İçeriğe geç

yanlış hikaye

Bölüm 8 · 7 dk okuma

yanlış hikaye

Bölüm 8

8. bölüm karanlık şatoda 1 hafta

ağlamamak için direniyordum ama bir yandan umursamıyordum odamda işime yaraya bilecek eşyalara bakıp çantama atmaya başladım bir katana biraz su ve biraz yiyecek aldım aniden çalan kapı beni korkutmuştu kapıya yöneldim ve elvin kapının önünde ağlıyordu hiç bir şey demeden bana sarılıp bağırmaya başladı " orada güçlü ol sakın delirme sen benim aksime güçlü bir kızsın dayana bilirsin sana inanıyorum ve söz veriyorum sen gelene kadar seni burada bekleyeceğim ve sen geldiğinde beraber çok eyleneceğiz " dedi ona hüzünle baktım ve " eminim elvin ben de söz veriyorum orada güçlü olacağım" dedi

ardından üçlü varis ekibi geldi ve sumane neredeyse ağlayacaktı en sonunda dayanamayıp hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı ve elvin gibi bana sarıldı " sakura çok pişmanım keşke sana ondan bahsetseydim sen o cezayı hak etmiyorsun su ruhları yanında olsun ve seni korusun" dedi sumane

"toprağın huzuru ve sakinliği seni kaplasın " dedi nisume

bunu demeyi beklemiyordum ama rüzgar esip gittiği zaman güvende ol rüzdarım yanın da olsun " dedi artur

"suyum yanında olsun" dedi sumane

"toprağım yanında olsun" dedi nisume

" buzum yanında olsun" dedi elvin onlara üzgün olduğumu göstermeden "benim ateşim sizi korusun" dedim "hadi elvin rengoku kapıda bizi bekliyor . sizde çocuklar ben yokken kendi krallığınıza gidin ben gelince haber gönderirim " dedim ve hemen yürümeye başladım elvin elini omzuma koydu bende ona mutlu bir şekilde baktim

"umarım vaz geçerler " dedi elvin "boş ver elvin ben katlana bilirim " dedim ve en sonunda kapıya vardık

" gelin" dedi rengoku yol boyu hiç konuşmadım sadece elvine kafamı yaslayıp uyudum uyandığımda neredeyse kalbim uçacaktı geldiğim şatodan çığlık sesleri yükseliyordu korkunçtu çok fazla korkunçtu bir anlık yüzümü astım rengoku bunu fark etmiş olacak ki " sakura bana bak ve sakin ol kaldıra bilirsin ateşimin külleri senin yanında sen o küllerle ayakta kal sıcak nefesini sıcak tutu ruhum ve ateşim seninle olsun " dedi bende hüzünlü biir gülümseme ile karşılık verdim " efendim bilin ki ben o ateşe sahip çıkacağım sizin külleriniz benim yükselişimin ateşi olacak buradan sağ çıkacağıma emin olun ve lütfen elvini benim yerime koruyun ateşimin hasretini çekmeyin ateşim sizinle dostlarımla olsun" dediğimde bana doğru sımsıkı sarıldı bende aynı doğrultuda cevap verdeim " sanan inanıyorum kızım" dedi ve yürümeye başladık beni kalacağım hücreye getirdiler ve elvin " umarım zaman hızlı geçer" dedi

burası korkunç ve pis bir hücreydi amam moral bozmak yerine yanımda getirdiğim çantadan bir kitap çıkarıp okumaya başladım karanlık olduğu için okuyamıyordum ve aniden korkunç bir varlık içeri girdi ve "demek yeni kurban sensin . yılanı getirin " dedi şaşkınca ona bakıyordum ve arkada ki biri bir kutu verdi o kutuda bir yılan vardı o varlık yılanı eline aldı ve üzerime doğru gelmeye başladı kolumu tutum beni kendine çekti ve yılanın kafasını koluma yaklaştırıp ısırmasını sağladı ve oradan uzaklaştı üzerime kapıyı kilitledi ilk başta acı yoktu ama yaklaşık yarım saat sonra beynim bulanmaya başladı ve habisin içinde rengoku yu gördüm bana bakarak " sen şımarık aptal veledin tekisin " dedi ve oradan kayboldu bir saat bu işkenceyi çekmiştim ama asla pes etmedim kapı tekrar açıldığın da

" demek hala akli dengen yerin de tamam onu getirin " dedi

"bana ne yaparsan yap ben acı çekmem " dedim hırçınca

" onu göreceğiz " dedi sadece bir cübbe giymişti ve yüzünü seçemiyordum beni bir odaya götürdüler ve ellerimi kelepçele diler oturmuş ne yapacaklarını bekliyordum birinin elinde dikenli bir kırbaç gördüm ve o an sadece onlara korku ile baktım çok geçmeden o kelepçeyi sırtıma doğru savurdular dikenleri derime batıp batıp çıkıyordu çok ama çok acıyordu ama bağırmıyordum ve en sonunda korktuğum oldu o dikenler yüzüme gelmeye başladı ben gözlerimi korumaya çalışırken bir an rengoku yine belirdi ve " kızım güçlü ol lütfen katlan" dedi bunlar niye oluyordu ikidir onları görmek istemiyordum sonra darbeler kesilmişti onlara baktım ve kendi araların da konuştuklarını gördüm beni çözdüler ve hücreme götürdüler ve cübbeli olan " bence uyu yağrın daha beteri olacak " dedi ve kapıyı kitle yip gittiler hemen yatak gibi olan şeye oturdum ve mutlu olmak için şarkı söylemeye başladım

" bunlara bebekler bile katlanır " diye bağırdım ama karşılık veren olmadı çantamdan bira su alıp bir yudum içti ve ağzıma bir lokma ekmek attım yatağa uzandım ama uyuduğum ilk an kabus görüyordum terler içinde uyanıp duruyordum ve üşüyordum ama unuttuğum bir şey vardı ben ateş gücü nü kullana biliyordum hemen ellerime baktım ve küçük bir alev aldığını gördüm o alevle ısınmak zordu ama hiç yoktan iyidir yaklaşık yarım saat sonra yine gelip beni aldılar bir tane alev gördüm ama bu alev biraz farklıydı bu ruh ateşi olmalıydı ve bunu ateş gücü olanlar bile karşı koyamazdı beni o ateşin tam ortasına atılar yanıyordum ama bağırmadım ben kontrol edebilir miydim denemekten zarar gelmezdi ama çok acıyordu canım ve yüzüm yanıyordu yorgundum Denemek zorundaydım elime bakıp alevden dışarı uzattım kendimi alevle birleştirmek için elimden geleni yaptım sonunda artık canım yanmıyordu bunu fırsat bilerek kendimi dışarı attım

"nasıl çıktı lan bu" dedi cübbeli

"sonunda ruh ateşini kullana biliyorum " dedim heyecanla ve alevi kontrolüm altına aldım ilk işim bu alevden cübbelinin üzerine atmak oldu adam yanarken çığlıklara kapıldı ama ben umursamazca onu izliyordum arkamdan biri bir tahta ile kafama indirdi kulağım çınlamaya başladı ve bayıldım

uyandığımda hücremdeydim yanım da bir adam vardı elinde de bir kılıç vardı umursamaz bir şekilde ona baktım "demek uyandın yaramaz" dedi yorgun bir şekilde onu süzdüm güzel bir takım giymişti saçı Koreli erkeklere benziyordu tam seçemiyordum ama sanırım kahve rengi saçları vardı bi mum yakmıştı ve bana baktı "neden buradasın" dedi karşılık olarak "zorba bir varisi yaktığım için " dedim biraz düşündü ve "tahmin edeyim ismi daren " dedi bende mutlu bir ifade ile " doğru tahmin peki kimsin ve neden buradasın" dedim ve duvara yaslandım "ben gavin ve burada cezaları uygularım aslında başkalarına söylerim ama yardımcımı yaktığın için ben geldim" dedi gavin ben gözlerimi kapatarak cevap verdim "üzgün değilim "dedim " tahmin edeyim o kılıçla beni şişleyecek sin " dedim onun gözlerine bakarak "evet ama istemiyorum sen burada haksız yere varsın ayrıca tebrik etmek istiyorum üç gün boyunca hayat ta kaldın güçlü bir kadin olmalısın " dedi

"sanırım ben sadece rengoku nun sözünü dinliyorum" dedim

"bu hafta sana ben ceza vereceğim umarım son dört günde de hayat ta kalırsın " dedi ve ayağa kalktı

" lütfen kaç kez bıçaklayacak san yap şunu hemen dinlenmek istiyorum" dedim ve ayağı kalktım

"cidden istiyor musun" dedi korkmuş bir şekilde "yap şunu artık dediğim de bıçağı karnıma değdirdi ama saplamadı " yapacağım şey için özür dilerim" dedi ve sapladı ve farklı yerlereden aynısını yaptı kılıcı temizlemeye başladı ve bana baktı bense o an kahkaha atıyordum sonra ağzımdan kan döküldü yere yığıldım "hemen git buradan dinlenmem lazım son bir iyilik yap ve bana çantamdan bez ver " dedim çocuk hemen çantamı açtı ve bezi bana verdi " umarım ölmezsin tatlım " dedi korkunç bir kahkaha attım " merak etme ölmek için bu az kalır " dedim ve gavin odadan çıktı gözlerimi yumdum ve uyumaya başladım

gördüğüm şey o kadar korkunçtu ki onu hatırlamak bile istemiyordum ama o an uyanamıyordum cehennem gibi bir yerdeydim ve uyanamıyorum ama bir ses vardı o ses gavinin di ve uyanmayı başardım nefes nefese bir şekilde " bu gün ne var " dedim ve bana bakarak "bu akrep sana o kadar acı çektire bilir ki organlarında dolaşıp onları kemire bilir " dedi kulağa korkunç geliyordu ama umursamadan " hemen yap ta bitsin bu çile " dedim ve akrebi üzerime saldı onun içimde olduğunu hissediyordum acı katlanılmazdı en sonunda dayanamayıp öyle yüksek sesli bir çığlık attım ki gavin bile şaşkınca bana baktı " sen ik defa çığlık attın" dedi neden olabilir acaba bu nu yaşadın mı sen ne kadar acı verdiğini biliyor musun

bir kaç gün de böyle geçti ama en sonunda bur dan çıkış günüm gelmişti açtım susamıştım yanıma aldığım yemek hemen küflenmişti suyu da yaralarımı temizlemek için kullanmıştım tam hücremden çıktığımda gavin yanıma geldi "sonunda bu cehennemden kurtuldun sana yaptıklarım için özür dilerim umarım kalıcı yaran yoktur " dedi üzgün bir tavırla "gavin ne kadar canım yansa da eğer bir ihtiyacın olursa bana haber ver " dedim ve yürümeye başladık çıkışta rengokuyu gördüm ve koşarak yanına gittim

" e efendim sizi özlemiştim" dedim ama bana korku ve üzüntü ile baktı

"sana ne yaptılar orada üstün başın yoksa ruh ateşimi " dedi

" evet efendim ama ben sizin sözünüzü dinledim ve yaşamayı başardım " dedim

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.