Herkese öncelikle merhaba! Yakın zamanda fark etmemişim ancak attığım önceki "Bölüm 1" yanlış kısımdan atmışım.O yüzden yeniden atmak durumunda kalmış Normalde daha farklı bir başlangıça sahip.Bu hatayı şimdi düzeltip size açıkladığıma göre...
Yanılsamanın Altındaki Mücadeleye hoş geldiniz!!!
Keyifli okumalar dilerim..~
...
Siren sesleri...
O ambulans ve polis arabalarının meşhur siren sesi... Gerici ve tiksindirici bir sesti benim için. Çünkü bu siren sesleri, kötü bir durum olmadığı sürece asla yankılanmazdı.
O gün bu sirenler, bir hastalığın sonucu olarak iki kişinin ölümü için mahallemizde yankılanmıştı...
Dün gibi gözlerimin önündeydi...
...
Aynı siren sesleri..
Aynı korku...
Ve aynı korku...
Sanki yine o gündeydim. Sadece yıl ve biz farklıydık... Biz büyümüştük, yıl da ilerlemişti... İkisi de durmamış, su gibi akıp gitmişti.
Ciğerlerim nefes almayı reddediyordu, midem yukarı doğru çıkıyor, ellerimin uyuşup uyuşmadığını ya da titreyip titremediğini kestiremiyor ve kalbim göğüs kafesime vurarak artık durmam için çığlık atıyordu...
Siren sesleri her geçen saniye daha da yaklaşıyordu... Tabii ki öyleydi, çünkü buraya geliyorlardı!
Kalk, kendine gel Asteria... Acilen kendine gelmen gerekiyor!
Konuşma sesleri gelse bile tepki vermiyor, sadece kendimi sakinleştirmeye çalışıyordum... Şu anda kimse durumumu fark etmemişti...
Yani neden fark etsinler ki?
Böyle bir durumda ben mi göz önünde olacaktım cidden...
Aptalca. Gerçekten aptalca...
Bunu isteyenler ancak ilgi manyaklarından başkası olamazdı...
İlacımı alsam her şey çözülürdü... Ama asıl soru şuydu: İlacım neredeydi ve yanıma almış mıydım?
Bu kriz anlarında yaşadığım unutkanlıktan nefret ediyorum!
Gerçekten artık bayılacak gibi hissediyorum... Asıl sorun, parmaklarımdaki uyuşukluk ve titremenin bacaklarıma da yayılmış olmasıydı. Yani bu, ayağa kalkıp hava almamı da engelliyordu.
Yürüsem aslında bu uyuşma gider miydi? Ya da direkt yere yığılır mıydım?
Hiç bilmiyordum... Gerçekten bilmiyordum...
Denesem zarar gelir miydi?
Yine bilmiyordum... Bu bilmemezlik resmen şaka gibiydi...
Sessizce ayağa kalktım ve duvara tutunarak ayakta durmayı ve dengemi kaybetmemeyi sağladım.
Ancak tam bir adım atacaktım ki ses ile dengemi kaybettim elbette...
“Asteria?”
Sessizliğini koruyarak ona baktım.O da sadece yanıma yaklaşıp eğildi.
*Drew.*
Havanın boğukluğundan bunalmış olacak ki uzun koyu turkuaz saçlarını toplamıştı.. Ayrıca gömleğinin kollarını da yukarı çekmişti.
“Gene kriz geçiyorsun.” dedi sadece ve ayağa kalktı... Tekte anlamıştı resmen. Gerçi anlayamayacak yan mı vardı...
Ellerimi uzatması ile onu tutundum ve yardımıyla kalktım. O da beni destekleyerek yürümeye başladı.
“İlaçlarımı alsaydım iyiydi." dedim sadece ancak cevap vermedi, sadece yürümeye devam etti.
“Dışarıya çıkalım, ilacı hallederiz Asteria. Sadece oraya kadar dayan.”
“Denemeye çalışacağım.”
“Denemekte iyidir.” dediğinde, gülümsemeden edemedim her ne kadar kötü olsam da.
-Ama her şey o kadar kolay değildi.-
Neden olsun ki zaten?
Onun desteği ile dışarı çıkmamıza rağmen her şey aynıydı. Hatta daha kötüsü de denebilirdi.
Temiz hava yüzüme çarpmasıyla biraz da olsa nefes almıştım ama bu midemin hâlâ ağzıma gelmesi,uyuşukluk ve titremelerin,kalbimin ise göğsüme delice çarpmanın devam etmediği anlamına elbette gelmiyordu.
Drew elbette fark etmişti. “Asteria.” dediğinde artık gücüm bile kalmamıştı.
-Zayıf olmaktan hep nefret ediyordum.-
Yavaşça durdu ve hızla bir elini bacaklarımın altına diğer elini ise sırtıma koymasıyla “Tutun.” dedi. Sonra ise kendimi onun kucağında buldum. İtiraz etmeden başımı ona yasladım.
“Gözlerini kapatayım deme sakın. Zor biliyorum ama lütfen dayan.”dedi sadece sakin ama çağresizce.
Adımlarını hızlandırdı,ama yinede günde sarsmamaya dikkat ediyordu...
O sırada iki kişinin sesini işittim kulaklarımda.
“Of tamam sus sende ya.”
“Tamam tamam sustum, yeter ki sus.”
Drake ve Raven olmalıydı. Çünkü onlar hep kavga ederdi. Ekipte elbette kavga olurdu ama genelde düşmanca değildi. Ama Raven ile Drake olunca işler farklıydı. Onlar direkt düşmandı.
Drew: “Kavgamızı bırakın da biriniz Asteria’nın ilacını getirisin arabadan."
Raven ve Drake elbette bize baktı.:
Drake: “Neler oluyor?”
Raven: “Neden oluyor soruyor bir de kızın iyi olmadığı belli ki.”
Drake: “Raven bir kere laf sokma da git ilacı getir.”
Raven "Pardon sen niye getirmiyorsun uzunsun benim atacağım adımları sen iki adımda atıyo-"
Drew onun sözünü kesti o sırada:
Drew: “Tamam tamam ikiniz susun ben alırım.”
Drew sessizce beni onların bulunduğu en yakın yerdeki banka oturttu ve hızlı adımlarla arabaya yöneldi.
İkisinden hayır yoktu bugün.
Asteria: “Allah aşkına lütfen susun artık...”
Drake: “Susmuyor ki.”
Raven ona baktığı zaman Drake ters ters baktı sessizce . Ama Raven’ın daha çok sinirlendiğini duygusunu bastırmasından anlamıştı.
“Şunu demek istemezdim ancak şu anki kavgayı keserseniz de benim ilacımı verseniz...” dedim gözlerce... Artık başım o kadar tuhaflaşmaya başlamıştı ki bütün bu krizden yeni yeni fark etmeye başladığım daha keskin bir şey miydim? Ya da ölecek miydim daha kestirmeden her şey birden karanlığa gömüldü...
Duyduğum son şey adını endişe ile haykıran kişi olmuştu ama kimdi bilmiyordum...
Aptal Asteri... İlaç gelene kadar dayanamadın...Cidden aptalsın.
...~