İçeriğe geç

Yan Daire

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Yan Daire

Bölüm 1

İnce Bir Duvar

Telefon ekranında arkadaşımın adı son kez yanıp söndü.

Ardından ekran karardı.

Telefonu elimde birkaç saniye daha tuttum. Aramakla aramamak arasında gidip gelirken sonunda derin bir nefes alıp telefonu sehpanın üzerine bıraktım.

Bu tartışmanın bu kadar büyüyeceğini düşünmemiştim.

Aslında düşünmüştüm.

Belki de sadece kabullenmek istememiştim.

Çünkü bazen insan, en yakınındaki birinin kendisini ne kadar kırabileceğini düşünmek istemezdi. Hele ki yıllardır hayatında olan biriyse…

Gözlerimi kapattım.

"Ben artık seninle aynı evde yaşayamam."

Tartışma sırasında söylediğim o cümle hâlâ kulaklarımda yankılanıyordu.

Öfkeyle söylenmişti.

Ama yalan değildi.Bana hakaretler eden bir arkadaşımla aynı evin içinde yaşamak istemezdim.

Ayağa kalkıp odanın ortasında duran kolilere baktım. Hayatımın son birkaç yılını birkaç karton kutuya sığdırmıştım.

Ve şimdi önümde yepyeni, kocaman bir başlangıç duruyordu.

Belki de ihtiyacım olan tam olarak buydu.

Yeni bir ev.

Yeni bir düzen.

Kimsenin bana ne yapmam gerektiğini söylemediği bir hayat.

Arabadan son koliyi de çıkardığımda apartmanın girişine baktım.

Bina dışarıdan bile diğerlerinden farklı görünüyordu.

Fazla gösterişli değildi.

Aksine oldukça sade ve zarifti.

Açık renk taşlarla kaplanmış dış cephesi, geniş camları ve tertemiz giriş alanıyla sessiz bir lüksü vardı. Bahçesinde birkaç ağaç, düzgünce kesilmiş çimler ve küçük ışıklandırmalar bulunuyordu.

Apartmanın önünde gereksiz bir kalabalık yoktu.

Ne çocuk sesleri…

Ne yüksek müzik…

Ne de balkonlardan birbirine seslenen insanlar.

Sessizdi.

Fazlasıyla sessiz.

İçeri girdiğimde bu sessizlik daha da belirginleşti.

Mermer zemin ayakkabılarımın altında hafifçe yankılanırken valizimin tekerleklerini arkamdan sürükledim.

Asansörün önüne geldiğimde üzerindeki aynada kendime baktım.

Dağılmış saçlarımı düzelttim.

Gözlerimin altındaki yorgunluğu kapatmaya çalıştım.

"İyi olacaksın."

Kendi kendime fısıldadım.

"Bu sadece yeni bir başlangıç."

Asansör geldi.

Sekizinci kata bastım.

Katın kapısı açıldığında karşıma uzun ve aydınlık bir koridor çıktı.

Duvarlar açık krem rengindeydi. Tavandaki küçük spot lambalar koridoru yumuşak bir ışıkla aydınlatıyordu. Her kapının yanında küçük, siyah numaralar vardı.

Koridorun sonunda kendi kapımı gördüm.

No:8

Anahtarımı çantamdan çıkarıp kapıyı açtım.

İçeri girdiğim anda istemsizce gülümsedim.

Burası gerçekten güzeldi.

Salon genişti. Büyük pencerelerden içeri gün ışığı doluyordu. Açık renk parke zemin, krem duvarlarla uyum içindeydi. Mobilyaların çoğunu henüz almamıştım ama evin kendisi bile sıcak görünüyordu.

Mutfak salona açıktı.

Her şey sade, temiz ve düzenliydi.

Tam istediğim gibi.

Ayakkabılarımı çıkarıp kapının yanına bıraktım.

"Tamam."

Ellerimi belime koyup etrafa baktım.Yorgundum ama yerleştirilmesi gereken birçok eşyalar vardı,bir yerden başlamam şarttı.

"Şimdi sıra bunlarda."

Kutuları kastettiğimi anlamak için dâhi olmaya gerek yoktu.

Yerde üst üste duran onlarca koli bana meydan okurcasına bakıyordu.

İlk koliyi açtım.

Tabaklar.

İkinci koli…

Kitaplar.

Üçüncü…

Kıyafetler.

Bir süre sonra salondaki sessizlik beni rahatlatmaya başlamıştı.

Telefonumu sessize almıştım.

Kimseyi aramıyordum.

Kimsenin beni aramasını da istemiyordum.

Sadece kutuları açıyor, eşyalarımı yerleştiriyor ve kafamın içindeki düşüncelerden uzaklaşmaya çalışıyordum.

Tam kitap kolisini açmıştım ki…

Bir ses duydum.

Başımı kaldırdım.

Sessizce bekledim.

Önce hiçbir şey olmadı.

Sonra duvarın diğer tarafından boğuk bir erkek sesi geldi.

Kaşlarım çatıldı.

Ses çok net değildi.

Sanki yan daireden geliyordu.

Bir adam bağırıyordu.

"Bunu benden saklayabileceğinizi mi düşündünüz?"

Elimde tuttuğum kitabı yavaşça indirdim.

Bir an olduğum yerde kaldım.

Ses devam etti.

"Size kaç kere söyledim bunu?"

Adamın sesi sertti.

Öfkeli.

Öyle bir öfkeydi ki, duvarın ardından bile hissediliyordu.

İstemeden gözlerim yan duvara kaydı.

Demek yan dairemde biri vardı.

Apartmanın bu kadar sessiz olması nedeniyle normal bir konuşma bile rahatlıkla duyulabilirdi.

Ama bu konuşma…

Normal değildi.

Sonra başka birinin sesi duyuldu fakat ne söylediğini anlayamadım.

Adam tekrar bağırdı.

Ardından…

GÜM!

Bir kapı sertçe kapandı.

Ses koridorda yankılanmış gibi hissettirdi.

Sonra…

Sessizlik.

Tam anlamıyla sessizlik.

Elimdeki kitabı masanın üzerine bıraktım.

Birkaç saniye boyunca duvara bakmaya devam ettim.

"Ne oluyor burada?"

Fısıldadım.

Merak etmiştim.

Hem de fazlasıyla.

Yeni taşındığım ilk gün yan dairemde biri kavga ediyordu.

Üstelik bağıran adamın sesi…

Garip bir şekilde ürkütücüydü.

Bir süre daha bekledim.

Belki başka bir ses gelir diye.

Gelmedi.

Kapı açılmadı.

Ayak sesi duyulmadı.

Hiçbir şey olmadı.

Sanki birkaç dakika önce o evin içinde öfkeyle bağıran adam hiç yaşamamış gibiydi.

Başımı salladım.

"Boş ver."

Sonuçta beni ilgilendirmiyordu.

Daha ilk günden komşularımın özel hayatına burnumu sokacak değildim.

Hem benim de yeterince problemim vardı.

Kendi hayatımı toparlamaya çalışıyordum.

Başkasınınkini değil.

Kitaplarımı tekrar yerleştirmeye başladım.

Fakat birkaç dakika sonra fark ettim ki aklım hâlâ yan dairedeydi.

Adamın sesi zihnimde dönüp duruyordu.

Bunu benden saklayabileceğinizi mi düşündünüz?

Kime söylemişti?

Neyden bahsediyordu?

Neden bu kadar öfkeliydi?

Ve en önemlisi…

Kimdi bu adam?

Elimdeki kitabı rafa yerleştirdim.

Kendime kızarak başımı iki yana salladım.

"Gerçekten merak edecek başka şey bulamadın mı?"

Kendi kendime söylenip son koliyi açtım.

Gün ilerledikçe ev yavaş yavaş ev gibi görünmeye başladı.

Kıyafetler dolaba yerleşti.

Kitaplar raflara dizildi.

Mutfak eşyaları dolaplara konuldu.

Salonun ortasındaki karton kutular azaldı.

Yorgunluktan kollarım ağrıyordu ama içimde garip bir huzur vardı.

İlk kez uzun zamandır kendi kararımı vermiş gibi hissediyordum.

Akşam olduğunda pencerenin önüne geçtim.

Dışarı baktım.

Apartmanın bahçesindeki ışıklar yanmıştı.

Sokak sakindi.

Şehir uzaktan hafif bir uğultuyla kendini belli ediyordu.

Telefonumu elime aldım.

Ekranda birkaç cevapsız arama vardı.

Bir süre baktım.

Sonra telefonu kapattım.

Bugün hiçbir şeyi çözmek istemiyordum.

Yalnızca uyumak istiyordum.

Yeni evimde.

Yeni odamda.

Yeni hayatımda.

Belki yarın her şey daha kolay olurdu.

Belki de olmazdı.

Ve ben, bu evde ne olursa olsun kendime yeni bir hayat kurmaya kararlıydım.

Yan dairedeki gizemli adamın kim olduğunu ise…

O gün öğrenmeye hiç niyetim yoktu.

En azından ben öyle sanıyordum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.