İçeriğe geç

Yan Daire

Bölüm 5 · 3 dk okuma

Yan Daire

Bölüm 5

Soğuk Nevale

Sabah gözlerimi açtığımda aklıma gelen ilk şey Aras'ın dün söylediği cümle oldu.

“Bu kadar merak iyi değil.”

Yastığı yüzüme bastırdım.

"Tamam Defne. Bugün onu düşünmeyeceksin."

Yatağımdan kalktım.

En azından deneyecektim.

Kahvaltımı hazırlayıp bilgisayarımı açtım. Bugün evden çalışacaktım. Öğleden önce teslim etmem gereken bir iç mekân projesi vardı.

Saatlerce bilgisayarın başında oturdum.

Renk paletleri…

Mobilya seçimleri…

Duvar tasarımları…

Her şey yolunda gidiyordu.

Ta ki kahvemi bilgisayarın yanına bırakana kadar.

Elim masaya çarpınca kahve devrildi.

"Hayır!"

Peçetelere sarılıp masayı temizlemeye çalıştım.

Tam o sırada telefonum çaldı.

Sıla.

Açtım.

"Ne oldu?"

"Hiç. Sesini duymak istedim."

"Sabah sabah?"

"Evet."

"Kesin bir şey isteyeceksin."

Kısa bir sessizlik oldu.

"Akşam bana gel."

Güldüm.

"Yine mi?"

"Evet."

"Senin başka arkadaşın yok mu?"

"Var ama sen yenisin. Seni kullanıyorum."

Kahkaha attım.

"Çok dürüstsün."

"Akşam geliyorsun."

"Bakacağız."

"Bakmayacağız. Geleceksin."

Telefonu kapattım.

Sıla'nın bu huyuna alışmaya başlamıştım.

Öğleden sonra işlerimi bitirip markete gitmek için dışarı çıktım.

Ellerimde birkaç poşetle apartmana döndüğümde asansörün önünde Aras'ı gördüm.

Beni fark edince asansörün kapısını tuttu.

"Gel."

"Teşekkürler."

Yanına geçtim. Dün gece olanlardan sonra karşılaşmak hiç iyi olmamıştı.

Tam kapılar kapanacakken elimdeki poşetlerden biri kaydı.

"Ah!"

Poşet yere düşmeden Aras tuttu.

Bana baktı.

"Yine mi?"

Kaşlarımı çattım.

"Ne yine mi?"

"Düşürüyorsun."

"Poşet bu,elimden kaydı."

"Fark ettim."

Poşeti bana uzattı.

"Teşekkür ederim."

Asansör yukarı çıkarken sessizlik oldu.

Sonra dayanamadım.

"Sen herkese böyle misin?"

Aras bana baktı.

"Nasıl?"

"Mesafeli."

Bir an düşündü.

"Genelde."

"Anladım."

"Sen?"

"Ben nasılmışım?"

"Çok konuşuyorsun."

Gözlerimi büyüttüm.

"Ben mi?"

Başını hafifçe salladı.

"Evet."

"Sen de çok susuyorsun."

"Belki dengelemek içindir."

İstemeden güldüm.

Asansör sekizinci katta durdu.

Kapılar açıldı.

Ben önden çıktım.

Aras da arkamdan geldi.

Tam kapıma yönelirken poşetlerden biri tekrar elimden kaydı.

Aras bana baktı.

"İstersen onları da ben taşıyayım."

"Yok."

"Kesin mi?"

"Evet."

"Tamam." Kısa ve net konuşuyorduk.

İki adım attı.

Sonra dönüp bana baktı.

"Birazdan yine düşürürsen çağırma."

Gülerek kapımı açtım.

"Çok komiksin."

"Öyle söylüyorlar."

Kapıyı kapattığımda yüzümde hâlâ bir gülümseme vardı.

Telefonum çaldı.

Sıla:

“Neredesin?”

“Evdeyim.”

“Aras'la karşılaştın mı?”

Gözlerimi devirdim.

“Sen apartmanın güvenlik kamerası mısın?”

“Cevap ver.”

“Evet.”

“Ne oldu?”

“Hiçbir şey.”

“Hı hı.”

Telefonu kapattım.

Akşam olduğunda Sıla'nın evine gittim.

Kapıyı açar açmaz bana baktı.

"Bir şey olmuş."

"Ne olmuş?"

"Gülümsüyorsun."

"Normalde de gülümsüyorum."

"Hayır. Bu farklı. Kesin Arasla birşeyler oldu."

"Abartıyorsun."

Sıla kolumdan tutup içeri çekti.

"Anlat."

"Anlatacak bir şey yok."

"Aras?"

"Aras yok."

"Aras var."

"Yok."

"Var."

İkimiz de gülmeye başladık.

Sıla'nın yanında zaman gerçekten hızlı geçiyordu. Tatlı ve samimi bir kızdı yakın zamanda tanışmamıza rağmen iyi bir arkadaş olmuştuk.

Bir süre sonra eve dönmek için apartmana çıktım.

Asansörün düğmesine bastım.

Kapılar açıldı.

İçeri girdim.

Tam kapılar kapanırken bir el araya girdi.

Aras.

"Yine sen."

Bana baktı.

"Rahatsız mı oldun?"

"Hayır."

Kapılar kapandı.

Asansör hareket etti.

Birinci kat…

İkinci…

Üçüncü…

Derken asansör aniden durdu.

Işıklar söndü. Tabikide beni bulurdu böyle belalar.

"Ne?"

Telefonumun fenerini açtım.

Aras düğmelere baktı.

"Sanırım bozuldu."

"Şaka yapıyorsun."

"Hayır."

"Harika."

Duvara yaslandım.

"Yeni taşındığım apartmanda asansörde mahsur kaldım."

Aras oldukça sakin görünüyordu.

"Panik yapma."

"Sen çok sakinsin."

"Çünkü birazdan çıkacağız." Kendinden oldukça emin konuşuyordu ve bu yanı nedensizce ona güvenmemi sağlıyordu.

"Ya çıkamazsak?"

Aras bana baktı.

Dudağının kenarı hafifçe kıvrıldı.

"O zaman seninle biraz daha konuşmak zorunda kalırım."

Şaşkınlıkla ona baktım.

"Ben çok konuşmuyorum?" Biraz düşündüm, evet konuşuyor olabilirdim.

"En azından senin gibi soğuk nevale değilim."

Bu kez gerçekten güldü.

Kısa ama içten bir gülüştü.

İlk kez onu böyle görüyordum.

Ve nedense…

Gülüşü, sert bakışlarından çok daha tehlikeliydi.

Kalbim hızlandı.

Ama bu kez nedenini biliyordum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.