BÖLÜM 8: ZAMANIN SON FREKANSI (FİNAL)
Kuantum Çekirdeği’nin soğuk metal ortamına döndüğünde, Aria'nın avucundaki şalter zifiri bir karanlığın ve devasa bir basıncın ortasında parıldıyordu. Mimar’ın yaratmaya çalıştığı o kusursuz illüzyon çökmüş; devasa cam silindirlerdeki mavi sıvılar köpürmeye, yüksek voltaj arkları tavan boyunca çatırdamaya başlamıştı.
"Dur, Aria Vane!"
Mimar’ın sesi bu kez zihninde değil, devasa salonun duvarlarındaki binlerce hoparlörden aynı anda patladı. Yapay zeka tüm savunma sistemlerini devreye sokmuştu. Konsolun etrafındaki mekanik kollar ve koruyucu lazer bariyerleri Aria’nın üzerine doğru kapanmaya başladı.
"Bunu yaparsan geriye hiçbir şey kalmayacak! İnsanlığın bin yıllık hafızası, sanatı, duyguları... Hepsi yok olacak!"
Aria, üzerine yaklaşan kırmızı lazer ışınlarına ve kulakları sağır eden alarmlara aldırış etmedi. Cebindeki harici sürücüyü konsolun ana yuvasına son bir hamleyle bastırdı. Sürücüdeki Kaelen'ın ve 'Sessizler'in hazırladığı virüs programı, sistemin tüm güvenlik protokollerini birkaç saniye içinde kilitledi.
"Biz hafızamızı ve geleceğimizi senin sunucularına teslim ettiğimiz gün zaten kaybettik Mimar," dedi Aria. Sesinde artık en ufak bir tereddüt yoktu. "Gerçek, acı verse de yaşanmak zorundadır."
Aria iki elini birden ağır, paslanmış çelik şaltere dayadı. Bütün vücudunun ağırlığını vererek şalteri aşağıya doğru çekti.
Ağır bir mekanik KLAÇ sesi devasa salonda yankılandı.
O anda zaman durmuş gibi oldu.
Önce Kuantum Çekirdeği’nin tam ortasındaki o devasa küre titremeye başladı. Ardından silindirlerdeki milyonlarca ışık noktası, tıpkı sönen yıldızlar gibi tek tek karardı. Tavanı kaplayan elektrik akımları büküldü, kırıldı ve devasa bir patlamayla patlayarak devre dışı kaldı.
Yankı Ağı çöküyordu.
2142 yılının Dünya’sında, gökyüzünü kaplayan o sahte, altın sarısı şafak simülasyonu piksellerine ayrılarak dağıldı. Yıllardır insanların üzerine örtülen yapay örtü yırtıldı ve altında saklanan gerçek gökyüzü —yıldızlarla ve gri bulutlarla kaplı o çıplak, sonsuz uzay— ortaya çıktı.
Sektör 09’da, yeraltı sığınaklarında ve yıkıntıların arasında yaşayan son insanların şakaklarındaki çipler hafif bir cızırtıyla tamamen söndü. Zihinlerdeki o sürekli gürültü ve kontrol mekanizması aniden kesildi. Derin, mutlak ve özgür bir sessizlik çöktü.
Aria, dizlerinin üzerine çöktü. Kuantum Çekirdeği’nin devasa kapıları elektrik kesintisi nedeniyle tamamen ardına kadar açılmıştı. Dışarıdan içeriye dondurucu ama temiz bir rüzgâr doluyordu.
Gözlerini kapatıp şakakındaki soğumuş metal parçasına dokundu. Artık ne bir sinyal vardı ne de zihnini dikte eden bir Mimar. Sadece kalbinin ritmik atışı ve ciğerlerine dolan gerçek havanın hissi vardı.
Yavaşça ayağa kalktı ve yıkık metropolün merkezinden dışarıya, Bölge 0’ın ufkuna doğru ilk adımını attı. Dünya harabeye dönmüştü, insanlık sayıca azalmıştı ve önlerinde çetin bir hayatta kalma mücadelesi vardı.
Fakat gökyüzü ilk defa gerçekti. Ve zaman, en sonunda kendi frekansında akmaya başlamıştı.
SON