ElAlena Keyifli okumalar
Karşımda ki deniz uçsuz bucaksız görünüyordu her zamanki gibi. Boğazımı yakan tuz kokusu garip bir şekilde iyi hissettiriyordu.
Elimdeki termos bardakta olan sade kahveden büyük bir yudum alıyordum. Her zaman soğuk olan ellerim, bardağın ısısı ile hislerini kaybetmiyordu. Benim aksime
Parmak uçlarım kızarmış çoktan, soğuğu tüm hücrelerimde hissediyorum. Denizden esen yeller tenimi adeta yalıyor. aynı rüzgar gözleriminde sulanmasına yetiyorda artıyordu bile. Tek ses rüzgarın fısıltılarıydı. Kendini, çığlıklarını duyurması için fısıltıları ona yetiyordu. Sanki beynimin içine işliyor oradanda tüm vücuduma dağılıyor gibi irkilmeme neden oluyordu. Çenemi dikleştirdim. Düşüncelerin beni avucunun içine almasına izin veremezdim.
Yanıma birinin oturmasıyla, boş bakan gözlerimi sol tarafıma çevirdim. Bu saatte burada birini görmek tuhaftı.. Geldiğini de duymamıştım. İrkildim artık tamamen ayık bir kafaya sahiptim.
Keskin çene hatları bir ressamın elinden çıkmış gibi kusursuzdu. Buğday tenine rağmen ay ışığında bile ayırt edilebilir açık kumral saçlarının, güneşte daha da sarı olduğuna emindim. Karşımdaki denizin rengi kadar büyüleyici mavilikteki gözlerini çevreleyen kirpikleri adeta yaya yerleştirilmiş oklar gibi ileriye atılacak gibi duruyorlardı.
''Üşümüşsün. Git artık.'' dedi, gözleri gözlerimle kesiştiğinde aynı şekilde bakmaya devam ettim. ''Kimsin sen?'' dedim merak etmeme rağmen, önemsiz bir soru sorar gibi. Önce uzunca gözlerime baktı ardından konuşmak için dudaklarını aralamıştı ki telefonumun bildirim sesiyle, bir dakika işareti yaptım.
Mesaj Emirden gelmişti.
EMİR; Acil buraya gel.
İZEM; Ne oluyor Emir?
EMİR; Acil dedim. Buraya geldiğinde konuşacağız.
Hızlıca yerimden kalktım. Yanımda oturan adam bana bakıyordu. Çantamın içinden arabamın anahtarını çıkarırken zihnim milyonlarca soru oluşturuyordu. Anahtarı bulduğumda, istifini hiç bozmadan sakince beni izlemeye devam eden adama bir baş selamı verdim.
''Görüşmek üzere İzem.'' demesiyle ona sırtım dönük halde ayakta kaldım.
Yüzümde buzdan bir ifade ile yavaşça başımı ona çevirdim. ''Kimsin sen?'' dedim soruyu tekrarlamış olmuştum. Kendime güvenen bir ses tonuyla sakince konuşarak. Ayağa kalktı ve yavaş adımlarla bana yaklaştı. Yüzünde alay ve keyif karışımı bir gülümseme vardı.
Ellerini siyah kotunun cebine sokup, bir sağına bir soluna baktı ve aradaki boy farkını kapatmak için biraz eğildi.
"Merak etme onu da öğrenmen gereken zaman gelecek, bende her şeyi sana göstermek için bizzat orada olacağım.''
<<<
Arkasını döndü ve gitti. Kaşlarım çatılmış arkasından bakıyordum. Eğer bana o gün öğrendiğim her şeye ve öğreneceğim her şeye rağmen onun kim olduğunu bilmek istiyor musun diye sorsalardı. Ben yaşadığım her âna kaybettiğim her kan damlasına rağmen öğrenmek için çabalardım.
O gün orada bedeni bu dünya ya ruhu farklı bir boyuta ait hiç yaşamamış, ölüm tarafından ziyaret edilmiş bir beden olarak oturuyordum. Gözlerim boş bakıyor, ruhum kanıyordu. Üzerimde ki ölü ağırlığını o adamın alacağını, beni ceset gibi yaşamaktan kurtaracağını bilsem peşinden o gün giderdim.
Her şeye rağmen...
***
Tekrar buradayım...
Benimle ve duyguları dönüştürerek her kelimelerini özenle yazdığım karakterlerimle bu yolculuğa katılmaya umarım hazırsınızdır.
Onlar benim için yazdığım karakterlerden çok daha fazlası..
Olmam gereken, hissetmem gereken yer de~
ElAlena