İçeriğe geç

Yanılgılar Senfonisi

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Yanılgılar Senfonisi

Bölüm 1

giriş

O merdivenleri inerken üzerimde hissettiğim ağırlık beni yürütmeyecek, dizlerimde derman bırakmayacak kadar ağırdı. Bağırış sesleri hala kulağımda yankılanırken delirmemek için kafamın içindeki sesleri susturmaya çalışıyordum. Babamın zihnimde bıraktığı yankılar kafamdaki sesi susturacak kadar kuvvetli değildi.

"Küçük bir kız çocuğu gibi davranıyorsun!" diye yakınmıştı babam her daim sert, otoriter ve kalın tondaki sesiyle. Kimsenin kafa tutamadığı, karşısında duramadığı adamın kızının böyle davranması haliyle onun gururunu kırmıştı.

"Ne dersen de baba ama ben o savunmayı yapmayacağım!" demiştim bastıra bastıra. Gözlerinde koruduğu ifadesizliği bozmadan işime duygularımı karıştırmamam gerektiğini ve profesyonel davranmamı söyledi sakince. Onu dinlemek, sözlerine itaat etmek benim için hep çok zor olmuştu ama ne olursa olsun her defasında onun sözüne itibar etmiştim. Şu an olduğu gibi.

Üzerime giydiğim siyah takım elbise ve siyah topuklularla merdivenden inerken babamla karşılaşsam da gözlerine bakmamak için elimden gelen tüm mücadeleyi verdim.

"O davayı kazan."

Bu bir istek değildi, bu bir emirdi. Yaptığı en iyi şeyi yapıyor ve bana da emirler yağdırıyordu.

"Hiç şüphen olmasın." diyerek kapıya yaklaştığımda yüzüne bakmak istedim ama karşılaşacağım ifadesizlik biliyordum ki özgüvenimi kıracaktı.

Adliyeye vardığımızda benimle beraber inmek yerine arabada kaldı. Mahkeme salonuna gidene kadar kalbimin defalarca kez teklediğini hissetim. Salona girdikten sonra savunacağım kişinin yanına geçtim ağır adımlarla. Babamdan bana geçmiş işe yarar özelliklerden birini daha yani ifadesizliğimi koruyarak yanında dikildim.

Elimdeki dosyaları üstünkörü bir kez daha inceledikten sonra yanımdaki adam döndüm. Bakışları beni takip edip dosyalarla buluştuğundan ona baktığımı fark edemedi. Hakimin içeri girmesiyle oluşan sessizlikte bakışlarını hakime çevirmişti.

Hakimin birkaç cümlelik konuşmasından sonra karşı tarafın avukatı konuşmaya başladı.

"Sayın Hakim, tüm deliller beyefendiyi işaret ederken uzatmanın bir anlamı olduğunu düşünmüyorum." dediğinde bakışları beni buldu. Yaklaşık on dakika kadar bu konu üzerinde konuştuktan sonra hakim kendi taraflarının tanıklarını dinlemek istedi.

Tanıklar dinlendikten sonra "Sanığın müebbet hapse mahkum edilmesini arz ediyoruz." diyerek konuşmasını bitirdi ve hakim söz hakkını bana verdi.

"İşinizi gayet iyi yaptığınızdan hiçbir şüphem yok ancak delillerin tümü yetersiz niteliktedir. Müvekkilimi suçlayacak üzerine bir de müebbet isteyecek kadar sağlam delillere sahip değilsiniz." Hakime döndüm. "Sayın Hakim, müvekkilim olayın yaşandığı gece arkadaşının eğlence mekanında olduğunu doğruladı. Tanıkların ifadesi de bu yönde. Bulunan hiçbir delille müvekkilim suçlanamaz." Yalandı. O gece orada değildi. Deliller onu müebbet hapse gönderebilirdi.

"Peki ya parmak izinin bulunduğu kanlı bıçak?" diye sordu hakim. Bakışlarımı yanımdaki adama çevirdikten sonra tekrar hakime döndüm.

"Efendim tanıklara ve olay yeri inceleme ekiplerinin ifadelerine göre bıçak eğlence mekanının mutfağına ait. Müvekkilim mutfağa girdiği sırada bıçakla uğraştığını doğruladı. Aynı şekilde tanıklar da öyle. Ancak mutfaktan elinde ne bir bıçakla da ne de herhangi bir şeyle çıktığı görülmemekte. Bıçağa dokunmuş olması tesadüften başka hiçbir şey değil." Yalandı.

"Müvekkilimin denetimli serbestliğini talep ediyorum." diyerek bitirdim. Aynı şekilde bizim tarafımızın tanıkları da dinlendikten sonra yaklaşık yarım saatlik bir bekleme sonucunda hakim karar konuşması için ayağa kalktı.

"Karar: Tanıkların ifadelerine, delillerin yetersizliğine bakıldığında duruşmanın kararına ve davacı ifadesinin çelişkili olmasından dolayı davanı düşmesine, davalı Tolga Yurtseven'in denetimli serbestliğine, beş yıl boyunca ölen Zeynep Egeli'nin ailesine iki yüz metreden fazla yaklaşmamasına karar verilmiştir. Çıkabilirsiniz."

Mahkeme salonundan çıktığımızda davacıdan özür dilemek istedim. Ağlayan annesinden, kendini çok zor tutan babasından, kardeşlerinden... Defalarca kez özür dilemek istedim. Basına yansıtmamak için ultra çaba gösterilen bu olayda haksızı savunan taraftım.

Adliye çıkışına kadar ağlamamak için zor durdum. Ancak adliyeden çıktıktan sonra gözlerime vuran rüzgar benim yapamadığımı yaptı ve gözlerimi doldurdu. Babamın araba konvoyunu görene kadar sessizce gözyaşlarımı döktüm. Daha sonra hiçbir şey olmamış gibi yanaklarımı ve gözlerimi silip arabaya bindim.

Ben babamın kuklasından başka hiçbir şey değildim.

"Aferin güzel kızıma." dediğinde saçlarıma dokunmaya yeltendi ama buna izin vermeden kendimi çektim.

İçindeki masum, küçük kızı dinleyerek avukat olan kadın, az önce bir kadın cinayetinin şüphelisini ipten kurtardı.

Ama vicdan mahkemesinde kendini ipten alamadı. Sandalye düştü, asıldı ve sallandı. Tik tak tik tak, bir ileri bir geri... Artık masum değildi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.