🖤🤍
Işık bir anda kesildiğinde insan önce gözlerine kızar.
Sanki görmemek senin hatanmış gibi.
Ama bu farklıydı.
Bu karanlık… planlıydı.
Bir saniye boyunca kimse konuşmadı.
Sonra sesler geldi.
Telsiz cızırtısı.
Birinin hızlı nefesi.
Birinin küfrü.
“Kimse hareket etmesin!” diye bağırdı Eren.
Ama bu tür durumlarda insanlar tam tersini yapar.
Hareket eder.
Ben yerimde durmadım.
Çünkü durmak…
beklemek demekti.
Ve beklemek, bu oyunda kaybetmekti.
“Derin,” dedi Karan.
Sesi karanlığın içinden geldi.
Yakındı.
Ama görünmüyordu.
“Yerinde kal.”
Bu sefer sesine bir şey karışmıştı.
Sertlik değil.
Başka bir şey.
Kontrol.
“Hayır,” dedim.
“Bu emir değil,” dedi. “Bu uyarı.”
“Fark etmez.”
Bir adım attım.
Ayaklarımın altındaki zemin hafifçe gıcırdadı.
“Derin—”
Tam o anda bir ses.
Sağdan.
Hızlı.
Keskin.
Refleksle döndüm.
Bir gölge.
Çok yakın.
Elimle savurdum.
Birine çarptım.
Bir boğuşma sesi.
“Dur!” diye bağırdım.
Ama kimse durmadı.
Bir el bileğimi yakaladı.
Sert.
Refleksle kurtulmaya çalıştım.
Ama o an…
ses geldi.
“Benim.”
Karan.
Nefesim bir an durdu.
“Bırak,” dedim.
“Yerinde dur,” dedi.
“Bırak dedim.”
Bu sefer bıraktı.
Ama bir adım geri çekilmedi.
Karanlıkta göz göze gelmek mümkün değil.
Ama hissetmek mümkün.
Ve ben onun bana baktığını hissediyordum.
“Burası temiz değil,” dedi.
“Bunu zaten biliyoruz.”
“Hayır,” dedi. “Şu an aktif.”
Bu kelime…
içimi gerdi.
Telsiz tekrar cızırdadı.
“Eren! Arka tarafta hareket var!”
“Dağılmayın!” diye bağırdı Eren.
Ama artık çok geçti.
Bir ışık yandı.
Anlık.
Kısa.
Ama yeterliydi.
Bir siluet gördüm.
Kapının yanında.
“Orada!” diye bağırdım.
Karan o yöne döndü.
Ama ışık tekrar gitti.
Karanlık geri geldi.
Ve bu sefer…
daha ağırdı.
“Bizi izliyorlar,” dedim.
“Evet,” dedi Karan.
“Ve kaçmıyorlar.”
“Hayır.”
Bu…
daha kötüydü.
Bir ses daha.
Bu sefer arkamdan.
Dönmeye fırsatım olmadı.
Bir darbe.
Omzuma.
Dengeyi kaybettim.
Ama düşmeden önce…
bir şey oldu.
Bir kol beni tuttu.
Karan.
Sertçe çekti.
“Yeter artık!” dedi.
Bu bağırış…
ilk kez kontrolsüzdü.
“Ne yapıyorsun sen?!” dedi.
Ben nefes almaya çalıştım.
“Bırak.”
“Hayır!”
Bu cevap…
beklemediğim kadar sertti.
“Sen burayı oyun sanıyorsun,” dedi.
“Koşuyorsun, takip ediyorsun, düşünmeden hareket ediyorsun—”
“Çünkü biri var!” dedim.
“Evet var!” dedi. “Ve seni istiyor olabilir!”
Bu cümle…
beni durdurdu.
“Ne demek o?”
“Sen hedefsin,” dedi.
Sessizlik.
Bu cümle…
her şeyi değiştirdi.
“Saçmalık,” dedim.
“Değil,” dedi. “Çok net.”
“Niye ben?”
Cevap vermedi.
Bu sessizlik…
yeterliydi.
“Bir şey biliyorsun,” dedim.
“Şu an değil,” dedi.
“Yine mi?” dedim sinirle.
“Şu an hayatta kalmaya odaklan.”
Bu cümle…
beni daha çok sinirlendirdi.
“Ben zaten hayattayım.”
“Şimdilik,” dedi.
Bu kelime…
soğuktu.
Bir ışık daha yandı.
Bu sefer daha uzun.
Herkes göründü.
Eren, Emir, ekip…
ve…
Duvar.
Duvarın üzerinde bir şey vardı.
Yazı.
Kırmızı.
Büyük harflerle.
“GEÇ KALDIN.”
Kalbim hızlandı.
Bu…
tesadüf değildi.
Bu…
mesajdı.
Ve bana gelmişti.
Karan da gördü.
Bu sefer konuşmadı.
Ama ilk kez…
gerçekten endişeliydi.
Ve ben o an şunu anladım:
Bu sadece bir oyun değildi.
Bu…
kişisel hale gelmişti.
🖤🤍
Nasıldı bölümm düşüncelerinizi yazinnn bebislerrr
Neysee görüşürüzzz seviliyorsunuzzz
🖤🤍