Ben sıradan bir kızım. Normal olan bir kız. Benim annem yok. Annem yıllar önce vefat etmiş. Yalnızca babam ve ben varız bir kardeşim de yok. Ben üniversiteye, giden, derslerinde çok başarılı olamayan fakat yine de çaba gösteren, okula git, okuldan gel, evin işlerine hallet, uyu döngüsünde takılı kalmış yaşayan bir kız. Ve yine şuan sıradan bir günümü yaşamak üzere uyandım. Üstümü giyinip kahvaltımı yaptım ve evden okula doğru çıktım. Sıkıcı bir şekilde yolda yürüyorum. Okula gittim. Okulda sıradan bir gün geçirdim. Ve evet arkadaşım veya sevgilim de yok. O tarz şeylerden pek hoşlanmayan bir kızım.
Eve döndüğümde sabah evi çok fazla dağıttığımı farkettim ve evi toplamaya koyuldum. Daha sonra babamı beklerken yemek yapmaya koyuldum.
Bu arada babam Ender Işık. Kendisi mühendis. Babamla aramiz iyidir. Kısıtlayıcı veya baskıcı bir baba değil. Babamı seviyorum. Fakat annemin ölümünden sonra babam benimle pek ilgilenmez oldu. Yalnızca işleriyle ilgilenir oldu. Ama ben pek sorun etmiyorum çünkü annemi çok seviyordu ve ölümü ağır geldi. Annem kanser nedeniyle vefat etti. Annemin ölümünden sonra aylarca odamda oturup ağlamıştım ve o süreçte yanımda sadece babam vardı. Yine o zamanlar aklıma gelince gözlerimin dolduğunu hissettim ve kapının sesiyle düşüncelerimden sıyrıldım.
Masa zaten hazırdı. Sahi ya, ben masayı ne ara hazırladım, anlaşılan fazla dalgındım. Babama kapıyı gülücükler ile açtım ve babam da hüzünlü şekilde tebessüm etti sarıldık ve direkt sofraya oturduk. Yemek yerken her zaman sessiz olurduk fakat babamda bugün ayrı bir şey vardı. Sanki gözlerinde korku vardı. "İyi misin baba" dememle beraber irkildi. Gülümsedi ve "bugün biraz yoruldum sanırım, iyiyim" dedi. Pek inandırıcı gelmese de üstelemek istemedim. Yemeği yedik masayı topladım ve odama geçtim. Odamda biraz telefonumla oyalanıp uyudum.
Uykumun derinliklerinde bağırma ve silah sesleri duyuyordum. Kan ter içinde uyandım ve bir rüya olmadığını fark etmem 2-3 saniyemi aldı. Korkuyla aşağı indiğimde babam adamların ellerindeydi. Babam "Kızım yukarı koş ve kapını kilitle." Dedi fakat ben orada kaldım. Karşımda uzun boylu bir çocuk vardı. Benden hemen hemen 2-3 yaş büyük gibi duruyordu ama soyle bir sorun var ki bu çocuk yakışıklıydı. Tabii umrumda değil. 'Allah sahibine bağışlasın'. Karşımdaki çocuk "Bak sen, demek kızım ha!" Dedi ve bende "Evet ben kızıyım ne yapıyorsunuz, siz kimsiniz.burada ne işiniz var..." gibi soruları soğukkanlı bir şekilde sıraladım ve Karşımdaki çocuk "Kes be başım ağrıdı resmen. Ahiret sorgusuna çeker şimdi." Gibi bir şey söyledi. Daha sonra yanındaki simsiyah giyili bir kaç kişiye "Kızı alın adamı bırakın" dedi ve ardından babama dönüp "Ben babamın acısını çekiyorum bakalım sen de kızının acısını çekebilecek misin?" Dedi. Neler olduğunu hiç anlamadığım şekilde 3 kişi birden beni zorla simsiyah bir arabaya sürüklüyordu. Çırpınmam hiç bir işe yaramıyordu.
Arabada boş boş beklememin ardından 5 dakika sonra siyah kan geldi. Yani şey ben az önceki çocuğa siyah kan lakabını takmıştım. Hem simsiyah bir şekildeydi hemde kan gibi şeylerle uğraşıyordu. Yani az önce babam söylediğine göre evet. Arabaya hızla bindi ve şoföre bir adres verip tam karşıma kuruldu. Nefretle ona bakarken "Az önceki ahiret sorgusuna benzettığınız sorularımın cevabını verin ve beni hemen bu arabadan indirin, sizin gibi aptallar telefonumu almayı ve elimi bağlamayı akıl edemediği için cevap vermezseniz hemen polisi ararım." Dedim saçma bir cesaretle. Sırıttı. Evet sadece aptal aptal sırıttı. Ben ona o kadar şey söyledim ve tehdit ettim o ise bana sadece sırıttı. Çıldırmak üzereyken telefonumu hemen çıkardım ve polisi aramaya koyuldugum sırada bir an sinirlendi ve telefonu elimden hızla cekti ve "Aptal olan kesinlikle sensin çünkü böyle bir şeyi istesek yapabileceğimizi anlamıyorsun aynı zamanda bu cesaret sana fazla ölmek istemiyorsan o sesini hemen kesersin." diye bağırdı . O an gerçekten korktum ve korktuğumu görünce sırıtmasına devam etti.
Biraz fazla yol gittik ve gittiğimiz yolun gerisinde kocaman bir orman bıraktık. Uzak bir yere kaçırılıyordum. Sahiden ben kaçırılmıştım. Her şeyin neden aptal gibi gec farkina varıyorum. Ciddiyim bende akıl kalmadı ya, neler oluyor? Hiç bir şey anlamıyorum. Şu karşımdaki siyah kan da aptal aptal sırıtıyo. Tek bildiği şey sırıtmak bu aptalın. Suratına içimden laflar geçirerek dik dik bakarken bir anda göz göze geldik. O an sırıtması silindi ve hemen gözlerini kaçırmıştı. Aman Allah'ım. Ne oluyor ya? Neden gözlerini kaçırdı? Ay Melis sende adamla saatlerce bakışamazsın ya tabii ki de hemen kaçıracaktı. Ha evet bu arada adım Melis. Yakın zamanda şu siyah kan'ın da ismini öğrenmek istiyorum. Öğrensem yine siyah kan diyeceğim ama olsun.
Bir anda arabanın fren yapmasıyla düşüncelerimden sıyrıldım. Simsiyah bir evin karşısında durmuştuk. Ev aşırı ürpertici duruyordu. Bu yüzden burası olmasın diye dualar ederken beni zorla indirdiler. Sinir olarak "zorbalık yapmaniza gerek yok in deseydiniz inerdim aptallar" dedim yine kendim aptallık yaparken. Hepsinin sert bakışlarını umursamadan siyah kana bir şey söylemek için döndüm ve o da saçlarını düzeltirken eve bakıyordu. Çocuk aşırı yakışıklıydı. Ahh, Melis çıkart şu düşünceyi aklından. Daha sonra ona "bu evde kalmayacağız değil mi bu ev simsiyah ve ürpertici " Dedim. O da yine güldü ve "Tam olarak bu evde kalacağız tatlı kız" dedi. O an nedensizce yüzümün yandığını hissettim.İçimden küfür savurdum ve sesli bir şekilde "İşte şimdi s.çtık" Dedim. Yine aptal aptal gülerek bana döndü ve "Korkmana gerek yok tatlı kız işimiz seninle değil senin babanla sadece onu biraz surundurecegim ve daha sonra onun canını alacağım, ama sana asla dokunmam." Dedi. O an gözlerimden çeneme doğru bir yaş düştü. Çünkü benim babamdan başka kimsem yoktu ve o ölürse ben de ölürdüm. Onu çok seviyordum. Beni hayatta tutan tek şey babamdı.
O an sanırım ağladığımı gördü ve "Ağlıyor musun sen?" Diye sordu. Ben ise hiç düşünmeden "Babamı bırakın beni öldürün" Dedim. O an daha çok ağlamaya başladım ve ben ağladıkça onun yüzü yumuşadı. "Hiç bir kadının ağlamasını istemem bu yüzden hemen ağlamayı kes, zaten annen de eğer babanı seviyorsa onun senin için sürüklenmesine izin vermez. Biz de saklanırsa onu öldürmek yerine süründürürüz." Dedi. O an bir annemin olmayışı aklıma geldi ve resmen kalbimin paramparça olma sesini duydum. Annemin olup olmayışını söylesem ne derdi? Bence başka bir şekilde babamı süründürürdü. Ölmesi istemem. Bu yüzden hemen "Böyle bir şey olamaz çünkü annem yok" Dedim ama der demez yine ağlamaya başladım. Bir anlığına yüzünde bir üzüntü oluştu ve "s-sizi terk mi etti yoksa şey ö-" der demez lafının kestim ve "Öldü" Dedi zaten babanı oldurmeycegiz ama şunadam emin ol ki baban sürünecek" dedi..






