sadece meraktı, sonra alışkanlık oldu, sonra da gerçekten değer verdiğim bir şeye dönüştü
Ama galiba ben bazı şeyleri yanlış yaptım
E: Evet
F: Seni kaybetmek istemediğim için bazı şeyleri eksik bıraktım ama bu daha kötü oldu
Bunu şimdi daha iyi anlıyorum
E: Ben de seni anlamaya çalıştım aslında
F: Biliyorum o yüzden bu kadar zor geliyor zaten
E: Bişey demek istemiyorum
F: Seni zorlamak istemiyorum artık
Ama şunu bilmeni istiyorum, seninle olan hiçbir şey benim için boş değildi
E: Benim için de değildi
F: Bunu duymak iyi geldi
E: Ama bazı şeyler değişti
F: Evet farkındayım
E: Keşke baştan farklı olsaydı
F: Ben de aynı şeyi düşündüm çok
E: …
F: Sanırım burada durmamız gerekiyor
E: Sanırım
F: Kendine iyi bak
E: Sen de
⭐⭐⭐
O mesajdan sonra uzun süre ikisi de telefona baktı. Yazacak başka bir şey yoktu ama konuşmanın bitmesini de kabullenmek kolay değildi.
E, sohbeti kapatmadan önce son kez yukarı kaydırdı. İlk mesajlara baktı. O “selam” ile başlayan konuşma artık çok uzakta gibiydi.
F ise telefonu elinde tutuyordu ama artık yazmayacağını biliyordu.
O an ikisi de aynı şeyi düşündü:
“Buraya kadar.”
Ne kavga olmuştu ne de büyük bir patlama…
Sadece yavaş yavaş bitmişti.
Ve belki de en zor olan buydu.