Öbür Gün
Gözlerimi deccal alarmın sesi ile araladığımda saat 09.30'du. Pek sorun değildi çünkü diğer kızlar gibi fazla fazla hazırlanmazdım. Kahvaltı yapıp çıkacaktım. Ayaklandım ve mutfağa doğru ilerledim. Kapıda Hatice teyze vardı, alt komşumuz. Abim ile konuşuyorlardı. Pek umursamadım. Her gün gelir kapıda sohbet ederdi zaten. Ama içeri girip mutfakta beni rezil bir şekilde yakalaması bana da sürpriz olmuştu. Hello Kitty'li pijamam,garip bir şekilde topuz yapılmış saçlarım,telefondan son ses açılmış Can Kırıkları vardı. Hatice teyzenin içeri girdiğini görmeyip bağırarak söylemeye başladım
"BENİM BELKİDE, GİZLİ BİR BİLDİĞİM VAR! ELBETTE AĞLARIM BENİM CAAAAN KIRIKLARIM VAR!" (Şebnem Ferah-Can Kırıkları) kendime sandviç hazırlıyordum o sırada. Mutfağa dalıp enseme bir tane yapıştırması bana büyük bir sürpriz olmuştu.
"Ah! Ne yapıyorsun Hatice teyze!"
"Asıl sen nabaysun hamsi uşak! Kafa mi bıraktun?" Evet,karadenizliydi Hatice teyze.
"Ama öyle vurulur mu? Hem elimi kestim ya!" domatesleri kestiğim bıçak elime gelmişti. Elimi yavaşça kaldırıp baktı
"Ha şu kadacık kesikten ölmezsin,da!" sakince mutfaktan uzaklaştı. Bende sandviçimi alıp salona geçtim. Sandviçimi yerken bizim gruba girdim ve mesajları okumaya başladım..
Işıl:Nazlı..
Işıl:NAZLI! EĞER,EĞERKİ RUJUM SENDEYSE ÇOK PİS BOZUŞURUZ!
Nazlı:Işıl...
Işıl:NAZLI! O RUJ BU GÜN BANA GELECEK!
Nazlı:Of yemedik rujunu! Getiririm bu gün. Ama eğerki kahve yapma.. Bozuşuruz!
Işıl:Tabiki canımmm sen gel ben sana kahveyi gider Afrika'dan kendi ellerim ile toplarım
Nazlı:Aferin,akıllı ol.
Buradan sonra telefonu kapattım ve odama geçim ve hazırlandım. Saat 10.00'da kapıdaydım. Hatice teyze gitmiş, abim mağarasına kapanmıştı. Kapıda bir yandan ayakkabımı giyerken bir yandan da abime bağırmaya başladım
"Abi!" odasının kapısında belirdi. Onunda benim gibi ela gözleri,kahverengi saçları vardı.
"Ne var Lidya? Ayrıca sen nereye gidiyorsun?" abim polisti. Ona bir mafyanın avukatı olacağımı söylemek ne kadar doğru olurdu bilmiyordum.
"Abiciğim ben avukatım ya? Müvekkilimle tanışmaya gidiyorum"
"Daha tanışmadan nasıl müvekkilin oluyor?" kafamı ayakkabılarımdan kaldırıp ters bir bakış attım.
"Tamam tamam. Kolay gelsin." dedi ve mağarasına çekildi. Asansöre bindim ve tekrar kombinime baktım. Adidas ayakkabılarım,mavi ispanyol paça pantolonum,beyaz gömleğim ve ağır deri çantam ile tam bir avukat olmuştum. Zemin kata gelince asansör durdu ve ben de binadan dışarı çıktım. Yavaşça otobüs durağına ilerledim ve otobüs beklemeye başladım. Otobüs geldi,bindim ve sonunda oranın önündeydim;
Cedra Holding
Bu isim ne ya? Yaz dizilerindemiyiz? Masum fakir kız havalı ceo patronun yanına gider.. Deseler şaşırmam herhalde. Kapıdaki korumalara kartımı gösterip içeri girdim. Sekreterin yanına doğru ilerlemeye başladım. Burası baya büyük bir ana salondu. Kenarda insanların oturması için bir kaç koltuk,ortada kocaman bir şömine,tavanda ise camdan yapılmış gibi duran bir avize vardı. Açıkcası şık bir tasarım olduğunu söyleyebilirim. Derin bir nefes aldım ve sekreterin yanına doğru ilerledim. Seda Kara.
"Merhaba" dedi Seda
"Merhaba Seda hanım. Ben Pascal Bey için gelmişti-" o sırada hep haberlerde gördüğümüz o Pascal merdivenlerden inip bana doğru gelmeye başladı. Yanıma gelince sakince durdu ve elini uzattı
"Avukat hanım?"
"Pascal bey." diyerek onayladım. El sıkıştıktan sonra Seda'ya bundan sonrası bende der gibi bir hareket yapıp sakince çantamı elimden aldı. Teşekkür amacı ile sakince kafamı sola doğru eğdim. Merdivenlerden çıkmaya başlamıştık ki durdu.
"Asansör de var. Merdivenden çıkmak sizin için sorun olmaz değil mi?"
"Hayır,sorun yok." dedim. Bir kaç kat çıktıktan sonra koridorda ilerledik kapısında Pascal Cedra yazan bir odanın önünde durduk.
"Buyrun" dedi. Sakince odaya girdim ve çantamı elinden aldım. Odada ahşap bir masa, masanın arkasında bir tekerlekli sandalye,ahşap bir kitaplık ve karşı karşıya duran iki koltuk,koltukların arasında ise bir sehpa vardı. Koltukların birine oturdum ve Pascal'a döndüm
"Sorun nedir? Sizi dinliyorum."