"Bazı vedalar, bir gün geri dönmek içindir; bazı suskunluklar da en çok söylemek istenen şeyleri saklar."
Havalimanında hiç tanımadığım insanalar arasında dönüp duruyordum.
Burada ne beni bekleyen biri vardı ne de geldiğimi bilen. Yıllar önce en iyi bale hocalarıyla çalışmak için ayrıldığım ülkeme şimdi en güzel hayallerimi gerçekleştirmek için geri döndüm.
Benim geldiğimden ne Fransa'da ki ailemin haberi vardı ne de onun, Ayaz'ın yıllardır onu görmemiştim. Yani en azından bi' üç yıldır görüşmüyorduk.
Ayaz ile iletişimi kesmiştim, evet bunu ben yapmıştım çünkü geçerli bir sebebim vardı. Benim için geçerli bir sebep tabii.
Onunla konuşmayı deneyecektim ama Ayaz benimle konuşmak istemezse anlardım, görmek istemezse üstüne gitmezdim ben buydum hatalı olduğumu kabul eden ve bunun sonuçlarına katlanan biriydim.
Zar zor bavullarımı çekerek kapıya doğru ilerledim, her yerde anons sesleri yükselirken ben bu sese daha fazla katlanamayarak kendimi eşyalarımla beraber dışarı attım.
Güzel İzmir'imin havası çok ferah ve temizdi. Fransa'dan sonra gerçekten bana ilaç gibi gelen bir havası vardı İzmir'in, hiçbir şey yapmadan biraz havalimanının orada oturdum.
Daha doğrusu gidecek yerim olmadığı için burada oturdum. Fransa'ya temelli gittiğimiz için burada hiçbir şeyimizi bırakmamıştık.
Bu benim için o zamanlar kolay bir seçimdi ama maalesef şuan yaptığım seçimlerin bedellerini ödüyordum.
"Aa, doğru ben bir şeyimi geride bıraktım. Evimi... Ayaz'ı" Hızla elimi cebime attım ve telefonumu çıkardım rehberime girip onun numarasını tuşladım. "Ayaz." Diye fısıldadım sessizce.
Evet ailem giderken arkalarında hiçbir şey bırakmamış olabilirlerdi ama ben giderken arkamda bir şeyi bırakmıştım, birini Ayaz'ı bırakmıştım, evim dediğim insanı bırakmıştım ardımda ben.
Belki de beni benden çok düşünen, en yakın arkadaşımı, dostumu geride bırakmıştım. Ve bu bir arkadaşın yapabileceği en kötü şeydi, ve ben bunu yapmıştım.
Ayaz'ı aradığım telefon üçüncü çalışında açıldı ama ne o bir şey diyordu ne de ben "Alo kimsiniz?" Oydu, sesi son hatırladığım ses ile aynıydı. Yani en son 17 Haziran 2023'te konuşmuştuk, onun doğum gününde, ben onu doğum gününde terk etmiştim...
"Doğru ses, Ayaz?" Numarasını değiştirmemişti "Ama yanlış kişi hanımefendi." Karşımdan gelen cevapla neye uğradığımı şaşırmıştım.
Ayaz az önce bana artık beni tanımadığını mı ima etmişti? Ben daha ona cevap vermeden telefon yüzüme kapandı.
Boş gözlerle telefonun ekranına bakıyordum, neydi şimdi bu Ayaz neden bana böyle yapmıştı ki durduk yere? Tamam durduk yere değildi belki ama bu kalbimi kırmıştı.
"Sence durduk yere mi öyle yaptı Lara, saçmalamayı kes çocuk haklı." Uzun uzun karşımdaki duvarı izledim, beş yıl önce burayı nasıl bıraktıysam öyle bulmayı umuyordum ama her şey değişmişti, özelliklede o.
Dağılmıştım, dağılmıştık arkadaş grubumuzdan sadece ikimizin çıktığını düşünüyordum ama o da yoktu, o da beni bırakmıştı.
Haklıydı, tabii ki de haklıydı, bana kırıldığını belli etmeliydi artık ikimizde iki yetişkindik ve ağlamanın sızlanmanın bir anlamı yoktu.
Yerimden kalkmadım, saat gittikçe ilerliyordu sabahtan beri ağzıma tek lokma almamıştım ve midem bulanmaya başlamıştı.
Evet bir balerinin yemesine içmesine dikkat etmesi gerekirdi ama her gün düzenli spor yaptığım için sorun olmuyordu.
Elimdeki telefonun kilidini açıp hava alanına en yakın olan bir taksi çağırdım. Neyse ki kimseye güvenmeyip bir otelden oda ayırtmıştım.
Ama şimdi ne olacaktı, ben Ayaz ile aramı nasıl düzeltecektim? Onun benimle tüm iletişimini kesmesini istemiyordum.
Bu bencillik mi bilmiyorum ama eğer bencillikse ben bencil bir insandım.
Beş kişilik arkadaş grubumuz dağılmıştı ve ben o zamanda sadece Ayaz ile konuşmaya devam etmek istemiştim bu takıntı veya başka bir şey değildi Ayaz bana benziyordu; düşünceleri, zevkleri, geçmişiyle her şeyiyle benim erkek halim gibiydi.
Yani Lara'nın erkek hali Ayaz'dı aslında ve benim tüm sırlarımı bilen, tüm anlarıma şahit olan; gençliğim, çocukluğum daha doğrusu tüm geçmişim oydu. Ondan ayrılmak veya iletişimi kesmek beni gerçekten üzüyordu.
Düşüncesi bile beni derinden sarsıyordu. Ama şimdi sorarsanız eğer yıllar önce gidip üstüne üstlük birde çocuğu doğum gününde terk edip niye geldin diye siz de haklısınız ama ben maalesef bunu yapmak zorundaydım en azından benim açımdan öyleydi.
Taksi geldiğinde eşyalarımı bagaja koydum ve bende arkaya geçip oturdum. "Nereye gidiyoruz hanım kızım?" Gözlerim camın dışındaki dünyaya bakıyordu.
"Water Fairy Hotel'e gideceğiz." Başını sallayarak beni onayladı ya da ben öyle zannettim bilmiyorum ama araba ilerlemeye başladığında sanki geçmişime biraz daha yaklaşıyormuşum gibi hissediyordum.
İçimde neden böyle bir his vardı bilmiyorum ama sanki kötü bir şey olacakmış gibi hissediyordum.
Bu çok garipti çünkü genellikle düşüncelerimin tersi çıkardı, bende öyle olmasını umarak kafamı cama yasladım ve dışarıdaki dünyayı izlemeye başladım.
Şimdiye kadar hayatımın hiçbir dönüm noktası yoktu ama şimdi vardı buraya dönmem benim hayatımın dönüm noktasıydı.
Yeni bir sayfa açmamıştım kendime, aksine yeni bir defter aldım kendime ve tüm geçmişimin bulunduğu o defteri kenara ayırdım.
Atmamıştım çünkü insanın geçmişinden ders çıkarması gerektiğini en iyi ben bilirdim.
Buraya boşuna gelmemiştim sonuçta. Gözlerimi camdan ayırdım ve kulağımda asılı duran kulaklığı kulağıma taktım ve bir müzik açtım Karamel Makiyato- Özledim İşte haklıydı bende çok özlemiştim, geçmişim o günlerdeki mutluluğumu...
Aynı şarkıda dediği gibi 'gel özledim Ayaz." dedim fısıltı gibi şoför abi beni duydu mu bilmiyorum ama dikiz aynasından bana baktığında biraz utanmıştım..
Bir süre daha müzik dinledim, araba ilerledikçe otele daha da çok yaklaştım ne kadar istemesem de. Böyle dedikten bi' on- on beş dakika sonra otelin önündeydim.
"Ne kadar tuttu?" Şoför ücretin ne kadar olduğunu söyledi bende kartımı uzattım ve parayı ödeyip arabadan indim. Yaşlı adam ile bavullarımı indirdikten sonra otele doğru bir adım attım.
Dıştan bakınca gayet güzel ve hoş bir oteldi aslında. Mavi ve beyazın ağırlıklı olduğu bir dış tasarımı vardı ve açılalı çok olmamasına rağmen puanı çok yüksekti.
İçeri doğru bir adım attım ve resepsiyon bölümüne doğru ilerledim.
24-25 yaşların da güzel bir kız duruyordu resepsiyonun başında. "Merhaba hanımefendi benim rezervasyonum vardı ama." Güler bir yüzle beni karşıladı.
"Tamamdır hanımefendi hemen bakalım." Önündeki bilgisayara dönerek bir kaç işlem yaptı, sonrasında gözlerini bana çevirdi.
"Odanız 17 numara hanımefendi." Bende gülümseyerek ona karşılık verdim ve bana uzattığı oda kartını alarak asansöre doğru ilerledim.
Çok büyük bir otel değildi 2 veya 3 katlıydı bu yüzden benim odam ikinci kattaydı.
Bir süre otelde olacaktım çünkü ev bulmam, burada bir kursa ve işe girmem gerekiyordu ve bu işleri olabildiğince erken bitirmeliydim.
Asansör durduğunda kendimden emin adımlarla odama doğru yürüdüm. Diğer odalardan farklı bir kapıya ve girişe sahipti.
Çok umursamayarak kapıyı açtım ve içeriye girdim. Bildiğimiz otel odalarındandı.
Odamın nereye baktığını görmek için perdeleri açtım ve karşılaştığım manzara ile adeta büyülenmiştim. Denize bakıyordu ve gerçekten huzur verici bir atmosferi vardı.
Odanın içi de mavi ve yeşil mobilyalar ise beyaz ağırlıklıydı ama göz yormuyordu. Manzaraya bakan camın önünde bir tane beyaz koltuk vardı, duvara yaslanmış bir yatak, bir de dolap ve birde çalışma masası vardı tabii ki.
Odada iki kapı daha vardı birinin banyo olduğuna emindim ama diğerini bilmiyordu.
O kapıya doğru ilerleyerek açtığımda karşımda daha da güzel bir manzara vardı evet burasıda denize bakıyordu ama daha da büyüleyici olan bulutların ve gökyüzünün aldığı haldi.
Mor ve mavi gökyüzünde birleşmişlerdi ve muhteşem bir görüntü açığa çıkmıştı.
Hemen çalışma masasının üzerine koyduğum telefonumu aldım ve manzaranın fotoğrafını çektim. Çeker çekmez fotoğrafa baktım gerçekten aşırı güzel çıkmışlardı.
"Artık herkese döndüğünü söyleme vakti." Yani ailem evde olmadığı kesinlikle fark etmişlerdi ama yine kursa gittiğimi düşündükleri için beni aramamışlardı.
Şimdi İnstagram'a bir hikaye atacaktım ve geldiğimden herkesin haberi olacaktı.
Yatağın üstüne oturdum ve hızla İnstagram'a girdim. Ve hikayeyi attım üstüne de özellikle "Güzel İzmir'imden nasıl bu kadar yıl ayrı kaldım bilemiyorum." Yazdım ve herkese açık bir şekilde paylaştım.
Ve tabii ki de paylaşır paylaşmaz bildirimler gelmeye başladı. Mesaj bölümüne girerek bir kaç tanesini okudum.
Anıl: Lara nasıl? İzmir'de misin şuan? Bu gerçekse hemen bizim grubu topluyorum.
Lara: İzmir'deyim. Bugün geldim.
Grup olayına hiç girmedim çünkü beş kişilik grup toplantımıza Ayaz gelmezdi biliyordum.
Ece: Güzelim, bebeğim, aşkım, balım İzmir'e geliyorsun ve bundan neden bizim haberimiz yok. Hemen buluşuyoruz, hemen!!!
Lara: Tamam bebeğim buluşuruz şuan biraz yorgunum.
Bu beş yıllık sürede sadece Ayaz ile değil Anıl, Ece ve Mete ile de ilişkimi kesmiştim. Benim için zor zamanlardı ve onları da bu zorluğa sürüklemek istememiştim.
Mete: Kızım bu şaka falan değil değil mi? Geldin yani, temelli mi geldin, niye bizim haberimiz yok yoksa sadece bana mı söylemediniz? Ayaz biliyor mu? Tabii ki biliyor dimi? Onun bilmediği ne vardı ki zaten.
Mete çocukluğundan beri hep böyleydi fazla soru sorardı ve her sorusuna cevap vermemizi isterdi.
Lara: Ay Mete dur bu ne gelir gelmez sorguya çekmek. Bir ara buluşur anlatırım merak etme.
Arkadaşlarımdan gelen mesajlar tabii ki de bu kadar değildi ama ben sadece en değer verdiklerime bakmıştım. Ve tabii ki de hemen annem aramıştı.
Lara: Alo!
Sesim aşırı neşeli geliyordu, zaten annemle konuşurken hep neşeli biri oluyordum.
Annemm: Kızım, sen bizden habersiz İzmir'lere mi gider oldun, o kadar büyüdün mü be prensesim
Annem konu ne olursa olsun hep bana destek oluyordu bu seferde sorgulamamıştı neyi neden yaptığımı.
Lara: Anne, neden diye sormayacak mısın? Ya da geri çağırmayacak mısın?
Karşımdan çok net bir cevap geldi.
Annemm: Hayır bebeğim sormayacağım, nerede mutluysan orada kalabilirsin
Telefonun başında gözlerim dolmuştu. Annemin böyle diyeceğini biliyordum ama babamdan emin değildim ve o benim için çok büyük bir problemdi.
Annemm: Şimdi kapatıyorum güzelim, kendine iyi bak benim biraz işim var seni sonra arayacağım.
Lara: Tamam hanımefendi görüşürüz.
Telefon kapanır kapanmaz babam aradı. Annemin yanında mıydı ki acaba?
Baba: Lara sen Türkiye'ye kimden izin alarak gittin?
Lara: Baba ben 23 yaşındayım farkındaysan.
Babam benim bir şeyler hakkında kendi fikirlerimin ya da kararlarımın olmasından hep nefret etmişti.
Baba: Bir hafta- on güne kadar iş için Türkiye'ye geleceğim o zaman konuşalım.
Telefon kapandı, şimdi neden ben İzmir'e dönünce İzmir'e gelesi tutmuştu ki bu adamın? "Of baba of"
Hiçbir şeye dokunmadım ve odayı incelemeye devam ettim, gözüme tek çarpan şey yatağın üzerinde duran su perisi tablosuydu. Eskiden benimde odamda bulunan bir su perisi tablosundan.
Yatağıma yattım ve uçak yolculuğunun verdiği yorgunlukla direkt uykuya daldım.
BÖLÜM SONUUꪆৎꪆৎ
İlk bölümü nasıl buldunuz? Akıcı mıydı ve en önemlisi sevdiniz mi? Yorumlarınızı bekliyorum.
Diğer kitabımda olduğu gibi bu kitabımda da müzik ithafı olacakk
Tuğkan- Aylar Olmuş aslında biraz diğer bölümlere yönelik spoiler gibi oldu ama olsun.
Diğer bölümlerde ne olacağı hakkında fikirlerinizi belirtirseniz sevinirim.

