Yeni evimin önündeydim, şey daha doğrusu evden ziyade kutuyu andırıyordu ama yine de buraya taşınabildiğim için mutluydum. Her nasılsa kirası normalden çok ucuzdu ( Gerçekten çok ucuzdu öyleki duyduğumda çok şaşırmıştım) ama hem ucuz hem okuluma yakın olunca taşınmaya kara verdim. Sakura apartmanı, burasi biraz eskiydi belki ama bakımlı bir yerdi.
Anahtarı kapı deliğine sokup çevirdim. İçerisi biraz rutubet kokuyordu ama havalandırınca geçeceğine emindim. Kapıyı arkamdan kapatıp yeni yaşayacağım kutuya göz gezdirdim. Eşyalarımı dün ailemle yerleştirmiştik zaten ve şimdi harika görünüyordu. Çantamı boşaltıp duşa girdim. Kısa süre sonra da uykuya daldım.
...
Sabah kahvaltı yapacak vaktim olmadığından yanıma somonlu onigirimi ve kahvemi alıp çıkmıştım. Sınıfa doğru giderken arkamdan tanıdık bir ses duydum ;
-Günaydın Rei!
Arkamı dönüp Saki' ye baktım, saçlarını normalden farklı olarak salmış her zamankinden daha süslü görünüyordu.
-Günaydın Saki, bugün özel bir şey falan mı var, neden böyle süslendin?
- Rei unuttun mu?! Bugun fotoğraf kulübünün etkinliği var!
Ah bunu nasıl unutabilmiştim ki! Saki beni kesinlikle öldürecekti.
-Fotograf mı?
-Evet geçen hafta konuşmuştuk, katılacaktık.
Mecburen bugün o etkinliğe gidecektim.(Bu kaçıncı unuttuğum etkinlikti?)
-Tamam gelirim, saat kaçta?
- 16.00 ' da başlayıp 17.00 gibi bitiyor. Seni sonra ararım görüşürüz, lütfen unutma!
...
Derslerin sonuna gelmiştim. Eşyalarımı toparlayıp tuvalete gittim. Yüzümü yıkadıktan sonra ellerimle koyu saçlarımı düzelttim, kahküllerim gözüme girmeye başlamıştı. Tam o sırada yanıma Saki de geldi ve beraber çıktık.
Amacımız Yokohama ' nın eski sokaklarını, binalarını ve küçük eski dükkanlarını çekmekti. Basit bir görevdi. 10-15 kişiyle beraber kampüsün önündeki minibüse bindik. Yarım saat süren yol sonrası geldiğimiz yere baktım. Eski binaların olduğu, küçük dükkanların olduğu sakin bir yere benziyordu. Ara sokaklar da vardı. Hava kapalı olduğundan etraf biraz karanlıktı.
Sonunda herkesin toplanacağı yeri belirleyip gruplar halinde dağıldık. Ben Saki ve Ren' le birlikteydim. Beraber yürürken gözüme bir çıkmaz sokağa benzeyen ve inanılmaz dar olan bir ara sokak ilişti. Karanlıktı. Oraya gitmek istedim.
-Hey, şurası tam fotoğrafın temasına uygun içeri girip göz atalım mı?
- Ne, hayır oraya asla girmem, tabi sen gireceksen kendin bilirsin.
Ren' nin bunu diyeceğini tahmin etmiştim. Çocuk her şeyden korkuyordu. Saki' ninde onunla beraber gitmek istediğini tahmin ederek onlara gireceğimi söyledim. Onlar da bir şey demediler.
-Dikkatli ol!
Saki' yi başımla onaylandıktan sonra ara sokağa girdim. Burasi cidden korkutucuydu ve gitgide daralıyordu sanki. Çöpün yanında siyah poşetlerini olduğu yerde bir kedi vardı. Hemen oyalanmadan fotoğraf makinemle kedinin fotoğrafını çektim. Sonra bir daha çektim ve bir daha. Çıkarıp çektiğim fotoğraflara baktım. Elimdeki fotoğrafları sallamaya başladım. Sonunda görünür hale gelmişti. İlk iki fotoğrafa baktım ama sonra üçüncüsü... Üçüncü fotoğrafta biri vardı. Orda çöpün yanında ki duvarın solunda. Yemin ederim biri vardı, hemen başımı kaldırıp o yere doğru baktım, kimse yoktu. Korkmuştum. Cidden bunu kim yapardı ki?
-Merhaba?!
Ses yoktu, derken onu gördüm.
Çöp konteynerinin arkasinda
Bana doğru bakıyordu
Gözleri o kadar korkunçtu ki arkama bile bakmadan koştum, bir daha buraya ve bunun gibi yerlere girmeyecektim.
Saki' lerin yanına döndükten sonra yaşadığım şeyi unutmaya çalıştım. Gerçi o şeyin bende hala fotoğrafı vardı. Simsiyahtı, gözleri... Gözleri çok büyüktü, kopkoyuydu ama kan çanağına dönmüştü öyleki bi an gözlerini kırmızı sanmıştım ve direkt olarak bana bakıyorlardı. Birisinin şaka yaptığını düşündüm. Başka ne olabilirdi ki?
Başka şeyleri de çektikten sonra minibüse bindik. Artık eve gitmek istiyordum.