- BÖLÜM-İKİNCİ YÜZ
Defne geri çekildi.
Aras hemen kapının önüne geçti.
“Kimse açmayacak.”
Dışarıdan cevap gelmedi.
Sadece sessizlik vardı.
Bu sessizlik, az önceki tehditlerden bile daha korkutucuydu.
Selin fotoğrafı Defne'nin elinden aldı. Dördüncü çocuğun yüzüne uzun uzun baktı.
Sonra fısıldadı:
“Bu fotoğrafı görmemeliydiniz.”
Defne ona döndü.
“Sen bu çocuğu tanıyorsun.”
Selin cevap vermedi.
“Tanıyorsun, değil mi?”
Selin başını eğdi.
“Evet.”
Aras'ın sesi sertleşti.
“Kim?”
Selin gözlerini kaldırdı.
“Adını söylemem yasaklandı.”
Defne şaşkınlıkla güldü.
“Kim tarafından?”
Selin cevap vermeden önce dışarıdan bir ses geldi.
“Benim tarafımdan.”
Üçü birden kapıya döndü.
Defne'nin yüzü gerildi.
“Sen kimsin?”
Kapının arkasındaki kişi:
“Bunu öğrenmeden önce başka bir şeyi öğrenmen gerekiyor.”
“Ne?”
“Annen neden seni benden sakladı?”
Defne'nin gözleri büyüdü.
Aras hemen araya girdi.
“Annesi seni tanıyor muydu?”
Dışarıdaki kişi güldü.
“Aras… sen hâlâ hiçbir şeyi hatırlamıyorsun.”
Aras'ın yüzü gerildi.
“Beni tanıyor musun?”
“Çocukluğundan beri.”
Bir anda Aras'ın zihninde kısa bir görüntü belirdi.
Yağmur.
Karanlık bir yol.
Kuyu evinin önünde duran dört çocuk.
Ve elinde küçük bir fener taşıyan biri…
Aras gözlerini kapattı.
“Ben seni…”
Sesi titredi.
“Hatırlıyorum.”
Defne ona yaklaştı.
“Ne hatırlıyorsun?”
Aras cevap vermek üzereyken kapının dışındaki kişi konuştu:
“Beni değil.”
Kısa bir sessizlik.
“Kardeşini.”
Defne'nin nefesi kesildi.
Selin bir anda kapıya yürüdü.
“Yeter!”
Kapının önünde durdu.
“Buraya gelmemeliydin.”
Dışarıdaki kişi:
“Sen de yıllar önce gitmemeliydin.”
Selin'in yüzü değişti.
Defne bunu fark etti.
“Ne demek bu?”
Selin cevap vermedi.
Defne sesini yükseltti.
“Selin!”
Kadın sonunda dönüp ona baktı.
“Annen seni korumak için bir karar verdi.”
“Ne kararı?”
“Çocuklardan birini götürdü.”
Defne'nin gözleri fotoğrafa kaydı.
“Hangisini?”
Selin cevap vermedi.
Aras fotoğrafı aldı.
Dört çocuğun yüzüne tekrar baktı.
Sonra bir ayrıntı fark etti.
“Defne…”
“Ne?”
“Fotoğrafın arkasına bak.”
Defne fotoğrafı çevirdi.
Arkada el yazısıyla tek bir tarih vardı:
17.06.2011
Altında ise dört isim yazıyordu.
Aras
Mert
Defne
Lara
Defne'nin kaşları çatıldı.
“Lara kim?”
Selin'in yüzündeki renk tamamen kayboldu.
Aras ona baktı.
“Lara.”
Selin gözlerini kapattı.
“Onu unutmanız gerekiyordu.”
Defne bir adım yaklaştı.
“Benim kardeşim mi?”
Selin cevap vermedi.
Defne'nin sesi bu kez çok daha düşüktü.
“Lara benim kardeşim mi?”
Selin başını yavaşça kaldırdı.
“Evet.”
Tam o anda kapının dışından bir şey duyuldu.
Ayak sesleri.
Biri uzaklaşıyordu.
Aras kapıya koştu.
“Dur!”
Kapıyı açtı.
Koridor boştu.
Ama yerde küçük bir kolye duruyordu.
Defne kolyeyi görünce olduğu yerde kaldı.
Çünkü kolyenin üzerinde tek bir harf vardı:
L
Aras kolyeyi yerden aldı.
Tam o sırada telefonuna mesaj geldi.
Bilinmeyen numara.
Mesajda sadece şu yazıyordu:
“Lara'yı bulmak istiyorsanız, önce Mert'in hangisinin gerçek olduğunu öğrenin.”
Defne'nin telefonu da aynı anda titredi.
Ona gelen mesaj ise çok daha kısaydı:
“Ben Lara'yım.”
Defne ekrana bakakaldı.
Sonra ikinci mesaj geldi:
“Ve Aras'a sakın güvenme.”