Lina olduğu yerde kalmıştı.
Üst kattan gelen bakışları hissediyordu ama korkudan hareket edemiyordu.
Aras ise hâlâ bileğini bırakmamıştı.
“Canımı acıtıyorsun…”
Aras yavaşça elini çekti.
Ama gözleri hâlâ Lina’nın üzerindeydi.
Tam o sırada malikânenin kapısı açıldı.
Uzun boylu, sert bakışlı bir adam merdivenlerden aşağı indi.
Adamın yüzündeki soğuk ifade Lina’nın içini ürpertti.
“Bu kız kim?”
Aras hiç düşünmeden cevap verdi:
“Benim misafirim.”
Adam alaycı şekilde güldü.
“Senin ‘misafirlerin’ genelde uzun yaşamıyor.”
Lina korkuyla Aras’a baktı.
Ama Aras’ın yüzündeki ifade bir anda değişmişti.
Soğuktu.
Tehlikeli derecede soğuk…
Bir adım öne çıktı.
“Onun hakkında dikkatli konuş.”
Salondaki herkes sessizleşti.
Adam birkaç saniye Aras’a baktıktan sonra omuz silkti.
“Babana açıklarsın.”
Ve yukarı çıktı.
Lina derin nefes aldı.
“Ben burada kalamam.”
Aras ona yaklaştı.
“Dışarı çıkarsan seni bulurlar.”
“Ya burada ölürsem?”
Aras bir an sustu.
Sonra beklenmedik şekilde elini Lina’nın saçına götürdü.
“Sana kimsenin dokunmasına izin vermem.”
Lina’nın kalbi hızlandı.
Tam geri çekilecekken salona genç bir kız girdi.
Şık giyimli, güzel ve sinirli görünüyordu.
Kız doğrudan Aras’a yürüdü.
Sonra Lina’yı görünce yüzü değişti.
“Bu kız da kim?”
Aras sakin bir sesle cevap verdi:
“Seni ilgilendirmez.”
Kız sinirle Lina’ya baktı.
“Aras’ın yanında duran herkesin sonu kötü biter.”
Lina gerildi.
Ama asıl şoku birkaç saniye sonra yaşadı.
Çünkü kızın söylediği isim…
nefesini kesmişti.
“Müstakbel eşimden uzak dur.”
Salon buz gibi sessizleşti.
Ve Lina ilk kez gerçekten başının belada olduğunu hissetti.
Sizce aras gerçekten evlenecek mi?