Bir önceki konuşmadan sonra aralarındaki denge değişmişti. Aynı kişilerdi ama aynı hisler değildi artık.
⭐⭐⭐
F: Dün söylediklerimden sonra yazmak istedim ama biraz zaman vermek daha doğru olur diye düşündüm
E: Yazmana şaşırmadım açıkçası
F: Kızgın mısın
E: Kızgınlıktan çok karışığım
F: Anlıyorum
E: Aslında anlamıyorsun gibi geliyor
F: Belki tam değil ama tahmin edebiliyorum
E: Ben sana güvenmeye başlamıştım
F: Biliyorum
E: Ama şimdi sanki baştan başlamış gibiyiz
F: İstersen baştan başlayabiliriz
E: O kadar kolay mı sence
F: Kolay değil ama imkânsız da değil
E: Bilmiyorum
F: Konuşalım mı yüz yüze
E: Şu an hazır değilim
F: Peki ne zaman hazırsan
⭐⭐⭐
O günden sonra her şey yavaşladı. Eskiden saatlerce süren konuşmalar, kısa ve düşünülmüş mesajlara dönüştü.
E, sürekli aynı şeyi düşünüyordu:
“Gerçekten kimi tanıdım ben?”
F ise ilk defa bu kadar net bir şekilde bir şeyleri kaybedebileceğini hissediyordu.
Günler geçtikçe aralarındaki mesafe biraz daha açıldı. Ama tamamen kopmadılar.
Bir akşam, E uzun süre düşündükten sonra dışarı çıkmaya karar verdi. Kafasını toparlamak istiyordu.
Tesadüfen aynı yere gelen F, onu gördü.
İkisi de birkaç saniye ne yapacağını bilemedi.
Sonra F yaklaştı.
“Konuşabilir miyiz?” dedi.
E kısa bir an durdu.
“Deneyebiliriz,” dedi.
Yan yana yürümeye başladılar.
Ama bu sefer aralarındaki sessizlik eskisi gibi rahat değildi. Daha ağırdı.
F sonunda konuştu:
“Ben sana yalan söylemek istemedim sadece her şeyi en başta anlatamadım.”
E gözlerini kaçırmadan cevap verdi:
“Ama bazı şeyleri saklamak da bir çeşit yalan.”
F sustu. Çünkü bu doğruydu.
E devam etti:
“Ben seni tanıdığımı sandım ama şimdi emin değilim.”
F yavaşça başını salladı.
“Ben hâlâ aynı kişiyim.”
E derin bir nefes aldı.
“Belki ama benim hissettiğim şey değişti.”
O an ikisi de anladı.
Sorun sadece söylenen şeyler değildi…
Güven sarsılmıştı.