İçeriğe geç

yalancı sokak

Bölüm 1 · 4 dk okuma

yalancı sokak

Bölüm 1

gecenin kaybı

17 Mayıs 2009

Bahçedeydim, tek başıma. her zaman ki gibi. teyzem içeride beyaz çikolatalı, frambuazlı kek yapıyordu. elimde ki oyuncak tilkiye baktım. tek arkadaşım.

kendimi oyalarken ambulans sirenlerinin sesi kulağımı tırmalıyor, polis ışıklarının kırmızı mavi renkleri gözümü yakıyordu. anlamaz gözlerle iki ev ötemdeki eve baktım. Oradan geliyordu. kafamı önüme çevirdim. o sırada garip bir ses duydum ve çitlere baktım benden üç-dört yaş büyük duran bir çocuk gördüm. onu hatırlamıştım, bana tek arkadaşım tilkiyi vermişti. hemen ayağı kalktım ve onun yanına gittim. ''Elçim'' bana Elçin demezdi asla. ''ben, gitmek zorundayım,'' duraksadı, gözleri dolu, doluydu, kırpsa ağlardı, ama yapmadı, yapamadı. ''belki ileride karşılaşırız, umarım öyle olur. seni çok seviyorum.'' dedi. anlamıyordum, algılayamıyordum. teyzem içeriden elinde dolu dolu bir kek tabağıyla geldi. onu görünce ''Atillacığım, ne zaman geldin. dur sana da getireyim.'' dedi ve içeriye gitti. Atilla... bana asla ismini söylemedi. ilk defa o gün öğrendim. ''şimdi gitmem lazım. Elçim, seni özleyeceğim'' tam gidecekti ki kolunu tuttum ve ona sımsıkı sarıldım. omuzumun ıslandığını hissettim. gözlerini kırpmıştı... kekleri ona verdim ve elimi salladım. yüzündeki buruk gülümsemeyle koşarak uzaklaştı.

17 Mayıs 2025

olay yerine varmıştım. artık şaşırmıyordum, çünkü her ayın 17'sinde şahit oluyordum bu duruma. elimdeki kamerayla içeriye girdim. tabii ki de baran komiser sayesinde. bilindiği gibi o yangın nerede yaşanırsa oraya büyük bir güvenlik önlemi alınıyordu.

duvarların ve yerlerin fotoğraflarını çekmeye başlamıştım, o sırada baran komiser yanıma geldi. ''ne düşünüyorsun, bu bir intihar olabilir mi?'' dedi bana bakarak. ''düşüneyim, 12 kere 12 kişi her ay aynı günde intihar etti.'' dedim düşünüyor gibi yaparak. ''bana cevabını bilmediğin bir şey sor baran.'' duvardaki tablonun fotoğrafını çekmeye devam ettim. baranın bozulduğunu hissettim. ofladım ve ''peki, işimiz bitsin bir kafede bunu konuşalım.'' dedim elimi omuzuna koyarak. gülümsedi ve kafasını salladı.

arabadaydık, kafeye doğru ilerlerken çektiğim fotoğraflara baktım. ürkütücüydü. kafeye vardığımızda kendime vanilya şuruplu ice latte söyledim. baran her zaman ki gibi iced americano söyledi. konuşmak için sabırsızlandığı belliydi. gözlerimiz birleşti. ''sana bir şey vermem lazım. bu kıyağımı unutma ama'' dedi. kaşlarım merakla çatıldı. elindeki 12 zarfı bana uzattı. ''belki, bu intihar konusunda fikrini değiştirebilir.'' gözlerimi heyecanla ona çevirdim. ''düşündüğüm şey mi?'' gülümsedi ve başını salladı. hemen kalkıp ona sarıldım. ''ya sen birtanesin, bu iyiliğini asla unutmayacağım.'' dedim. ve hemen yerime geçtim. intihar mektupları.

hemen okumaya başladım.

17 Mayıs 2024

kocacığım, ben... ben yaptıklarıma inanamıyorum. seni ve oğlumu terk ettiğime inanamıyorum. büyük bencillikti, yapmamalıydım. biliyorum, ne kadar özür dilesem boşuna. artık geri dönüşü yok. sana iyi bir eş olamadım. yapamadım. acımasız, bencil, zavallı bir insanım. cezamı çekmemin zamanı geldi, özür dilerim.

oğlum, ah benim öksüz kalan oğlum, annen sana annelik yapamadı. annen adi bir insandı! öbür dünyada yapış yakama, hakkın var...

A. Ç.

gözlerimi masaya çevirdim. suratım tiksintiyle buruştu.

''baran...'' boğazımı temizledim. suratımı ona çevirdim. gülümsedi. bu tepkiyi beklediği belli oluyordu. kahvemden bir yudum aldım. ve diğer mektuba geçtim.

17 Haziran 2024

özür dilerim. ben insan olamadım. narsisttim, şizofreniydim. özür dilerim ben koca olamadım. karımı yok saydım, onu aşağıladım, ezikledim, aldattım. özür dilerim ben baba olamadım. çocuğuma psikolojik şiddet uyguladım, fiziksel şiddet uyguladım, travma bıraktım. insanlık namına bir şey yapamadım. sonradan olurum dedim ama artık çok geçti. artık kızım büyüdü, karım güçlendi. ikiside bana muhtaç değil. özürlerimde bir işe yaramıyor benim gibi.

özür dilerim...

R. I.

kaşlarım çatıldı. midem bulandı. insanlar ne zamandır böyleydi? diğer mektubu elime aldım.

17 temmuz 2024

özür dilerim. eşcinsel olduğun için seni zorbaladım, başına ayran döktüm, intihar etmene neden oldum, erkekler tuvaletine girdiğinde ''sen buraya değil buraya gireceksin!'' diyip kızlar tuvaletine soktuğum için bir daha okulda tuvalete gitmemene sebep oldum, tüm okulun gözü önünde sana zorla etek giydirdim. annene ''onu deliler hastanesine kapat!'' diyip anneni ağlattığım için... çok özür dilerim.

hislerin hastalık olmadığını kabullenemeyecek kadar kirli bir kalbim vardı

M. A.

sinirlenmeye başlamıştım. diğer mektuba geçtim.

17 Ağustos 2024

özür dilerim anneciğim. doğduğun anda seni terk ettim. anne sütü olmadan yaşamaya çalıştığın için zehirlendin, bir anda geri döndüm, babanla kavga ettim, senin psikolojini bozdum, saçlarını yaktım, içtiğim alkol şişesiyle bileklerini kestim. az daha ölecektin. delirmiştim. özür dilerim...

C. S.

boğazım düğümlendi konuşamadım. barana baktım, ''iyi misin?'' diye sordu. kafamı iki yana salladım.

17 Eylül 2024

güzel kızım, bebeğim, burada değilim. çünkü olmayı haketmiyorum, yalnız kaldın yıllarca, ellerin kanlı büyüdün, evin erkeği olmaya çalıştın. eve para getirip anneni yaşatmak için her işte yıprattın. özür dilerim. baban olmayı haketmiyorum.

A. K.

baranın elindeki kahveye daldım, gözlerimi onun gözlerine çevirdim. gözlerime baktı bir şeyler demek istiyordu. ama konuşmadı, ben başladım. ''hala bunların intihar olduğunu düşünmüyorum.'' sustum ve boğazımı temizledim. ''sanki birileri intihar süsü vermeye çalışmış gibi...''

kafeden kalkalı çok olmuştu, evdeydim yatağıma oturdum. laptop'ı dizlerime koydum. haberleri izliyordum. bunun gizemi artık canımı sıkmaya başlamıştı.

''ünlü cinayetlerin ardı arkası kesilmiyor. gizemli kundakçılar, halkı korkutmaya başladı.'' kundakçılar... bu piromanların intihar süsü vermek için kusursuz çalıştığı belliydi. evet emin oldum, kesinlikle birden fazlalardı.

laptoptan çektiğim fotoğraflara ayrıntılı şekilde bakmaya başladım.

her yangında duvarda ^+^ işareti olduğunu fark ettim. kaşlarım çatıldı.

olay yerini tek başıma görmek istedim.

hemen evden çıktım ve en son kundaklanan bölgeye geçtim. elimdeki el fenerini duvarlara tuttum. işaretin olduğu duvarda bir şey farkettim.

''907135 93231213 674621815''

günlüğümde kullandığım alfabe...

''gözler geçmişin aynasıdır''

gözlerim kısıldı ağzım şaşkınlıkla aralandı. bu alfabeyi bir tek ben biliyordum. bilmeleri imkansızdı. hadi ama elçin! küçükken hayal dünyası geniş olan tek çocuk sen değildin.

ben bunları düşünürken arkamdan bir yürüme sesi geldi. kafamı hemen çevirmedim ama kalbim ağzımda atıyordu. kafamı döndüğümde başımdan sert bir darbe aldım ve gözlerim karardı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.