UYARI: BÖLÜM KAN, ŞİDDET, ARGO BULUNDURABİLİR.
İnsan öleceği zamanı hisseder miydi, ebedi karanlığı, bilinmezliği ? Belki hissederdi. Ama ya zaten bir kere ölmüş olan biri bir kere daha ölür müydü, hisseder miydi ölümü?
Her yanı dolduran silah sesleri bir uğultuya dönüşüyordu. Gözlerimi açacak mecalim yoktu sadece seslere odaklanmıştım. Bileğimdeki kelepçeye bulaşmış kanın verdiği ıslaklık hissine bile alışmıştım. Ne zamandan beri buradayım? Gözlerimi aralamak için çabaladım, olmadı. Bir ses geldi kulağıma uğultudan ibaret seslerin arasından seçmek zordu ama anlamıştım ne dediğini.
“Burada komutanım!”.
Biri kelepçeleri çıkartmak için uğraşıyordu. Biri ise yüzümü ellerinin arasına almış beni ayıltmaya çalışıyordu.
“Buradayım, duyuyorum”
Demek istedim ama dudaklarım bilinçsizce açıldığında ağzımdan çıkan tek şey kan olmuştu. Dudaklarımdan aşağıya akışını hissetmiştim. Acı beni öyle uyuşturmuştu ki bileklerime dokunan elleri , beni kanlar içinde bıraktığım o sandalyeden alışlarını birkaç saniyeni sonrasında fark ediyordum. Ama dışarıya çıktık mı emin değildim. Çünkü artık bir kaç saniye sonrada olsa fark edemiyordum. Tamamen karanlığa, acının daha derinlerine gömülmüştüm.
⌘
“ Zafer Timi, göreviniz sahada mahsur kalan MİT ajanını sapa sağlam bulup geri getirmek. Emir anlaşıldı mı asker?!”
Korkut Albayın bağırışı askeriye de yankılanmıştı. Hep sert bir adam olmuştu ama bugün farklı bir hoyratlık , gerginlik vardı üzerinde.
Zafer Timi hep bir ağızdan “ Anlaşıldı, komutanım!” diye karşılık vermişti.
Albayın emri üzerine helikoptere binmişlerdi . Kamil’in “MİT ajanı da kurtarmadım demem” demesinin üzerine Yağız ”Dur oğlum bir bulalım bir kurtaralım.“
“Komutanım bizden kaçar mı? “ soruna bu sefer Baran cevap vermişti.
“Kaçmaz ama yine de Allah’ın işine karışma dua et sapa sağlam bulalım.”
“ Acaba ne için görevlendirilmişti, niye ve nasıl pusuya düştü?” diyen Damla’nın mırıltısı duyuldu. Açelya
“ Bilemeyiz ama umarım sapa sağlamdır. Korkut Albayın emrini yerine getirebiliriz.”
Birkaç ses aynı ağızdan “ Amin” demişti.
Sonrası sessizlikti. İnişten saatler sonra çoktan ajanın yerini bulmuşlardı. Kamil’in dediği gibi onlardan hiçbir şeyi açmazdı. Onlar Yaman Timiydi, eski Zafer Timi:
Yüzbaşı Asaf Çakır
Yüzbaşı Yağız Akyürek
Kıdemli Üsteğmen Açelya Güral
Üsteğmen Baran Gedikli
Asteğmen Melis korkmaz
Asteğmen Damla Şahin
Asteğmen Çağatay Aydın
Astsubay Kıdemli Başçavuş Kamil Budak
Astsubay Kıdemli Başçavuş Kıvanç Arhan
Ve tek eksikleri yıllar önce kaybettikleri silah arkadaşları:
Kıdemli Üsteğmen Seçil Yaman’dı.
Eğer kaybetmeselerdi şimdi belki o da bir Yüzbaşı olurdu. Ve Zafer timi tarihe gömülmezdi.
Herkes yerini yerleşmişti.
” Komutanım hazırız” diyen Açelya’nın sesi duyuldu.
Otların arasına pusu kurmuş uzaktan arkalarını kollayacaktı. Gördüğü her şeyi rapor geçti. Tim pür dikkat komutandan gelecek saldırı emri bekliyordu. Asaf’ın telsizden gelen “ Atış serbest!” sesiyle üstlerine çullanmışlardır.
Telsizden saldırı alanını başka bir alandan izleyen Melis’in kahkaha sesi geldi.
” Komutanım bu itler hala kaçabileceklerini sanıyorlar.”
Ardından Çağatay’ın sesi duyuldu.
” Sık Korkmaz’ım, sık!”
Dakikalar için telef etmişlerdi. Telsizden başka bir ses geldi. Fazlasıyla şaşkın ve tedirgin bir ses “Burada komutanım!” demişti, Barandı.
Kanlar içinde ve zincirle bağlanmış kadını görünce kalakalmıştı. Kıvanç odaya girince kapının önüne dikilmiş Baran’ın yanından geçip kadını görüş açısına almıştı. Kadının halini gördüğü an kelepçeleri çözebilmek için uğraşmaya başlamıştı. Bu sırada diğerleri de geldi. Herkes Baran gibi kala kalmıştı. Kamil dışında o da gidip kadının durumunu kontrol ediyordu.
Telsizden “İyi mi ?” sorusuna kimse cevap verememişti. Melis tekrar etmişti sorusunu. Kamilin sesi duyuldu bu seferde “ İyi değil ama yaşıyor.”
Kıvanç “ Komutanım ne oldu hepinize! Yardım edin de çıkaralım.” demişti.
Seslenişi üzerine Açelya “ Bir terslik mi var komutanım?” demişti.
Asaf “ Yok asker, hepiniz kendinize gelin, çıkaralım onu buradan.”
“ Emredersiniz komutanım.”
Her biri kelepçelerden onu kurtarmak için çabaladı. Ardından onu oradan kurtarıp dışarı çıkarttıklarında aynı şoku Açelya ve Melis’ de yaşamıştı. Durumu gittikçe daha kötüye gidiyordu. Helikopterin iniş yapacağı alana canhıraş gelmişlerdi. Baş ucuna Asaf oturmuştu. Her saniye nabzını kontrol ediyordu. Ayak ucuna da Açelya oturmuştu. Dönüş boyunca kimseden çıt çıkmamıştı. Kamil ve Kıvanç bu hallerine bir anlam vermemişlerdi. Yüzü gözü kan içinde kalmış kadının hali içler acısıydı tabi ama komutanlarını ilk kez şaşkın ve korkmuş görüyorlardı. İniş yaptıklarında Açelya kadının kemerini çözmüştü. Yağız kucakladığı gibi dışarıda bekleyen ambulans sedyesine yatırmıştı.
“ Siz kalın ben giderim.”
Hepsi bu söylediğine itiraz etmek istemişti ama çoktan başka bir ses duyulmuştu. Korkut Albay “ Ben gidiyorum Yüzbaşı .” Deyip ambulansa binmişti.
Hepsi öylece kala kalmıştı. Çağatay onlara yaklaşan Mert’i görünce ağzının içinde bir küfür yuvarlamıştı. Asaf, Mert’e öylece baka kalmıştı.
“ Hayırdır Yaman Timi ? Yaralınızda yok tamsınız. Ne oldu ?”
Sorusuna Kamil atlayıp “ Komutanım MİT ajanı kurtardık ama hâli çok fenaydı. Allah yardımcısı olsun.”
“ Amin . Helal size, maşallah. Yine şanınıza şan katmışsınız. İnşallah o da iyi olur. ” Ambulansın arkasından bir süre baktıktan sonra gözleri timin üstünde gezindi.
” Çok mu kötü haldeydi? Bu kadar mı etkiledi sizi Akyürek, Çakır ?”
İkisinin de sesi çıkmamıştı. Ama Açelya’nın acı sesi duyulmuştu.
“ Çok kötüydü.”
Asaf time dönüp “Asker!” demesiyle hepsi duruşunu almıştı.
“ Görev tamamlandı. Rahat!” deyip uzaklaşmıştı.
Timin kalanında peşinden gitmişti Kamil ve Kıvanç hariç. Kıvanç “ Ben anlamadım biz bundan daha kötülerini de kurtardık ama ilk kez bu halde görüyorum hepsini.”
“ Katılıyorum kardeşim sanki bizden birine bir şey olmuş gibiler “
Mert onlar konuşmalarına devam ederken oradan ayrılmıştı.
“Kimdi bu , Korkut Albayı bile peşine takacak kadar önemli olan kişi?”
YAZIMDA BİR HATA OLDUYSA AFFOLA.